Ebu Vail (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Subey b. Ma’bed başından geçen bir olayı şöyle anlatıyor: “Ben Hıristiyan bir bedevi idim sonradan Müslüman oldum. Cihada çok düşkündüm. Bana hac ve umrenin farz olduğunu gördüm. Kabilemden Hüreym b. Abdullah denilen bir kimseye bu konuyu sordum. O da: Hac ve umreyi birlikte yap sonra kolayına gelen bir kurbanı kes dedi. Ben de hac ve umre için ihrama girdim. Uzeyb denilen yere gelince Selman b. Rabia ve Zeyd b. Sûhan ile karşılaştım. Benim hac ve umre için ihrama girdiğimi görünce biri diğerine bunun devesi kadar bile anlayışı yok dedi. Bunun üzerine ben hemen Ömer’e gelerek, “Ey Mü’minlerin emiri dedim. Ben Müslüman oldum, cihada karşı da çok düşkünüm kendime hac ve umrenin farz olduğunu görür görmez Hüreym b. Abdullah’a geldim ve hac ve umrenin kendime farz olduğunu söyledim. O da: “Hac ve umreyi ikisini birlikte yap sonra da kolayına gelen bir kurbanı kesiver” dedi. Ben de hac ve umre için ihrama girdim. Uzeyb’e geldiğimde, Selman b. Rabia ve Zeyd b. Sûhan ile karşılaştım, bunlardan biri diğerine: “Bunda devesi kadar bile anlayış yok” dedi diye şikayette bulundum. Bunun üzerine Ömer: “Sen Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yaptığını yapmışsın ve onun yolundasın” dedi. (Ebû Davud, Menasik: 24; İbn Mâce, Menasik: 38)
Sünen-i Nesâî › Kitâb 24 · HacKonum
- 1Tahâret324
- 2Sular23
- 3Hayız ve İstihâze49
- 4Gusül ve Teyemmüm53
- 5Namaz46
- 6Namaz Vakitleri132
- 7Ezan62
- 8Mescidler54
- 9Kıble35
- 10İmâmet99
- 11Namaza Başlama153
- 12Tatbîk (Ellerin Dizler Arasına Konulması)150
- 13Namazda Sehiv188
- 14Cuma Namazı66
- 15Yolculukta Namazı Kısaltma26
- 16Tutulma Namazı45
- 17Yağmur Duası (İstiskâ)25
- 18Korku Namazı27
- 19İki Bayram Namazı42
- 20Gece Namazı ve Gündüz Nâfileleri220
- 21Cenâzeler272
- 22Oruç345
- 23Zekât184
- 24Hac467
- 25Cihâd111
- 26Nikâh193
- 27Talâk174
- 28Atlar, Yarışlar ve Atıcılık33
- 29Vakıflar17
- 30Vasiyyetler61
- 31Hediyeler16
- 32Bağışlar18
- 33Rukbâ14
- 34Umre42
- 35Ziraat178
- 36Kadınlara İyi Muâmele27
- 37Kan Dökmenin Haramlığı167
- 38Fey' Malının Dağıtımı16
- 39Bîat63
- 40Akîka10
- 41Fera' ve Atîre41
- 42Av ve Kesim98
- 43Kurbanlar (Dahâyâ)88
- 44Mâlî Muâmeleler257
- 45Kasâme, Kısas ve Diyet164
- 46Hırsızın Elinin Kesilmesi115
- 47Îmân ve Alâmetleri55
- 48Süs ve Zînet339
- 49Kadıların Âdâbı49
- 50Allah'a Sığınma112
- 51İçecekler220
- 1بَابُ وُجُوبِ الْحَجِّ
- 2بَابُ سَلْتِ الدَّمِ عَنِ الْبُدْنِ
- 3بَابُ قَتْلِ الْعَقْرَبِ
- 4بَابُ التَّلْبِيَةِ بِالْمُزْدَلِفَةِ
- 5بَابُ وَقْتِ الْإِفَاضَةِ مِنْ جَمْعٍ
- 6بَابُ الرُّخْصَةِ لِلضَّعَفَةِ أَنْ يُصَلُّوا يَوْمَ النَّحْرِ الصُّبْحَ بِمِنًى
- 7بَابُ الْإِيضَاعِ فِي وَادِي مُحَسِّرٍ
- 8بَابُ التَّلْبِيَةِ فِي السَّيْرِ
- 9بَابُ الْتِقَاطِ الْحَصَى
- 10بَابُ: مِنْ أَيْنَ يَلْتَقِطُ الْحَصَى
- 11بَابُ قَدْرِ حَصَى الرَّمْيِ
- 12بَابُ الرُّكُوبِ إِلَى الْجِمَارِ وَاسْتِظْلَالِ الْمُحْرِمِ
- 13بَابُ وَقْتِ رَمْيِ جَمْرَةِ الْعَقَبَةِ يَوْمَ النَّحْرِ
- 14بَابُ النَّهْيِ عَنْ رَمْيِ جَمْرَةِ الْعَقَبَةِ قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ
- 15بَابُ الرُّخْصَةِ فِي ذَلِكَ لِلنِّسَاءِ
- 16بَابُ الرَّمْيِ بَعْدَ الْمَسَاءِ
- 17بَابُ رَمْيِ الرُّعَاةِ
- 18بَابُ الْمَكَانِ الَّذِي تُرْمَى مِنْهُ جَمْرَةُ الْعَقَبَةِ
- 19بَابُ التَّكْبِيرِ مَعَ كُلِّ حَصَاةٍ
- 20بَابُ قَطْعِ الْمُحْرِمِ التَّلْبِيَةَ إِذَا رَمَى جَمْرَةَ الْعَقَبَةِ
- 21بَابُ مَا يَحِلُّ لِلْمُحْرِمِ بَعْدَ رَمْيِ الْجِمَارِ
(24) Kitâb: Hac
بَابُ وُجُوبِ الْحَجِّ
Şakîk b. Seleme (radıyallahü anh) Ebu Vail’den naklediyor: “Tağlip kabilesinden Subay b. Ma’bed denilen kimse önceden Hıristiyan’dı sonradan Müslüman oldu. İlk mükellefiyeti hac olmuştu, bu yüzden hac ve umre için ihrama girdi yani hac ve umre her ikisi için ihrama girmişti. Yolda Selman b. Rabia ve Zeyd b. Sûhan’la karşılaştı. Onlardan biri: “Sen devenden daha sapıksın” dedi. Sübey bu söz bana o kadar tesir etti ki, Ömer’e kadar geldim ve durumu ona anlattım. Ömer de: “Sen Peygamberin yaptığını yapmışsın” cevabını verdi. (Ebû Davud, Menasik: 24; İbn Mâce, Menasik: 38)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Mervan b. Hakem (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Osman’ın yanında oturuyordum. Ali’nin hac ve umreyi beraber yaptığını duydu ve: “Biz bundan yasaklanmamış mıydık?” dedi. O da: “Evet” dedi ve: “Ben Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in ikisini birlikte yaptığını duydum. Senin emrinle Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in sözünü terk edemem” diye cevap verdi. (Buhârî, Hac: 34; Müsned: 717)
Mervan (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, Osman Temettü haccı yapmayı yasaklamıştı. Ali’nin hacla umreye birlikte ihrama girip niyet ettiğini görünce: “Benim yasaklamama rağmen sen hacla umreyi beraber mi yapıyorsun” dedi. Bunun üzerine Ali: “İnsanların birinin emriyle Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in sünnetini terk edemem” diye cevap verdi. (Buhârî, Hac: 34)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Bera (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Ali’yi Yemen’e v ali tayin ettiği zaman ben de yanındaydım. Yemen’den dönünce, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanına girdi Ali devamla şöyle anlattı: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in huzuruna vardım bana: “Nasıl yaptın?” dedi. Bende “Senin gibi ihrama girdim” dedim. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “ Ben kurbanımı sevkettim ve haccı kırana niyetlendim” buyurdu ve ashabına da şöyle söyledi: “Eğer işlerin böyle olacağını bilseydim sizin gibi yapardım. Fakat ben kurbanı sevkettiğim için kıran haccına niyetlendim.” (Ebû Davud, Menasik: 24)
Imran b. Husayn (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), hacla umreyi birleştirdi. Daha sonra bu uygulamayı yasaklayan bir ayet nazil olmadığı gibi, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de vefatından önce böyle bir yasaklama getirmedi. (Ebû Davud, Menasik: 24; İbn Mâce, Menasik: 38)
Imran (radıyallahü anh), Mutarrıf’den naklediyor: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) hacla umreyi birleştirdi yani Temettü haccı yaptı daha sonra bu uygulamayı yasaklayan bir ayet olmadığı gibi Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de bu uygulamayı yasak etmedi. Ancak bir kişi bu konuda kendi görüşüne göre uygulama yaptı. (Buhârî, Hac: 36; Müslim, Hac: 23)
Mutarrıf b. Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Imran b. Husayn bana şöyle demişti: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte temettu haccı yapmıştık.” (Müslim, Hac: 23; İbn Mâce, Menasik: 40)
Enes (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in şöyle dediğini duydum: “Hac ve umreye birlikte niyet ettim, Hac ve umreye birlikte niyet ettim.” (Ebû Davud, Menasik: 24; İbn Mâce, Menasik: 38)
Enes (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i Hac ve umre için ikisini birden niyet ederek ihrama girdiğini duydum. (Ebû Davud, Menasik: 24; İbn Mâce, Menasik: 38)
Bekir b. Abdullah el Müzenî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Enes’ten işittim şöyle diyordu: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den işittim hac ve umreye birlikte niyet etmişti, bunu İbn Ömer’e anlattım. Bana sadece hac için ihrama gir dedi. Daha sonra Enes’le karşılaştım, ona İbn Ömer’in söylediklerini aktardım. Enes dedi ki: “Siz bizi çocuk mu sanıyorsunuz? Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in umre ve hacca birlikte niyet ettim dediğini bizzat duydum.” (Buhârî, Hac: 34; Tirmizî, Hac: 10)
Sâlim b. Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Abdullah b. Ömer şunları anlattı: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), veda haccında hac ve umreye niyet ederek temettü haccı yapmıştı. Beraberinde kurbanını getirmişti. Zülhuleyfe’de umre için ihrama girdi sonra hac için tekrar ihrama girdi. İnsanlar da Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile beraber hac ve umreye niyet ederek temettü haccı yaptılar. İnsanlardan bir kısmı Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) gibi kurbanını sevketti, kimisi de sevketmedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Mekke’ye gelince insanlara şöyle dedi: “İçinizden kim kurbanını önceden göndermişse haccını bitirinceye kadar ihramlıya haram olan şeyler (kendisine) haramdır. Kim de kurbanını göndermemiş ise Kâbe’yi tavaf etsin, Safa ile Merve arasında Sa’y etsin, başını traş etsin ve ihramdan çıksınlar sonra hac için tekrar ihrama girerek kurbanlarını göndersinler. Kim de kurban bulamaz ise üç gün hacta yedi günde memleketlerine dönünce oruç tutsunlar.” Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Mekke’ye gelince tavafını yaptı ilk olarak Hacer’ül-Esvedi istilâm etti. Daha sonra yedi şavtın üçünü hızlıca koşarak, diğer dördünü de normal bir şekilde tamamladı. Böylece tavafını bitirince Makamı İbrahim’de iki rekat namaz kılarak selâm verdi. Sonra safa tepesine gelerek Safa ile Merve arasında yedi sefer koştu. Daha sonra haccını yapıp kurbanını kesinceye kadar ihramlıya haram olan her şeye dikkat etti. Tavafı ifadayı yaparak ihramdan çıktı ve haram olan şeyler helâl olmuş oldu. Müslümanlardan da daha önce Mekke’ye hedy gönderenler de Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yaptığını yaptılar. (Buhârî, Hac: 37; Müslim, Hac: 24)
Abdurrahman b. Harmele (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Said b. Müseyyeb’ten işittim şöyle diyordu: “Ali ve Osman hac için beraberlerdi. Yolda bir konaklama yerinde Osman hac ile umrenin birlikte yapılmasını yasakladı. Ali onun yola çıktığını gördüğünüz zaman siz de çıkın dedi. Ali ve arkadaşları umre için ihrama girdiler Osman da onları engellemedi. Bunun üzerine Ali: “Temettü haccının yapılabileceği konusunda Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in uygulaması sana haber verilmedi mi?” dedi. Osman: “Evet haberim var” dedi. Bu sefer Ali: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in temettü haccı yaptığını duymadın mı?” dedi. Osman da: “Evet duydum” dedi. (Müslim, Hac: 23; Buhârî, Hac: 37)
Nevfel b. Haris b. Abdulmutt ali p (radıyallahü anh) şöyle anlatır: Sa’d b. Ebî Vakkas ile Dahhak b. Kays’ın, Muaviye b. ebu Süfyan ile haccettiği sene yapılan temettü haccı konusunda şöyle der: Dahhak Sa’de: “Bu şekilde Allah’ın emirlerini bilmeyenler yapar” dedi. Sa’d: “İyi konuşmadın ey kardeşimin oğlu” deyince, Dahhak şöyle dedi: “Ömer temettü haccını yasak etti.” Bunun üzerine Sa’d: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) böyle yaptı, biz de aynısını yapmıştık” diye cevap verdi. (Müslim, Hac: 23; Muvatta', Hac: 17)
İbrahim b. Ebu Musa (radıyallahü anh) anlatıyor: Ebu Musa’da temettü haccının yapılabileceğine fetva verirdi. Bir adam kendisine: “Ağır ol! H ali fe’nin bu konudaki yeni emirlerini sen herhalde bilmiyorsun” dedi. Hemen giderek Ömer’i buldum ve durumu ondan sordum. Ömer şöyle dedi: “Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in böyle yaptığını biliyorum fakat erak denilen yerde insanların hanımlarıyla beraber olduktan sonra saçlarından sular damlayarak hacca gitmelerini hoş bulmuyorum” diye cevap verdi. (Müslim, Hac: 23; Tirmizî, Hac: 12)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Ömer’in şöyle dediğini duydum: “Ben Umre ile haccın birleştirilmesini yani Temettu haccını yasakladım. Her ne kadar Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yaptığını ve Allah’ın Kitab’ında olduğunu bilmeme rağmen” (Bazı maslahatlardan dolayı yasaklamıştı.) (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Tavus (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Muaviye, İbn Abbas’a: “Merve’de Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in saçlarını kısalttığımı bilmiyor musun?” dedi. İbn Abbas: “Hayır” diye cevap verdi. Başka bir zaman İbn Abbas şöyle demiştir: “Bu Muaviye, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in temettu haccını yaptığını bilmesine rağmen yasaklamıştır.” (Buhârî, Hac: 128; Tirmizî, Hac: 74)
Ebu Musa (radıyallahü anh) anlatıyor: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Bahta da iken yanına vardım, “İhrama nasıl girdin?” diye sordu. “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in girdiği gibi” diye cevap verdim. “Kurbanı sevkettin mi?” dedi. “Hayır” dedim. “Öyleyse Kâbe’yi tavaf et. Safa ile Merve arasında sa’y yap sonra da ihramdan çık” buyurdu. Ben de: “Kâbe’yi tavaf edip, Safa ile Merve arasında da sa’y ettikten sonra kabilemden bir kadına uğradım. O da saçlarımı düzeltip taradıktan sonra başımı yıkayıverdi. Ben daha sonraları Ebu Bekir ve Ömer’in h ali feliği zamanında bu konuda Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’den duyduğuma göre, fetva veriyordum. Yine bir hac mevsindeydi adamın biri bana; “H ali fenin hac konusundaki yeni emrini bilmiyorsun g ali ba” dedi. Ben de insanlara: “Ey İnsanlar, benim size hac konusunda söylediklerimi yapmakta acele etmeyin. Şimdi h ali fe gelecek onun söylediklerini yapın” dedim. H ali fe gelince: “Ey Mü’minlerin emiri! Hac konusundaki yeni emriniz nedir?” diye sordum. Ömer şöyle dedi: “Eğer Allah’ın Kitab’ına bakarsak Allah orada: “Hac ve Umrenizi Allah için tamamlayın” buyurmakta, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in sünnetine bakarsak Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): “Kurban kesinceye kadar ihramlıya haram olan hiçbir şeyi yapmamıştır.” (Buhârî, Hac: 32; İbn Mâce, Menasik: 40)
Mutarrif (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: İmran b. Husayn bana: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), hac ile umreyi birleştirip temettu haccı yapmıştı. Biz de onunla birlikte temettu haccı yapmıştık. Ancak bir kişi var ki kendi görüşünü uygulamaktadır” dedi. (Buhârî, Hac: 36; Müslim, Hac: 23)
Cafer b. Muhammed (radıyallahü anh) babasından naklediyor ve şöyle diyor: Câbir b. Abdullah’a giderek, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in nasıl hac yaptığını sorduk. O da şöyle anlattı: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Medine’de dokuz sene kaldıktan sonra Müslümanlara hacca gideceğini ilân ettirdi. Bu yüzden peygamberle hacca gitmek üzere çevreden pek çok kişi Medine’ye gelmişti. Böylece Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e uyacak ve onun yaptıklarını yapacaklardı. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) zilkade ayının bitmesine beş gün kala yola çıktı. Biz de onunla beraber çıktık. Câbir diyor ki: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) aramızda iken ona Kur’an iniyor o da onun yorum ve sonuçlarını biliyordu. O ne yapıyorsa biz de aynen yapıyorduk. Yola çıkarken niyetimiz sadece hac yapmaktı.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Hac yapmak için yola çıkmıştık, Serif denilen yere gelince ben hayız görmeye başladım. Ben ağlarken Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) yanıma girdi ve “Hayız mı oldun?” dedi. Ben de: “Evet” dedim. Bunun üzerine: “Bu hayız görme h ali Allah’ın adem in kızları için takdir ettiği bir özelliktir. Bu sebeple ihramlının yaptığı her şeyi yap sadece tavafı yapma” buyurdu. (Müslim, Hac: 17; İbn Mâce, Menasik: 36)
Tarık b. Şihab (radıyallahü anh), Ebu Musa’dan naklediyor. Yemen’den yeni gelmiştim. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) hac için çıktığı yolculukta Batha’da konaklamıştı. Bana: “Hac için niyet ettin mi?” diye sordu. Ben de: “Evet” dedim. “Nasıl niyet ettin?” buyurdu. Ben de: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ne için ihrama girdiyse ben de onun için ihrama girip niyet ettim” dedim. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kâbe’yi tavaf et, Safa ile Merve arasında sa’y ettikten sonra ihramdan çık.” Dediklerini yaptım, bir kadına uğradım saçlarımı düzeltip tarayıverdi. Ömer’in h ali feliği zamanına kadar bana hacla alakalı sorulan sorulara bu şekilde cevap veriyordum. Ömer zamanında adamın biri bana: “Ey Ebu Musa! Bu konularda biraz ağır ol bakalım. Sen hac konusunda h ali fenin yeni emirlerini herhalde bilmiyorsun” dedi. Ebu Musa diyor ki: “Benim size hacla ilgili söylediklerimi uygulamakta acele etmeyiniz. Şimdi h ali fe gelecek onun söylediklerine uyunuz” dedim. Ömer gelerek şöyle dedi: “Eğer Allah’ın Kitab’ına bakarsak hac ve umrenin tamamlanmasını emrediyor. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in sünnetini alırsak Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), sevkettiği kurban yerine varıncaya kadar ihramdan çıkmıyordu.” (Buhârî, Hac: 32; Müslim, Hac: 22)
Cafer b. Muhammed (radıyallahü anh) babasından şöyle aktarıyor: Câbir b. Abdullah’a giderek Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in nasıl hac yaptığını sorduk, şöyle anlattı: “Ali Yemen’den kurbanlık bir hayvan getirmişti. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) onu Medine’den hediye olarak gönderdi.” Bu sırada Ali’ye: “Nasıl niyet ederek ihrama girdin?” diye sordu: Ali’de: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ne niyetle girdiyse ben de o niyetle girdim” diye cevap verdi ve yanımda da kurbanım var. Bunun üzerine Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): “Öyleyse ihramdan çıkma” buyurdu. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre: Ali, vergi toplama görevinden dönmüştü. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ona: “Ey Ali! Hangi niyetle ihrama girdin?” diye sordu. “Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in girdiği niyetle girdim” diye cevap verdi. “Öyleyse kurban gönder ve ihramlı olarak böylece kal.” Ali’de böylece kurbanını gönderdi. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Sâlim babasından, şöyle haber vermektedir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ihrama girince: “Emrine hazırım Ey Allah’ım! Emrine hazırım senin hiçbir ortağın yoktur. Emret emrine hazırım. Eksiksiz tüm övgüler Sana mahsustur. Her türlü nimetleri veren de sensin. Saltanat ve otorite Sana aittir. Senin ortağın yoktur.” dediğini duydum. Abdullah b. Ömer şöyle diyordu: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Zülhuleyfe de iki rekat namaz kıldı. Sonra devesi üzerinde Zülhuleyfe mescidi yanında yukarıdaki şekilde telbiyede bulunarak ihrama girdi. (Müslim, Hac: 3; Ebû Davud, Menasik: 27)
Abdullah b. Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle telbiye getirirdi: “Emrine hazırım ey Allah’ım, emrine hazırım. Emrine hazırım senin hiçbir ortağın yoktur. Emrine hazırım. Tüm eksiksiz övgüler Sana mahsustur. Her türlü nimetleri veren de sensin saltanat ve otorite Sana aittir. Senin hiçbir ortağın yoktur.” (Buhârî, Hac: 26; Tirmizî, Hac: 13)
Abdullah b. Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in telbiyesi şöyledir dedi: “Emrine hazırım Allah’ım, emrine hazırım. Emrine hazırım senin ortağın yoktur. Emrine hazırım. Tüm eksiksiz övgüler Sana aittir. Tüm nimetler de sendendir. Tüm saltanat ve otorite Sana aittir. Senin hiçbir ortağın yoktur.” (Buhârî, Hac: 26; Tirmizî, Hac: 13)
Abdullah b. Ömer (radıyallahü anh), babasından aktararak şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in telbiyesi şöyleydi: “Emrine hazırım Allah’ım, emrine hazırım. Emrine hazırım senin hiçbir ortağın yoktur. Emrine hazırım. Tüm eksiksiz övgüler Sana mahsustur. Tüm nimetler de sendendir. Saltanat ve otorite de Sana mahsustur.” İbn Ömer şu ilaveyi yapmıştır: “Emret daima emrine hazırım senden mutluluklar dilerim. Hayırları veren sensin. İstekler ancak senden istenir kulluk ta ancak Sana yapılır.” (Buhârî, Hac: 26; Tirmizî, Hac: 13)
Abdullah b. Mes’ud (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in telbiyesi şöyle idi: “Emrine hazırım Allah’ım! Emrine hazırım. Emrine hazırım! Senin hiçbir ortağın yoktur. Emrine hazırım, tüm eksiksiz övgüler Sana mahsustur. Tüm nimetleri veren de sensin.” (Müsned: 3702)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Hallad b. Saib (radıyallahü anh) babasından Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in şöyle buyurduğunu naklediyor: “Bana Cebrail geldi ve dedi ki: “Ey Muhammed, ashabına telbiye getirirlerken seslerini yükseltmelerini emret” buyurdu. (Tirmizî, Hac: 14; İbn Mâce, Hac: 4)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), namazdan sonra ihrama girdi ve telbiyeye başladı.” (Tirmizî, Hac: 14; Müslim, Hac: 3)
Enes (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Beyda’da öğle namazını kıldıktan sonra binitine binip Beyda dağına tırmandı, öğleyi kıldıktan sonra hac ve umre için ihrama girdi.” (Ebû Davud, Menasik: 24; Dârimi, Hac: 13)
Câbir (radıyallahü anh), Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in haccıyla ilgili şunları anlattı: “Zülhuleyfe’ye gelince namaz kıldı. Beyda denilen yere gelinceye Kadar da hiç konuşmadı.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Sâlim (radıyallahü anh), babasından işittiğine göre, şöyle diyordu: “Beyda daki şu h ali nizle Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’i yalanlıyorsunuz; Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Zülhuleyfe dışında hiçbir yerde ihrama girmezdi.” (Müslim, Hac: 2; Ebû Davud, Menasik: 9)
Abdullah b. Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i Zülhuleyfede devesine binerken gördüm, devesi kalkarken telbiye getirmeye başlamıştı. (Müslim, Hac: 2; Ebû Davud, Menasik: 9)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ubeyd b. Cüreyc (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: İbn Ömer’e dedim ki deveyi seni kaldırıp yola devam edeceğin sırada ihrama girip telbiyede bulunurken gördüm. O da: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de kendisi deve üzerinde doğrulup devesi ayaklandığı sırada telbiyede bulunduğunu gördüm” cevabını verdi. (Müslim, Hac: 2; Ebû Davud, Menasik: 9)
Câbir b. Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), dokuz yıl boyunca hiç haccetmemişti, o sene hac yapacağını Müslümanlara ilân ettirmişti. Binitli ve yaya olarak gücü yeten herkes Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte hac yapmak için Medine’ye akın edip, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte hac yolculuğuna çıktılar. Zülhuleyfe’ye gelince Umeysin kızı Esma, Muhammed b. Ebî Bekri dünyaya getirdi. Esma Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i haberdar etti. Bunun üzerine Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Gusül yap; tenasül organına bir bez parçası koy ve ihrama gir.” O da öylece yaptı. (Müslim, Hac: 16; İbn Mâce, Menasik: 12)
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Umeys’in kızı Esma, Muhammed b. Ebî Bekir’i dünyaya getirmişti. Esma, durumu Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e bildirip ne yapacağını sordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “Gusletmesini ve tenasül organına bez parçası koymasını ve ihrama girmesini emretti.” (Müslim, Hac: 15; İbn Mâce, Menasik: 12)
Câbir b. Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile beraber ifrad haccı için ihramlı olarak bulunuyorduk. Aişe ise umre için ihrama girmişti. Serif denilen yere gelince Aişe aybaşı olmuştu. Hep beraber Mekke’ye gelince Kâbe’yi tavaf ettik, Safa ile Merve arasında sa’y ettik. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Yanında kurbanı olmayanlar ihramdan çıksınlar” diye emir buyurdu. “Hangi ihramdan” dedik. O da: “Hepsinden” buyurdu. Biz de bu emir üzerine kadınlarımızla beraber olduk, güzel kokular süründük, elbiselerimizi giydik. Arafat’a çıkılmaya sadece dört gece kalmıştı. Terviye günü (zilhiccenin 8. günü) tekrar ihrama girdik. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), bir ara Aişe’nin yanına girmişti. Onu ağlar vaziyette buldu ve: “Ne oldu” diye sordu. O da: “Aybaşı oldum herkes ihramdan çıktı ben çıkamadım, tavafımı yapamadım şu anda herkes hac yapmaya gidiyor…” diye cevap verdi. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Bu hayız olma h ali Allah’ın Adem kızları için taktir ettiği bir özelliktir. Hemen guslet ve hac için ihrama gir.” Aişe aynen yaptı vakfelerde durdu temizlenince de Kâbe’yi tavaf etti. Safa ve Merve arasında da sa’y etti. Bütün bunlardan sonra Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ona: “Haccın da umrende bitti” buyurdu. Aişe: “Ey Allah’ın Rasûlü! Hac yapıncaya kadar Kâbe’yi tavaf etmediğim için kendimde bir eksiklik duyuyorum” dedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de Ebu Abdurrahman’a: “Mina’dan dönülen gece Tenim’den ihrama girdir ve umre yaptır” buyurdu. Bu olay Mina’dan inip muhassab denilen yerde geceledikleri zaman olmuştu. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte veda haccı için yola çıkmıştık. Umre için ihrama girdik. Sonra Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kimin yanında kurbanlık hayvanı varsa umre ve hac için ihrama beraber girsin sonra ikisini de bitirinceye kadar ihramdan çıkmasın.” Mekke’ye geldiğimizde ben hayız olmuştum. Ne tavaf yapabildim ne de Safa ile Merve arasında sa’y edebildim. Durumu Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e şikayet ettim. Şöyle buyurdu: “Saç örgülerini çöz tara hac için ihrama gir umreyi bırak.” Dediklerini yaptım, hac işini bitirdikten sonra Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), beni Abdurrahman b. Ebu Bekir’le birlikte Ten’im denilen yere gönderdi. Ben oradan umre yaptım. Abdurrahman bana: “Bu senin yapmadığın umre yerinedir” dedi. Daha sonra umre için ihrama girenler umre yapmak için Kâbe’yi tavaf ettiler, Safa ve Merve arasında da sa’yettiler sonra ihramdan çıktılar. Sonra Mina’dan dönünce hac için tavaf yaptılar, hac ve umre için birlikte ihrama girenler sadece bir tavaf yaptılar. (Müslim, Hac: 17; Ebû Davud, Menasik: 23)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Dubaa haccetmek istedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de ona şart koşmasını emretti. O da Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in emrini aynen yaparak yerine getirdi. (Müslim, Hac: 15; İbn Mâce, Menasik: 24)
Hilal b. Habbab (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Said b. Cübeyre hac için şart koşanın nasıl şart koşacağını sordum?” O da şöyle dedi: “Şart insanlar arasında olur.” Ben de ona İkrime’nin olayını anlattım, o da bana İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan naklederek şu olayı anlattı: “Dubaa binti ez Zübeyr b. Abdülmutt ali b, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gelerek şöyle dedi: “Ey Allah’ın Rasûlü! Ben hac yapmak istiyorum nasıl niyet edeyim?” Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de şöyle buyurdu: “Emrine hazırım Allah’ım emrine hazırım.” İhramdan çıkacağım yer hac yapmama engelin çıktığı herhangi bir yerdir. Rabbin için böyle bir şart koşman senin için iyidir. (Müslim, Hac: 15; İbn Mâce, Menasik: 24)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Zübeyr’in kızı Dubaa Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gelerek: “Ey Allah’ın Rasûlü! Çok şişman ve devamlı hasta olan bir kimseyim. Hac yapmak istiyorum nasıl niyet etmeliyim?” Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de şöyle buyurdu: “Niyetinde şöyle şart koşarsın. “Hac için ihrama girip niyet ediyorum ihramdan çıkacağım yer, hastalığım dolayısıyla senin beni alıkoyacağın yerdir.” (Müslim, Hac: 15; İbn Mâce, Menasik: 24)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Dubaa’nın yanına girdi. Dubaa dedi ki: “Ey Allah’ın Rasûlü! Benim hastalık ve şikayetlerim var hac yapmak ta istiyorum, bu durumda ne yapmalı nasıl niyet etmeliyim?” Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Haccetmeye niyet et ve şart koş ve şöyle söyle: “İhramdan çıkacağım yer hastalığım dolayısıyla Senin beni alıkoyacağın yerdir.” (Müslim, Hac: 15; İbn Mâce, Menasik: 24)