Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Dikkatli olun, Ramazan ayını bir gün iki gün öncesinden oruç tutarak karşılamayın. Ama önceden tuta geldiği bir orucu olan varsa ve o oruçta o günlere rastlamışsa o kişi orucu tutsun.” (İbn Mâce, Sıyam: 3; Buhârî, Savm: 14)
Sünen-i Nesâî › Kitâb 22 · OruçKonum
- 1Tahâret324
- 2Sular23
- 3Hayız ve İstihâze49
- 4Gusül ve Teyemmüm53
- 5Namaz46
- 6Namaz Vakitleri132
- 7Ezan62
- 8Mescidler54
- 9Kıble35
- 10İmâmet99
- 11Namaza Başlama153
- 12Tatbîk (Ellerin Dizler Arasına Konulması)150
- 13Namazda Sehiv188
- 14Cuma Namazı66
- 15Yolculukta Namazı Kısaltma26
- 16Tutulma Namazı45
- 17Yağmur Duası (İstiskâ)25
- 18Korku Namazı27
- 19İki Bayram Namazı42
- 20Gece Namazı ve Gündüz Nâfileleri220
- 21Cenâzeler272
- 22Oruç345
- 23Zekât184
- 24Hac467
- 25Cihâd111
- 26Nikâh193
- 27Talâk174
- 28Atlar, Yarışlar ve Atıcılık33
- 29Vakıflar17
- 30Vasiyyetler61
- 31Hediyeler16
- 32Bağışlar18
- 33Rukbâ14
- 34Umre42
- 35Ziraat178
- 36Kadınlara İyi Muâmele27
- 37Kan Dökmenin Haramlığı167
- 38Fey' Malının Dağıtımı16
- 39Bîat63
- 40Akîka10
- 41Fera' ve Atîre41
- 42Av ve Kesim98
- 43Kurbanlar (Dahâyâ)88
- 44Mâlî Muâmeleler257
- 45Kasâme, Kısas ve Diyet164
- 46Hırsızın Elinin Kesilmesi115
- 47Îmân ve Alâmetleri55
- 48Süs ve Zînet339
- 49Kadıların Âdâbı49
- 50Allah'a Sığınma112
- 51İçecekler220
- 1بَابُ وُجُوبِ الصِّيَامِ
- 2بَابُ الْفَضْلِ وَالْجُودِ فِي شَهْرِ رَمَضَانَ
- 3بَابُ فَضْلِ شَهْرِ رَمَضَانَ
- 4بَابُ: ذِكْرِ الِاخْتِلَافِ عَلَى الزُّهْرِيِّ فِيهِ
- 5بَابُ قَبُولِ شَهَادَةِ الرَّجُلِ الْوَاحِدِ عَلَى هِلَالِ شَهْرِ رَمَضَانَ
- 6بَابُ ثَوَابِ مَنْ صَامَ يَوْمًا فِي سَبِيلِ اللهِ ﷿، وَذِكْرِ الِاخْتِلَافِ عَلَى سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ فِي الْخَبَرِ فِي ذَلِكَ
- 7بَابُ مَا يُكْرَهُ مِنَ الصِّيَامِ فِي السَّفَرِ
(22) Kitâb: Oruç
بَابُ قَبُولِ شَهَادَةِ الرَّجُلِ الْوَاحِدِ عَلَى هِلَالِ شَهْرِ رَمَضَانَ
Said b. Müseyyeb (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kim iman ederek ve mükafatını da Allah’tan bekleyerek Ramazan ayını değerlendirirse, o kimsenin geçmiş günahları bağışlanır.” (Tirmizî, Savm: 1; Dârimi, Savm: 54)
Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in hanımlarından Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) zorlamaksızın insanları Ramazan ayını değerlendirmeleri için teşvik eder ve şöyle buyururdu: “Kim Allah’a inanarak ve mükafatını da Allah’tan bekleyerek Ramazan’ı değerlendirirse, Allah onun geçmiş günahlarını affeder.” (Tirmizî, Savm: 1; Dârimi, Savm: 54)
Aişe (radıyallahü anha)’nın haber verdiğine göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir gece yarısı namaz kılmak için mescide çıktı ve cemaate namaz kıldırdı. (Bu hadis biraz uzuncadır) ve bu hadiste şöyle denilir. Aişe diyor ki: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Ramazan gecelerini değerlendirmeye zorlamaksızın teşvik eder ve şöyle buyururdu: “Kim, kadir gecesini Allah’a inanarak ve mükafatını da Allah’tan bekleyerek değerlendirirse geçmiş günahları bağışlanır.” Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) vefat edinceye kadar bu böylece devam edip gitti. (Tirmizî, Savm: 1; Dârimi, Savm: 54)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i Ramazanda şöyle derken işittim: “Kim Ramazan ayını Allah’a iman ederek ve mükafatını da ondan bekleyerek ibadetle geçirirse geçmiş günahları bağışlanır.” buyurdu. (Tirmizî, Savm: 1; Dârimi, Savm: 54)
Aişe (radıyallahü anha)’nın haber verdiğine göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir gece yarısı mescide çıktı ve namaz kıldı -Hadis buradakinden uzuncadır- Aişe o hadiste diyor ki: “Kim Ramazan ayının gecelerini, Allah’a inanarak ve mükafatını da Allah’tan bekleyerek değerlendirirse geçmiş günahları bağışlanır.” (Tirmizî, Savm: 1; Dârimi, Savm: 54)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den işittim, Ramazan ayı için şöyle diyordu: “Kim Ramazan ayını Allah’a inanarak ve karşılığını da Allah’tan bekleyerek Allah’a kullukla geçirirse geçmiş günahları bağışlanır.” (Tirmizî, Savm: 1; Dârimi, Savm: 54)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyet edildiğine göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kim Ramazan ayının gecelerini, Allah’a inanarak ve karşılığını da Allah’tan bekleyerek ibadetle geçirirse geçmiş günahları bağışlanır.” (Tirmizî, Savm: 1; Dârimi, Savm: 54)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) zorlamaksızın Ramazan ayının gecelerini, ibadetle geçirmeye teşvik eder ve şöyle buyururdu: “Kim Ramazan ayının gecelerini, Allah’a inanarak ve karşılığını da Allah’tan bekleyerek ibadetle değerlendirirse geçmiş günahları bağışlanır.” (Tirmizî, Savm: 1; Dârimi, Savm: 54)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’nın naklettiğine göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kim Ramazan ayının gecelerini Allah’a iman ederek karşılığını da Allah’tan bekleyerek ibadetle geçirirse geçmiş günahları bağışlanır.” (Tirmizî, Savm: 1; Dârimi, Savm: 54)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kim Ramazan ayının gecelerini Allah’a inanarak ve karşılığını da Allah’tan bekleyerek ibadetle geçirirse geçmiş günahları bağışlanır.” (Tirmizî, Savm: 1; Dârimi, Savm: 54)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kim Ramazan ayının gecelerini Allah’a inanarak ve karşılığını da Allah’tan bekleyerek ibadetle geçirirse geçmiş günahları bağışlanır.” (Tirmizî, Savm: 1; Dârimi, Savm: 54)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’nın naklettiğine göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kim Ramazan orucunu tutar -Kuteybe hadisinde kim Ramazan ayının gecelerini ibadetle geçirirse- Allah’a iman edip karşılığını da Allah’tan beklerse geçmiş günahları bağışlanır. Kim de kadir gecesini Allah’a inanarak ve karşılığını da Allah’tan bekleyerek ibadetle değerlendirirse geçmiş günahları bağışlanır.” (Tirmizî, Savm: 1; Dârimi, Savm: 54)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kim Allah’a inanarak ve karşılığını da Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır.” (Tirmizî, Savm: 1; Dârimi, Savm: 54)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kim Allah’a inanarak ve karşılığını da Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır.” (Tirmizî, Savm: 1; Dârimi, Savm: 54)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kim Allah’a inanarak ve karşılığını da Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır.” (Tirmizî, Savm: 1; Dârimi, Savm: 54)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kim Ramazan ayının gecelerini Allah’a iman ederek karşılığını da ondan bekleyerek ibadetle geçirirse geçmiş günahları bağışlanır. Kim de kadir gecesini Allah’a iman ederek karşılığını da ondan bekleyerek ibadetle değerlendirirse geçmiş günahları bağışlanır.” (Tirmizî, Savm: 1; Dârimi, Savm: 54)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kim Ramazan ayının gecelerini Allah’a inanarak ve karşılığını da Allah’tan bekleyerek ibadetle değerlendirirse geçmiş günahları bağışlanır. Kim de aynı şekilde kadir gecesini Allah’a inanarak ve karşılığını da Allah’tan bekleyerek değerlendirirse geçmiş günahları bağışlanmış olur.” (Tirmizî, Savm: 1; Dârimi, Savm: 54)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ali b. Ebi T ali b (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kutlu ve yüce olan Allah şöyle buyurur: “Oruç benim rızam için tutulur dolayısıyla onun mükafatını ben veririm. Oruçlunun sevindiği iki an vardır. Birisi iftar vaktindeki sevinci, diğeri de Rabbine kavuştuğu zaman ki sevincidir. Canım kudret elinde olan Allah’a yemin olsun ki oruçlu kimsenin ağzının kokusu Allah katında misk kokusundan daha güzeldir.” (İbn Mâce, Sıyam: 1)
Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyurur: “Oruç benimdir yani benim rızam için tutulur. Ve onun mükafatını Ben veririm. Oruçlunun iki sevinci vardır. Biri Rabbine kavuştuğu an diğeri de iftar ettiği andır. Oruçlunun ağız kokusu Allah katında misk kokusundan daha güzeldir.” (İbn Mâce, Sıyam: 1; Müslim, Sıyam: 30)
Ebu Said (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kutlu ve yüce olan Allah şöyle buyuruyor: Oruç benim içindir yani, benim rızamı kazanmak için tutulur. Ve onun mükafatını da fazlasıyla ben vereceğim, oruçlu kimsenin iki sevinçli anı vardır. İftarını açtığında sevinir. Allah’a kavuştuğu andaki mükafatı da yine sevinmektir. Canım kudret elinde olan Allah’a yemin olsun ki oruçlunun ağız kokusu Allah katında misk kokusundan daha iyidir.” (İbn Mâce, Sıyam: 1; Müslim, Sıyam: 30)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Oruç benim için tutulur. Dolayısıyla onun mükafatını da ben fazlasıyla vereceğim. Oruçlu, iftar ettiğinde bir de Allah’a kavuştuğunda sevinir. Oruçlunun ağız kokusu Allah katında misk kokusundan daha iyidir.” (İbn Mâce, Sıyam: 1; Müslim, Sıyam: 30)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Adem oğlunun işlediği hiçbir amel yoktur ki karşılığında on katından yedi yüz katına kadar sevap yazılmış olmasın. Allah buyuruyor ki oruç bunun dışındadır. O benim için tutulur. Bana aittir ve onun mükafatını ben vereceğim. Çünkü kulum benim için şehevî arzularını bırakıyor, yemeyi içmeyi bırakıyor. Oruç oruçlu için koruyucu bir kalkandır. Oruçlu için iki sevinç zamanı vardır. Biri iftar açtığı anda diğeri de Rabbine kavuştuğu andadır. Oruçlunun ağız kokusu Allah katında misk kokusundan daha hayırlıdır.” (İbn Mâce, Sıyam: 1; Müslim, Sıyam: 30)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Adem oğlunun tüm amelleri kendisi içindir oruç hariç o benim için tutulur, onun mükafatını da ben vereceğim. Oruç bir kalkandır. Biriniz oruçlu iken hanımına yaklaşmasın, öfkelenmesin, bir kimse kendisine sataşır ve kavga etmek isterse, ben oruçluyum desin. Canım kudret elinde olan Allah’a yemin olsun ki, oruçlunun ağız kokusu Allah katında misk kokusundan daha hayırlıdır. Oruçlunun iki sevinç anı vardır, biri iftar açtığında iftarıyla sevinir diğeri de Rabbine kavuştuğunda orucunun mükafatı ile sevinir.” (İbn Mâce, Sıyam: 1; Müslim, Sıyam: 30)
Ebu Hüreyre şöyle diyor Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: Allah şöyle buyurur: “Oruç hariç, Adem oğlunun tüm amelleri kendisi içindir, o bana aittir ve onun mükafatını da ben kat kat vereceğim, oruç bir kalkandır. Oruçlu iken hanımınıza yaklaşmayın, öfkelenmeyin, bir kimse size sataşır ve kavga ederse, ben oruçlu bir kimseyim deyin.” Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle devam etti: “Canım kudret elinde olan Allah’a andolsun ki oruçlunun ağız kokusu Allah katında misk kokusundan daha iyidir.” (İbn Mâce, Sıyam: 1; Müslim, Sıyam: 30)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den işittim şöyle diyordu: “Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyurur: “Adem oğlunun tüm amelleri kendisinindir ancak oruç öğle değil, o Bana aittir. Ve onun mükafatını ben vereceğim.” Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle devam etti: Muhammed’in canı kudret elinde olan Allah’a yemin olsun ki oruçlunun ağız kokusu Allah katında misk kokusundan daha iyidir.” (İbn Mâce, Sıyam: 1; Müslim, Sıyam: 30)
Ebu Hureyre’nin bildirdiğine göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Adem oğlunun yaptığı her bir iyilik on katı ile mükafat görür ancak orucun mükafatını Allah ben vereceğim buyuruyor.” (İbn Mâce, Sıyam: 1; Müslim, Sıyam: 30)
Ebu Umâme (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e geldim ve; bana senden alıp tatbik edebileceğim bir kulluk modeli söyle dedim. O da şöyle buyurdu: “Oruç tut, zira oruç gibi sevabı çok olan bir amel yoktur.” (Müsned: 21122)
Ebu Umâme el Bahîlî (radıyallahü anh)’nin bildirdiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e şöyle dedim: “Ey Allah’ın Rasûlü! bana öyle bir şey emret ki Allah onunla beni faydalandırsın o da: “Oruca devam et çünkü oruç gibi sevaplı olan bir amel yoktur” buyurdu. (Müsned: 21122)
Ebu Umâme (radıyallahü anh) Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e şöyle sormuştu: “Hangi amel daha değerli ve kıymetlidir?” Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de şöyle buyurdu: “Oruç tutmaya devam et çünkü sevap yönünden onun bir dengi yoktur.” (Müsned: 21122)
Ebu Umâme (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ey Allah’ın Rasûlü!” dedim. Bana bir amel emret ki onu yapayım o da şöyle buyurdu: “Oruç tutmaya bak çünkü sevap kazanmak yönünden onun bir dengi yoktur.” (Müsned: 21122)
Muaz b. Cebel (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Oruç bir kalkandır.” (Müslim, Sıyam: 30; Buhârî, Savm: 2)
Muaz b. Cebel (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Oruç bir kalkandır.” (Müslim, Sıyam: 30; Buhârî, Savm: 2)
Muaz b. Cebel (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Oruç bir kalkandır.” (Müslim, Sıyam: 30; Buhârî, Savm: 2)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyet edildiğine göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Oruç bir kalkandır.” (Müslim, Sıyam: 30; Buhârî, Savm: 2)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyet edildiğine göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Oruç bir kalkandır.” (Müslim, Sıyam: 30; Buhârî, Savm: 2)
Amir b. Sa’saa (radıyallahü anh)’nın haber verdiğine göre, Osman b. ebil Âs, içilsin diye süt getirmişti. Mutarrif’te ben oruçluyum dedi. Bunun üzerine Osman dedi ki: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den işittim şöyle diyordu: “Oruç sizden birinizin savaşın tehlikelerinden korunduğu bir kalkan gibidir.” (Müslim, Sıyam: 30; Buhârî, Savm: 2)
Mutarrif (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Osman b. Ebil Âsın yanına gitmiştim, biraz süt getirmişti de ben oruçluyum demiştim. O da şöyle dedi: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den şöyle derken işittim: “Oruç; savaşın tehlikelerinden sizi koruyan kalkan gibi sizi ateşten koruyan bir kalkandır.” (Müslim, Sıyam: 30; Buhârî, Savm: 2)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Aişe (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Oruç, kişiyi ateşten koruyan bir kalkandır. Oruçlu olan bir kimse cahilce hareketler yapmasın başka bir kimse oruçluya cahilce hareketler yapıp sataşırsa ona kötü söylemesin, sövmesin ve ben oruçluyum desin. Muhammed’in canı kudret elinde olan Allah’a yemin olsun ki oruçlunun ağız kokusu Allah katında misk kokusundan daha iyidir.” (İbn Mâce, Sıyam: 1; Müslim, Sıyam: 30)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Sehl b. Sa’d (radıyallahü anh) Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’den şöyle nakletmiştir: “Oruçlular için Cennette bir kapı vardır ki adı Reyyan’dır. Oruçlulardan başkası o kapıdan giremez, oruç tutanların sonuncusu o kapıdan girince o kapı kapanır, o kapıdan girenler bir şeyler içerler, bir daha asla susuzluk nedir bilmezler.” (Buhârî, Savm: 4; Tirmizî, Menakıb: 16)
Sehl (radıyallahü anh) bize aktararak şöyle dedi: “Cennette Reyyan denilen bir kapı vardır. Kıyamet günü, oruçlular nerede diye seslenilir ve onlara Reyyan kapısından girmez misiniz buyurun denilir. O kapıdan girenler asla susuzluk çekmezler, onlar o kapıdan girince kapı kapanır, o oruçlulardan başka hiçbir kimse o kapıdan içeri giremez.” (Buhârî, Savm: 4; Tirmizî, Menakıb: 16)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile beraber çıkmıştık, biz genç idik evlenme imkanımız yoktu. Bize şöyle buyurdu: “Ey gençler evlenmeniz gerekir. Zira evlilik gözü haramdan korur iffeti de korur. Evlenmeye gücü yetmeyenler oruç tutsun çünkü oruç şehevî arzuları azaltır.” (Tirmizî, Menakıb: 16; Buhârî, Savm: 4)