Sa’b b. Cessame (radıyallahü anh) anlatıyor: “Ben, Ebva veya Veddan da iken Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e bir yaban eşeği hediye etmiştim. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) kabul etmedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), yüzümden üzüldüğümü görünce; “Reddetmezdim ama biz ihramlıyız” buyurdu. (Müslim, Hac: 8; Dârimi, Hac: 22)
Sünen-i Nesâî › Kitâb 24 · HacKonum
- 1Tahâret324
- 2Sular23
- 3Hayız ve İstihâze49
- 4Gusül ve Teyemmüm53
- 5Namaz46
- 6Namaz Vakitleri132
- 7Ezan62
- 8Mescidler54
- 9Kıble35
- 10İmâmet99
- 11Namaza Başlama153
- 12Tatbîk (Ellerin Dizler Arasına Konulması)150
- 13Namazda Sehiv188
- 14Cuma Namazı66
- 15Yolculukta Namazı Kısaltma26
- 16Tutulma Namazı45
- 17Yağmur Duası (İstiskâ)25
- 18Korku Namazı27
- 19İki Bayram Namazı42
- 20Gece Namazı ve Gündüz Nâfileleri220
- 21Cenâzeler272
- 22Oruç345
- 23Zekât184
- 24Hac467
- 25Cihâd111
- 26Nikâh193
- 27Talâk174
- 28Atlar, Yarışlar ve Atıcılık33
- 29Vakıflar17
- 30Vasiyyetler61
- 31Hediyeler16
- 32Bağışlar18
- 33Rukbâ14
- 34Umre42
- 35Ziraat178
- 36Kadınlara İyi Muâmele27
- 37Kan Dökmenin Haramlığı167
- 38Fey' Malının Dağıtımı16
- 39Bîat63
- 40Akîka10
- 41Fera' ve Atîre41
- 42Av ve Kesim98
- 43Kurbanlar (Dahâyâ)88
- 44Mâlî Muâmeleler257
- 45Kasâme, Kısas ve Diyet164
- 46Hırsızın Elinin Kesilmesi115
- 47Îmân ve Alâmetleri55
- 48Süs ve Zînet339
- 49Kadıların Âdâbı49
- 50Allah'a Sığınma112
- 51İçecekler220
- 1بَابُ وُجُوبِ الْحَجِّ
- 2بَابُ سَلْتِ الدَّمِ عَنِ الْبُدْنِ
- 3بَابُ قَتْلِ الْعَقْرَبِ
- 4بَابُ التَّلْبِيَةِ بِالْمُزْدَلِفَةِ
- 5بَابُ وَقْتِ الْإِفَاضَةِ مِنْ جَمْعٍ
- 6بَابُ الرُّخْصَةِ لِلضَّعَفَةِ أَنْ يُصَلُّوا يَوْمَ النَّحْرِ الصُّبْحَ بِمِنًى
- 7بَابُ الْإِيضَاعِ فِي وَادِي مُحَسِّرٍ
- 8بَابُ التَّلْبِيَةِ فِي السَّيْرِ
- 9بَابُ الْتِقَاطِ الْحَصَى
- 10بَابُ: مِنْ أَيْنَ يَلْتَقِطُ الْحَصَى
- 11بَابُ قَدْرِ حَصَى الرَّمْيِ
- 12بَابُ الرُّكُوبِ إِلَى الْجِمَارِ وَاسْتِظْلَالِ الْمُحْرِمِ
- 13بَابُ وَقْتِ رَمْيِ جَمْرَةِ الْعَقَبَةِ يَوْمَ النَّحْرِ
- 14بَابُ النَّهْيِ عَنْ رَمْيِ جَمْرَةِ الْعَقَبَةِ قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ
- 15بَابُ الرُّخْصَةِ فِي ذَلِكَ لِلنِّسَاءِ
- 16بَابُ الرَّمْيِ بَعْدَ الْمَسَاءِ
- 17بَابُ رَمْيِ الرُّعَاةِ
- 18بَابُ الْمَكَانِ الَّذِي تُرْمَى مِنْهُ جَمْرَةُ الْعَقَبَةِ
- 19بَابُ التَّكْبِيرِ مَعَ كُلِّ حَصَاةٍ
- 20بَابُ قَطْعِ الْمُحْرِمِ التَّلْبِيَةَ إِذَا رَمَى جَمْرَةَ الْعَقَبَةِ
- 21بَابُ مَا يَحِلُّ لِلْمُحْرِمِ بَعْدَ رَمْيِ الْجِمَارِ
(24) Kitâb: Hac
بَابُ سَلْتِ الدَّمِ عَنِ الْبُدْنِ
Sa’b b. Cessame (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Veddan’a vardıklarında yaban eşeği gördü ve onu yemeye yaklaşmadı ve: “Biz ihramlıyız av eti yemeyiz” buyurdu. (Müslim, Hac: 8; Dârimi, Hac: 22)
Ata (radıyallahü anh) anlatıyor. İbn Abbas Zeyd b. Erkam’a “Biliyor musun? Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’e av etinden bir parça ikram edilmişti de ihramlı olduğu için kabul etmemişti” dedi. O da: “Evet” dedi. (Müslim, Hac: 8; Ebû Davud, Menasik: 41)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Sa’b b. Cessame; Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e, ihramlı iken henüz kanı akmakta olan bir yaban eşeği budunu Kudeyd denilen yerde getirmişti de, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) budu kabul etmemişti. (Müslim, Hac: 8; Dârimi, Hac: 22)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Sa’b b. Cessame, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e ihramlı iken bir eşek hediye etmişti de Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bunu kabul etmedi. (Müslim, Hac: 8; Dârimi, Hac: 22)
Abdullah b. ebi Katade (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Babam Hudeybiye olayı senesi Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile beraber yola çıkmıştı. Arkadaşları ihrama girmiş babam girmemişti. Bu arada ben arkadaşlarımla beraberken onlardan bir kısmı bir kısmına bakarak gülüştüler. Baktım bir de ne göreyim; yaban eşeği! Hayvanı yaraladım, arkadaşlarımdan yardım istedim, fakat yardım etmekten uzak durdular. Hayvanın etinden yedik… korktuk. Bu sebeple hemen Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e yetişmek istiyor, atımı bazen koşturuyor bazen da kendi h ali ne bırakıyordum. Gece yarısı Gıfar kabilesinden bir adamla karşılaştım ve ona: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i nerede bıraktın?” dedim. “Sukya da öğle uykusundaydı” dedi. Böylece Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’e yetiştim ve şöyle dedim: “Ey Allah’ın Rasûlü! Ashabından sana selâm ve duaları var. Onlar düşman tarafından seninle aralarının kopmasından endişe ediyorlar. Dolayısıyla onların gelmesini bekleyin dedim. O da beklemeye başladı. Bu arada ben, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e: “Ben bir yaban eşeği avlamıştım, yanımda ondan biraz var” dedim. Bunun üzerine oradakilere: “Yiyiniz” buyurdu. Onların hepsi de ihramlıydılar. (Buhârî, Muhsar: 14; İbn Mâce, Menasik: 93)
Abdullah b. ebi Katade (radıyallahü anh)’in babasının haber verdiğine göre, babam, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte Hudeybiye gazvesine katılmıştı. Benden başka herkes umre için ihrama girmişti. Bir yaban eşeği avladım arkadaşlarım ihramlı olmalarına rağmen ondan (onlara) yedirttim. Sonra, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanına geldim, durumdan Onu da haberdar ettim ve: “Yanımda o etten fazla olarak var” dedim. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “Yeyiniz” dedi. Hepsi ihramlıydılar. (Müslim, Hac: 8; Dârimi, Hac: 22)
Abdullah b. ebi Katade (radıyallahü anh), babasından naklediyor: “Onlar bir yolculukta idiler, bir kısmı ihramlı bir kısmı da ihramsız idiler. Ben bir yaban eşeği gördüm atıma bindim, mızrağımı aldım, arkadaşlarımdan yardım istedim bana yardım etmediler, birinin kamçısını gizlice aldım. Yaban eşeğine yetişip attım ve vurdum etinden onlar da yediler fakat çekindiler. Durumu Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e sordular. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “Avı ona gösterdiniz mi? Veya avlaması için ona yardım ettiniz mi?” dedi. Onlar da: “Hayır” dediler. Bunun üzerine “Öyleyse yiyiniz” buyurdu. (Buhârî, Muhsar: 16; Dârimi, Hac: 22)
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den işittim şöyle diyordu: “Kendiniz avlamadığınız ve sizin için de avlanmadığı sürece ihramlı iken kara avından yiyebilirsiniz.” (Ebû Davud, Menasik: 41; Tirmizî, Hac: 25)
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “İhramlı kimsenin şu beş hayvanı öldürmesinde bir sakınca yoktur: Karga, çaylak, akreb, fare ve kuduz köpek.” (Ebû Davud, Menasik: 40; Muvatta', Hac: 28)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “İhramlı kimsenin beş çeşit hayvanı öldürmesinde bir sakınca yoktur: Yılan, fare, çaylak, karga ve kuduz köpek.” (Ebû Davud, Menasik: 40; Muvatta', Hac: 28)
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre: “Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), ihramlı kimselere şu beş çeşit hayvanı öldürmelerine izin vermiştir: Karga, çaylak, akreb, fare ve kuduz köpek.” (Ebû Davud, Menasik: 40; Muvatta', Hac: 28)
Said b. Müseyyeb (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Bir kadın ucu harbeli bir asa ile Aişe’nin yanına girdi. Aişe bu elindeki nedir?” dedi. Kadın da: “Bu keleri öldürmek içindir. Çünkü Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) bize anlatmıştı: “Tüm hayvanlar İbrahim (radıyallahü anh), ateşe atıldığında onu söndürmeye çalışmışlar ancak bu hayvanın söndürme işinde yardımı olmamış dolayısıyla bu hayvanın öldürülmesini emretmişti. Fakat kısa kuyruklu yılanı ve nesli kesik yılanların öldürülmelerini emretmişti. Çünkü onlar insanların gözlerini kör eder ve kadınların karınlarındaki çocukları düşürürler.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Beş hayvan vardır ki ihramlı kimsenin onları öldürmesinde bir günah yoktur: Karga, çaylak, akreb, fare ve kuduz köpek.” (Ebû Davud, Menasik: 41; İbn Mâce, Menasik: 91)
İbn Ömer (radıyallahü anh) anlatıyor: Adamın biri, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’e: “İhramlı olduğumuzda hangi hayvanları öldürebiliriz?” diye sordu. O da şöyle buyurdu: “Beş hayvanı öldürmenizde size bir günah yoktur bunlar: Karga, çaylak, akreb, fare ve kuduz köpektir.” (Ebû Davud, Menasik: 41; İbn Mâce, Menasik: 91)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Sâlim (radıyallahü anh) babasından rivâyet ederek şöyle demiştir. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Beş çeşit hayvan vardır ki ihramlı kimsenin onları harem içinde öldürmesinde bir günah yoktur; “Karga, çaylak, akreb, fare ve kuduz köpek.” (Ebû Davud, Menasik: 41; İbn Mâce, Menasik: 91)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Meymune ile evlendiğinde ihramlı idi. (Tirmizî, Hac: 24; Buhârî, Nikah: 31)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), ihramlı iken nikahlanmıştı. (Tirmizî, Hac: 24; Buhârî, Nikah: 31)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Meymune ile evlendiğinde ikisi de ihramlı idi. (Tirmizî, Hac: 24; Buhârî, Nikah: 31)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Meymune ile evlendiğinde ihramlı idi. (Tirmizî, Hac: 24; Buhârî, Nikah: 31)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), Meymune ile evlendiğinde ihramlı idi. (Tirmizî, Hac: 24; Buhârî, Nikah: 31)
Osman b. Affan (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle diyordu: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “İhramlı ne evlenebilir ne kız isteyebilir ne de başkasının nikahını kıyabilir.” (Tirmizî, Hac: 23; Ebû Davud, Menasik: 39)
Eban b. Osman (radıyallahü anh), babasından naklediyor: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ihramlı kimsenin nikah kıymasını, evlenmesini ve kız istemesini yasaklamıştır. (Tirmizî, Hac: 23; Ebû Davud, Menasik: 39)
Nübeyh b. Vehb (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Ömer b. Ubeydullah b. Ma’mer, Eban b. Osman’a haber göndererek ihramlının nikah kıyıp kıyamıyacağını sordu. Eban da şöyle dedi: “Osman b. Affan bana şöyle anlatmıştı: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), “İhramlı kimse nikahlanmaz ve dünürcülük te yapamaz” buyurdu. (Tirmizî, Hac: 23; Ebû Davud, Menasik: 39)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ihramlı iken kan aldırmıştı. (Tirmizî, Hac: 23; Müslim, Hac: 11)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ihramlı iken kan aldırmıştı. (Tirmizî, Hac: 23; Müslim, Hac: 11)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ihramlı iken kan aldırmıştı. (Tirmizî, Hac: 23; Müslim, Hac: 11)
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir hastalığından dolayı ihramlı iken kan aldırmıştı. (Müslim, Hac: 11; Ebû Davud, Menasik: 36)
Enes (radıyallahü anh)’ten rivâyet olunduğuna göre Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ihramlı iken ayağının üzerinden bir rahatsızlığından dolayı kan aldırmıştı. (Ebû Davud, Menasik: 36; Müslim, Hac: 11)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ka’b b. Ucre (radıyallahü anh)’den aktarılmıştır. İhramlı olarak Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanında bulunuyordum. Başımdaki bit, pire vs. beni rahatsız ediyordu. Bunun üzerine Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), traş olmamı emretti. Sonra şöyle buyurdu: “Ya üç gün oruç tut, ya altı. Fakiri ikişer müd yiyecek vererek doyur. Ya da bir koyun kes bunlardan hangisini yaparsan cezasını ödemiş olursun.” (Müslim, Hac: 10; Buhârî, Muhsar: 9)
Ka’b b. Ucre (radıyallahü anh) anlatıyor ihramlıydım başımdaki bitler çoğalmıştı. Durum, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e ulaşınca bana geldi. Ben o sırada tencerede arkadaşlarım için yemek yapıyordum. Parmaklarıyla başımı okşadı ve: “Git traş ol ve altı fakiri doyur” buyurdu. (Müslim, Hac: 10; Buhârî, Muhsar: 9)
İbn Abbas (radıyallahü anh) anlatıyor: Bir adam Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikteydi. İhramlı olduğu halde devesinden düştü, boynu kırıldı ve öldü. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Onu su ve sidr ile yıkayınız, iki parça ihram elbisesiyle kefenleyiniz, ona güzel kokular sürmeyiniz başını da örtmeyiniz çünkü o kıyamet günü telbiye getirerek kalkacaktır.” (Buhârî, Muhsar: 31; İbn Mâce, Menasik: 89)
İbn Abbas (radıyallahü anh) anlatıyor. Bir adam ihramlı iken devesinden düştü ve boynu kırılıp öldü. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Onu su ve sidr’le yıkayın, ihram elbiselerini kefen olarak kullanın sözünü şöyle sürdürdü. Başını açık bırakın, koku sürmeyin çünkü o mahşer günü ihramlı olarak ve telbiye getirerek diriltilecektir.” Şu’be diyor ki: “Bu hadisi bana aktaran Ebu Bişr’e on yıl sonra aynı meseleyi sorduğumda ilk anlattığı gibi anlattı sadece şu fark vardı: “Yüzünü ve başını örtmeyin.” (Buhârî, Muhsar: 31; İbn Mâce, Menasik: 89)
İbn Abbas anlatıyor: Bir adam Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile beraber Arafat’ta vakfede idi. Ansızın bineğinden düştü boynu kırılıp öldü. Bunun üzerine Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Onu su ve sidr’le yıkayın, ihram elbiseleriyle kefenleyin, koku sürmeyin, başını da örtmeyin. Allah (c.c) onu, kıyamet günü telbiye getirerek diriltecektir.” (Buhârî, Muhsar: 31; İbn Mâce, Menasik: 89)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir adam ihramlı iken devesinden düştü ve öldü. Durum, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e bildirilince şöyle buyurdu: “Onu yıkayın, kefenleyin, başını örtmeyin, koku da sürmeyin çünkü o kıyamet günü telbiye getirerek diriltilecektir.” (Buhârî, Muhsar: 31; İbn Mâce, Menasik: 89)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, adamın biri, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile beraber haccediyordu. Devesinden düştü ve öldü. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Yıkayın her iki ihram elbisesini kefen olarak kullanın başını va yüzünü örtmeyin çünkü o kıyamet günü telbiye ederek diriltilecektir.” (Buhârî, Muhsar: 31; İbn Mâce, Menasik: 89)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir adam Peygamberle birlikte ihramlı vaziyette hac için yola çıkmıştı. Devesinden düşüp boynu kırıldı ve öldü. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Onu su ve sidr ile yıkayın, iki ihram elbisesini kefen olarak kullanın, başını da örtmeyin çünkü o kıyamet günü telbiye getirerek diriltilecektir.” (Buhârî, Muhsar: 31; İbn Mâce, Menasik: 89)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Haccac b. Amr el Ensarî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, kendisi Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in şöyle buyurduğunu işitmiştir: “Kim topal olur ve ayağı kırılırsa ihramdan çıkar ve sonra hacceder” Bu durumu İbn Abbas ve Ebu Hureyre’ye sordum da ikisi de: “Doğrudur” dediler. (İbn Mâce, Menasik: 85; Tirmizî, Hac: 96)
Haccac b. Amr (radıyallahü anh) Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in şöyle buyurduğunu anlatıyor: “Kimin ayağı kırılır ve topal olursa, ihramdan çıkar ertesi yıl haccını tekrar yapar.” Bu durumu Ebu Hüreyre ve İbn Abbas’a sordum. İkiside doğrudur dediler. Şuayb kendi rivayetinde şu ilaveyi yapar. “Ertesi yıl tekrar hac yapar.” (İbn Mâce, Menasik: 85; Tirmizî, Hac: 96)
Abdullah b. Ömer (radıyallahü anh)’in anlattığına göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Mekke’ye gittiğinde zî tuva denilen yerde konaklayarak geceyi orada geçirdi. Sabah namazını da orada kıldı, namaz kıldığı yer sert ve biraz yüksekçe bir yerdi. Şimdiki mescidin yapıldığı yer değil fakat onun biraz altındaki sert tümsekti. (Ebû Davud, Menasik: 44; İbn Mâce, Menasik: 85)
Muharriş el Ka’bî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) geceleyin Cirane’den çıktı yaya olarak umresini yapıp bitirdi. Cirane’de gecelemiş gibi orada sabahladı. Güneş batıya kayınca Cirane’den çıktı Batnı Serif yolunu takip ederek Serif’le Medine yolunun birleştiği yere kadar geldi. (Ebû Davud, Menasik: 44; İbn Mâce, Menasik: 85)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Batha’nın yukarı tarafından girdi çıkarken de Batha’nın aşağı tarafından çıktı. (Ebû Davud, Menasik: 45; İbn Mâce, Menasik: 81)
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyet edildiğine göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) Mekke’ye girdiğinde sancağı beyaz renkteydi. (Tirmizî, Cihad: 9; Ebû Davud, Cihad: 76)
Enes (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), Mekke’ye girdiğinde başında miğfer vardı. Kendisine İbn Hatal’ın Kâbe’nin örtüsüne sığındığı haber verilince “Öldürün onu” buyurdu. (İbn Mâce, Cihad: 18; Tirmizî, Cihad: 18)