İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Biz ümmi bir cemaatiz. Ne yazı yazarız, nede hesap biliriz. Bir ay şöyledir: şöyledir, şöyledir diye üç defa tekrarladı ve yirmi dokuz gün olduğunu söyledi.” (Müslim, Sıyam: 4; Ebû Davud, Savm: 8)
Sünen-i Nesâî › Kitâb 22 · OruçKonum
- 1Tahâret324
- 2Sular23
- 3Hayız ve İstihâze49
- 4Gusül ve Teyemmüm53
- 5Namaz46
- 6Namaz Vakitleri132
- 7Ezan62
- 8Mescidler54
- 9Kıble35
- 10İmâmet99
- 11Namaza Başlama153
- 12Tatbîk (Ellerin Dizler Arasına Konulması)150
- 13Namazda Sehiv188
- 14Cuma Namazı66
- 15Yolculukta Namazı Kısaltma26
- 16Tutulma Namazı45
- 17Yağmur Duası (İstiskâ)25
- 18Korku Namazı27
- 19İki Bayram Namazı42
- 20Gece Namazı ve Gündüz Nâfileleri220
- 21Cenâzeler272
- 22Oruç345
- 23Zekât184
- 24Hac467
- 25Cihâd111
- 26Nikâh193
- 27Talâk174
- 28Atlar, Yarışlar ve Atıcılık33
- 29Vakıflar17
- 30Vasiyyetler61
- 31Hediyeler16
- 32Bağışlar18
- 33Rukbâ14
- 34Umre42
- 35Ziraat178
- 36Kadınlara İyi Muâmele27
- 37Kan Dökmenin Haramlığı167
- 38Fey' Malının Dağıtımı16
- 39Bîat63
- 40Akîka10
- 41Fera' ve Atîre41
- 42Av ve Kesim98
- 43Kurbanlar (Dahâyâ)88
- 44Mâlî Muâmeleler257
- 45Kasâme, Kısas ve Diyet164
- 46Hırsızın Elinin Kesilmesi115
- 47Îmân ve Alâmetleri55
- 48Süs ve Zînet339
- 49Kadıların Âdâbı49
- 50Allah'a Sığınma112
- 51İçecekler220
- 1بَابُ وُجُوبِ الصِّيَامِ
- 2بَابُ الْفَضْلِ وَالْجُودِ فِي شَهْرِ رَمَضَانَ
- 3بَابُ فَضْلِ شَهْرِ رَمَضَانَ
- 4بَابُ: ذِكْرِ الِاخْتِلَافِ عَلَى الزُّهْرِيِّ فِيهِ
- 5بَابُ قَبُولِ شَهَادَةِ الرَّجُلِ الْوَاحِدِ عَلَى هِلَالِ شَهْرِ رَمَضَانَ
- 6بَابُ ثَوَابِ مَنْ صَامَ يَوْمًا فِي سَبِيلِ اللهِ ﷿، وَذِكْرِ الِاخْتِلَافِ عَلَى سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ فِي الْخَبَرِ فِي ذَلِكَ
- 7بَابُ مَا يُكْرَهُ مِنَ الصِّيَامِ فِي السَّفَرِ
(22) Kitâb: Oruç
بَابُ قَبُولِ شَهَادَةِ الرَّجُلِ الْوَاحِدِ عَلَى هِلَالِ شَهْرِ رَمَضَانَ
İbn Ömer (radıyallahü anh)’in naklettiğine göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Biz Ümmi bir toplumuz; ne hesap biliriz nede yazı. Ay şöyle şöyle şöyledir, diyerek parmaklarını üç defa açtı üçüncü de başparmağını yumdu. Yine bir Ay şöyle şöyle şöyledir diye otuz gündür” buyurdu. (Müslim, Sıyam: 4; Ebû Davud, Savm: 8)
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Bir ay şöyledir: Cebele’nin, İbn Ömer’den naklettiğine göre, Şu’be iki defa iki elinin parmaklarını gösterdi ve yirmi dokuz gündür dedi. İki sefer iki elinin parmaklarını gösterdi üçüncü de bir parmağını eksiltti.” (Müslim, Sıyam: 4; Ebû Davud, Savm: 8)
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Ay, yirmi dokuz gündür.” (Müslim, Sıyam: 4; Ebû Davud, Savm: 8)
Abdullah (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Sahura kalkınız çünkü sahurda bereket vardır.” (Müslim, Sıyam: 9; Buhârî, Savm: 18)
Yine Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Sahura kalkınız!” (Müslim, Sıyam: 9; Buhârî, Savm: 18)
Enes (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Sahura kalkınız! çünkü sahura kalkmakta bereket vardır.” (Müslim, Sıyam: 9; Buhârî, Savm: 18)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Sahura kalkınız! Çünkü sahura kalkmakta bereket vardır.” (Tirmizî, Savm: 17; Müslim, Sıyam: 9)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle demiştir: “Sahura kalkınız! Çünkü sahura kalkmakta bereket vardır.” (Tirmizî, Savm: 17; Müslim, Sıyam: 9)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Sahura kalkınız! Çünkü sahura kalkmakta bereket vardır.” (Tirmizî, Savm: 17; Müslim, Sıyam: 9)
Yine Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Sahura kalkınız! Çünkü sahura kalkmakta bereket vardır.” (Tirmizî, Savm: 17; Müslim, Sıyam: 9)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Sahura kalkınız! Çünkü sahura kalkmakta bereket vardır.” (Tirmizî, Savm: 17; Müslim, Sıyam: 9)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Zir b. Hubeyş (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: “Huzeyfey’le birlikte sahur yapmıştık. Sonra sabah namazı için mescide çıktık. İki rekat sünneti kıldık, sonra farz için kamet getirildi. İkisi arasında çok kısa bir zaman vardı.” (Müslim, Sıyam: 9)
Sıla b. Züfer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Huzeyfe ile birlikte sahur yemeği yedik. Sonra mescide sabah namazı için çıktık. Sabah namazının iki rekat sünnetini kıldık sonra da kamet getirildi ve farzını kıldık.” (Müslim, Sıyam: 9)
Zeyd b. Sabit (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte sahur yemeği yemiştik. Sonra da sabah namazı için kalktık. Ben, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e sahurla sabah namazı arasındaki süreyi sordum. ”Bir insanın elli ayet okuyabileceği kadar bir zamandır” buyurdu. (Müslim, Sıyam: 9)
Zeyd b. Sabit (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte sahur yemeği yemiştik. Sonra da sabah namazı için kalktık. Ben (soruyu soran kimsenin Enes olduğu söylenir) İkisi arası ne kadardır? Dedim. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Bir kimsenin elli ayet okuyabileceği kadar bir süredir” buyurdu. (Müslim, Sıyam: 9)
Enes (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ve Zeyd b. Sabit sahur yemeği yedi sonra sabah namazı için kalktılar. Katade diyor ki: Biz Enes’e; “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile Zeyd’in sabah namazını kılmaları ve yemek yemeleri arasındaki zaman ne kadardır?” diye sorduk. Enes: “Bir kimsenin elli ayet okuyabileceği kadar bir süredir” dedi. (Müslim, Sıyam: 9)
Ebu Atıyye (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Aişe (radıyallahü anha)’ya: “Aramızda Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in ashabından iki kişi var birisi iftarı erken yapıp sahuru geciktiriyor diğeri ise iftarı geciktirip sahurda acele ediyor” dedim. Aişe: “Hangisi iftarda acele edip sahuru geciktiriyor?” diye sordu. Ben de: “Abdullah b. Mes’ud” dedim. “O zaman Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de böyle yapıyordu” dedi. (Müslim, Sıyam: 9; Ebû Davud, Savm: 20)
Ebu Atıyye (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Aişe’ye dedim ki: “Aramızda iki adam var, onlardan biri iftarda acele edip sahuru geciktiriyor. Diğeri ise iftarı geciktirip sahuru acele erkenden yapıyor” dedim. Aişe: “Hangisi iftarı acele edip sahuru geciktiriyor?” diye sordu. Ben de: “Abdullah b. Mes’ud” dedim. O da: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de aynen öyle yapardı” dedi. (Müslim, Sıyam: 9; Ebû Davud, Savm: 20)
Ebu Atıyye (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ben ve Mesrük, Aişe’nin yanına girmiştik. Mesrük, Aişe’ye demişti ki: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in ashabından iki kişi var, her ikisi de hayırlı kimseler onlardan biri namazla iftarı geciktiriyor; diğeri ise namazda ve iftarda acele ediyor.” Aişe dedi ki: “Hangisi namazı ve iftarı geciktiriyor, namazda ve iftarda acele ediyor?” Mesrük: “Abdullah b. Mes’ud” dedi. Aişe de: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de aynı şekilde yapardı” dedi. (Müslim, Sıyam: 9; Ebû Davud, Savm: 20)
Ebu Atıyye (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ben ve Mesrük, Aişe’nin yanına girmiştik ve şöyle demiştik: “Ey Mü’minlerin anası, Muhammed’in ashabından iki kişi var, onlardan biri namazı da iftarı da acele yapıyor diğeri ise namazı da iftarı da geciktiriyor.” Aişe dedi ki: “Hangisi iftarda ve namaz da acele ediyor?” Biz de: “Abdullah b. Mes’ud” dedik. Bunun üzerine şöyle dedi: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de aynen öyle yapardı.” Diğer kişi ise Ebu Musa (radıyallahü anh) idi. (Müslim, Sıyam: 9; Ebû Davud, Savm: 20)
Abdullah b. Haris (radıyallahü anh), bir sahabeden şöyle nakleder: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanına girdim. O, sahur yemeği yiyordu, şöyle buyurdu: “ Sahur yemeği Allah’ın size verdiği bir berekettir, onu terk etmeyiniz.” (Buhârî, Savm: 18; Müslim, Sıyam: 9)
Irbad b. Sariye (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Ramazan ayında sahura davet ederken şöyle buyurdu: “Mübarek yemeğe buyurun.” (Müslim, Sıyam: 9; Ebû Davud, Savm: 16)
Mıkdam b. Ma’dı Kerib (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Sahur yemeğine devam ediniz çünkü o bereketli bir yemektir.” (Müslim, Sıyam: 9; Ebû Davud, Savm: 15)
H ali d b. Ma’dan (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir adama şöyle buyurdu: “Haydi bereketli yemeğe (sahura) gel.” (Müslim, Sıyam: 9; Ebû Davud, Savm: 15)
Amr b. As (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Bizim orucumuzla ehli Kitab’ın orucu arasındaki fark sahur yemeğidir.” (Müslim, Sıyam: 9; Ebû Davud, Savm: 15)
Enes (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir sahur zamanı, “Ey Enes bir şeyler getir yarın oruç tutacağım” dedi. Ben de biraz hurma ve içerisinde su bulunan bir kap getirdim. Bu olay Bilal ’in ezan okumasından sonra oluyordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Ey Enes benimle birlikte yiyecek bir kimse bul” dedi. Ben de Zeyd b. Sabit’i davet ettim. O da geldi ve: “Ben sevîk şerbeti içmiştim ve oruç tutacaktım” dedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de “Ben de oruç tutacağım” dedi. İkisi birlikte sahur yemeğini yediler sonra Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) kalkıp iki rekat sabah namazının sünnetini kıldı ve namaz için mescide çıktı. (Müslim, Sıyam: 9; Ebû Davud, Savm: 15)
Bera b. Âzib (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, (orucun ilk farz kılındığı dönemlerde) bir kimse oruç tutar da akşam iftar etmeden uyursa, o kimse ne gece ne de ertesi gün akşam oluncaya kadar bir şey yiyip içmezdi. Bu durum Bakara Sûresi 187. ayeti olan “… Siyah iplik beyaz iplikten yani gecenin karanlığından tan yerinin aydınlığı fark edilinceye kadar yiyip içebilirsiniz…” nazil oluncaya kadar. Bu ayet Ebu Kays b. Amr hakkında nazil olmuştu. O, oruçlu olduğu halde bir gün evine gelip: “Yiyecek bir şeyler var mı?” diye sormuştu. Hanımı evde bir şeyler yok fakat senin için bir şeyler bulup getirebilirim diye evinden çıkmıştı. Bu arada Kays, yorgun olduğundan başını yastığa koymuş ve uyuyakalmıştı. Hanımı dönüp gelince onu uyumuş olarak buldu. Fakat Kays iftar vakti geçtiği için hiçbir şey yemedi ve oruçlu olarak sabahladı ve öğle vakti gelince kendisine baygınlık geldi. Bu olay bu ayet gelmezden önce olmuştu. (Ebû Davud, Savm: 1; Dârimi, Savm: 7)
Adiy b. Hatim (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e, “Beyaz iplik siyah iplikten ayırt edilinceye kadar…” ayetinin ne anlama geldiğini sordum. Şöyle buyurdular: “Gecenin karanlığından tan yerinin aydınlığı fark edilinceye kadardır.” (Ebû Davud, Savm: 1; Dârimi, Savm: 7)
İbn Mes’ud (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “ Bilal geceleyin ezan okur ki uyuyanlarınız uyansınlar, uyananlar da ihtiyaçlarını gidersinler diye. Bu vakit fecr vakti demek değildir. Eliyle işaret ederek şöyle demek istemiştir: Fakat fecr demek iki parmağıyla işaret ederek (gece ile gündüzün ayrıştığı andır) (Müslim, Sıyam: 8; Tirmizî, Savm: 15)
Semure (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “ Bilal ’in ezanı ve sahte beyazlık sizi aldatmasın, gerçek fecr ortaya çıkıncaya kadar o da şöyledir. Yani gecenin karanlığından tan yerinin aydınlığı fark edilinceye kadar…” Ebu Davud diyor ki: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bu anı tarif ederken ellerini sağa sola uzatıyordu. (Müslim, Sıyam: 8; Tirmizî, Savm: 15)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’nin Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den rivâyetine göre, şöyle buyurmuştur: “Ramazan ayı gelmeden onu oruçla karşılamayınız. Fakat daha önce alışık olduğu orucu tutanlar var da o güne denk gelmişse o başka.” (Müslim, Sıyam: 3; Tirmizî, Savm: 38)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Hiç kimse bir iki gün oruçla Ramazan ayını karşılamaya kalkmasın ancak daha önceden oruç tutan orucuna devam etsin.” (Müslim, Sıyam: 3; Tirmizî, Savm: 38)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Ramazan ayını karşılamak için bir ve iki gün önce oruca başlamayın. Ancak tutageldiği orucu o günlere rastlayan kimse müstesna, o günlere rastlarsa da orucunu tutsun.” (Müslim, Sıyam: 3; Tirmizî, Savm: 38)
Ümmü Seleme (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in iki ay peş peşe oruç tuttuğunu görmedim fakat, Şaban ayını Ramazan ayına eklerdi.” (Tirmizî, Savm: 39; Dârimi, Savm: 33)
Ümmü Seleme (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Şaban ayını Ramazan ayına oruçlu olarak eklemiş olurdu.” (Tirmizî, Savm: 39; Dârimi, Savm: 33)
Ebu Seleme b. Abdurrahman (radıyallahü anh)’ın haber verdiğine göre, şöyle demiştir: Aişe’ye, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in nasıl oruç tuttuğunu sordum. O da şöyle dedi: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) oruca başladı mı öyle devam ederdi ki biz bu ay boyu oruç tutacak zannederdik. Oruç tutmadığında da hiç tutmazdı da bizler bu ay hiç oruç tutmayacak her halde derdik. Şaban da oruçlu olur veya çoğunu oruçla geçirirdi.” (Tirmizî, Savm: 39; Dârimi, Savm: 33)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Bizden biri Ramazan da (hayızlı olduğu için) oruç tutmazdı. Şaban ayı gelinceye kadar da bu orucu kaza edemezdi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) hiçbir ayda Şaban ayındaki kadar oruç tutmazdı, Şaban’ın çoğunu veya tamamına yakın olarak oruç tutardı. (Tirmizî, Savm: 38; Ebû Davud, Savm: 12)
Ebu Seleme (radıyallahü anh) anlatıyor: Aişe’ye: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in orucu hakkında bilgi verir misin?” diye sordum. O da şöyle cevap verdi: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bazen oruca öyle devam ederdi ki devamlı oruç tutacak zannederdik. Bazen de oruç tutmaz iftar ederdi. Biz bu ayda hiç oruç tutmayacak zannederdik. Şaban ayından başka hiçbir ayda bu kadar çok oruç tutmazdı. Şaban ayının çoğunluğunu oruçlu geçirir veya tamamına yakın oruçlu olurdu.” (Tirmizî, Savm: 38; Dârimi, Savm: 33)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), senenin hiçbir ayında Şaban ayında ki kadar oruç tutmazdı Şaban ayının tamamına yakın oruç tutardı. (Tirmizî, Savm: 38; Dârimi, Savm: 33)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Şaban ayını çoğunlukla oruçla geçirirdi. (Tirmizî, Savm: 38; Dârimi, Savm: 33)
Yine Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in Kur’an’ın hepsini bir gecede okuduğunu, bir geceyi sabaha kadar ibadetle geçirdiğini, Ramazan ayı dışında bir ayı tamamen oruçla geçirdiğini bilmiyorum. (Tirmizî, Savm: 38; Dârimi, Savm: 33)
Abdullah b. Şakik (radıyallahü anh), Aişe’ye: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in orucunu sormuştu. O da şöyle dedi: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bazen oruca başlar öyle ki biz devamlı oruç tutacak derdik. Bazı zamanlarda da oruç tutmaz biz bu ay oruç tutmayacak derdik. Medine’ye geldikten sonra Ramazan ayı dışında hiçbir ayın tamamını oruçla geçirmedi.” (Tirmizî, Savm: 38; Dârimi, Savm: 33)
Abdullah b. Şakik (radıyallahü anh), Aişe’ye; “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) kuşluk namazı kılar mıydı?” diye sormuştu da Aişe şöyle dedi: “Hayır sadece yolculuklardan dönüşünde kılardı” dedi. “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir ayın tamamını oruçla geçirir miydi?” diye sordum. “Ramazan dışında hiçbir ayı tamamen oruçla geçirdiğini bilmiyorum, her aydan durumuna göre bazen oruç tutar bazen de tutmazdı” dedi. (Tirmizî, Savm: 38; Dârimi, Savm: 33)
Şakik (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Aişe’ye: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) kuşluk namazı kılar mıydı?” diye sordum. “Hayır yolculuktan dönüşünde kılardı” dedi. Ramazan dışında belli bir ayın tamamını oruçla geçirdiği var mıdır?” diye sordum. “Ramazan dışında ay boyu oruç tutmazdı. Allah’ın rızasını kazanmak için her aydan mutlaka oruç tutardı.” (Tirmizî, Savm: 38; Dârimi, Savm: 33)
Cübeyr b. Nüfeyr (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, birisi Aişe’ye Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in orucunu sormuştu da Aişe şöyle demişti: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Şaban ayının çoğunu oruçlu geçirir. Pazartesi ve Perşembe günü oruçlarını da çok sever ve kaçırmazdı.” (Dârimi, Savm: 41; Tirmizî, Savm: 44)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Şabanın çoğunu ve Ramazan’ın tamamını oruçla geçirir, Pazartesi ve Perşembe günü orucunu da kaçırmak istemezdi. (Dârimi, Savm: 41; Tirmizî, Savm: 44)
Sıla (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Biz Ammar’ın yanındaydık, kızartılmış bir koyun getirildi ve buyurun dedi. Oradakilerden bir kısmı yemedi ve ben oruçluyum dedi. O zaman Ammar: “Ramazan olup olmadığı şüpheli olan Şabanın son günü oruç tutmaya kalkan Ebu’l Kasım Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)’e isyan etmiş sayılır dedi.” (İbn Mâce, Sıyam: 3; Buhârî, Savm: 14)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.