Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) selâm verdi. Konuştu ve daha sonra da sehv secdesi yaptı. (Müslim, Mesacid: 19; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 136)
Sünen-i Nesâî › Kitâb 13 · Namazda SehivKonum
- 1Tahâret324
- 2Sular23
- 3Hayız ve İstihâze49
- 4Gusül ve Teyemmüm53
- 5Namaz46
- 6Namaz Vakitleri132
- 7Ezan62
- 8Mescidler54
- 9Kıble35
- 10İmâmet99
- 11Namaza Başlama153
- 12Tatbîk (Ellerin Dizler Arasına Konulması)150
- 13Namazda Sehiv188
- 14Cuma Namazı66
- 15Yolculukta Namazı Kısaltma26
- 16Tutulma Namazı45
- 17Yağmur Duası (İstiskâ)25
- 18Korku Namazı27
- 19İki Bayram Namazı42
- 20Gece Namazı ve Gündüz Nâfileleri220
- 21Cenâzeler272
- 22Oruç345
- 23Zekât184
- 24Hac467
- 25Cihâd111
- 26Nikâh193
- 27Talâk174
- 28Atlar, Yarışlar ve Atıcılık33
- 29Vakıflar17
- 30Vasiyyetler61
- 31Hediyeler16
- 32Bağışlar18
- 33Rukbâ14
- 34Umre42
- 35Ziraat178
- 36Kadınlara İyi Muâmele27
- 37Kan Dökmenin Haramlığı167
- 38Fey' Malının Dağıtımı16
- 39Bîat63
- 40Akîka10
- 41Fera' ve Atîre41
- 42Av ve Kesim98
- 43Kurbanlar (Dahâyâ)88
- 44Mâlî Muâmeleler257
- 45Kasâme, Kısas ve Diyet164
- 46Hırsızın Elinin Kesilmesi115
- 47Îmân ve Alâmetleri55
- 48Süs ve Zînet339
- 49Kadıların Âdâbı49
- 50Allah'a Sığınma112
- 51İçecekler220
- 1بَابُ رَفْعِ الْيَدَيْنِ فِي الْقِيَامِ إِلَى الرَّكْعَتَيْنِ الْأُخْرَيَيْنِ
- 2بَابُ رَفْعِ الْيَدَيْنِ لِلْقِيَامِ إِلَى الرَّكْعَتَيْنِ الْأُخْرَيَيْنِ حَذْوَ الْمَنْكِبَيْنِ
- 3بَابُ رَفْعِ الْيَدَيْنِ، وَحَمْدِ اللهِ، وَالثَّنَاءِ عَلَيْهِ فِي الصَّلَاةِ
- 4بَابُ السَّلَامِ بِالْأَيْدِي فِي الصَّلَاةِ
- 5بَابُ رَدِّ السَّلَامِ بِالْإِشَارَةِ فِي الصَّلَاةِ
- 6بَابُ الرُّخْصَةِ فِيهِ مَرَّةً
- 7بَابُ: التَّشْدِيدِ فِي الِالْتِفَاتِ فِي الصَّلَاةِ
- 8بَابُ: الرُّخْصَةِ فِي الِالْتِفَاتِ فِي الصَّلَاةِ يَمِينًا وَشِمَالًا
- 9بَابُ: قَتْلِ الْحَيَّةِ وَالْعَقْرَبِ فِي الصَّلَاةِ
- 10بَابُ: الْمَشْيِ أَمَامَ الْقِبْلَةِ خُطًى يَسِيرَةً
- 11بَابُ: التَّصْفِيقِ فِي الصَّلَاةِ
- 12بَابُ: التَّسْبِيحِ فِي الصَّلَاةِ
- 13بَابُ: الْبُكَاءِ فِي الصَّلَاةِ
- 14بَابُ: لَعْنِ إِبْلِيسَ وَالتَّعَوُّذِ بِاللهِ مِنْهُ فِي الصَّلَاةِ
- 15بَابُ: إِتْمَامِ الْمُصَلِّي عَلَى مَا ذَكَرَ إِذَا شَكَّ
- 16بَابُ: التَّحَرِّي
- 17بَابُ: مَا يَفْعَلُ مَنْ صَلَّى خَمْسًا
- 18بَابُ: مَا يَفْعَلُ مَنْ نَسِيَ شَيْئًا مِنْ صَلَاتِهِ
- 19بَابُ: التَّكْبِيرِ فِي سَجْدَتَيِ السَّهْوِ
- 20بَابُ: صِفَةِ الْجُلُوسِ فِي الرَّكْعَةِ الَّتِي يَقْضِي فِيهَا الصَّلَاةَ
- 21بَابُ: مَوْضِعِ الذِّرَاعَيْنِ
- 22بَابُ: مَوْضِعِ الْكَفَّيْنِ
- 23بَابُ: قَبْضِ الْأَصَابِعِ مِنَ الْيَدِ الْيُمْنَى دُونَ السَّبَّابَةِ
- 24بَابُ: قَبْضِ الثِّنْتَيْنِ مِنْ أَصَابِعِ الْيَدِ الْيُمْنَى، وَعَقْدِ الْوُسْطَى وَالْإِبْهَامِ مِنْهَا
- 25بَابُ: بَسْطِ الْيُسْرَى عَلَى الرُّكْبَةِ
- 26بَابُ: الْإِشَارَةِ بِالْأُصْبُعِ فِي التَّشَهُّدِ
- 27بَابُ: النَّهْيِ عَنِ الْإِشَارَةِ بِأُصْبُعَيْنِ، وَبِأَيِّ أُصْبُعٍ يُشِيرُ
- 28بَابُ: إِحْنَاءِ السَّبَّابَةِ فِي الْإِشَارَةِ
- 29بَابُ: النَّهْيِ عَنْ رَفْعِ الْبَصَرِ إِلَى السَّمَاءِ عِنْدَ الدُّعَاءِ فِي الصَّلَاةِ
- 30بَابُ: إِيجَابِ التَّشَهُّدِ
- 31بَابُ: كَيْفَ التَّشَهُّدُ
- 32بَابُ: السَّلَامِ عَلَى النَّبِيِّ ﷺ
- 33بَابُ: التَّمْجِيدِ وَالصَّلَاةِ عَلَى النَّبِيِّ ﷺ فِي الصَّلَاةِ
- 34بَابُ: الْأَمْرِ بِالصَّلَاةِ عَلَى النَّبِيِّ ﷺ
- 35بَابُ: كَيْفَ الصَّلَاةُ عَلَى النَّبِيِّ ﷺ
- 36بَابُ: الْفَضْلِ فِي الصَّلَاةِ عَلَى النَّبِيِّ ﷺ
- 37بَابُ: تَخْيِيرِ الدُّعَاءِ بَعْدَ الصَّلَاةِ عَلَى النَّبِيِّ ﷺ
- 38بَابُ: الدُّعَاءِ بَعْدَ الذِّكْرِ
- 39بَابُ: التَّعَوُّذِ فِي الصَّلَاةِ
- 40بَابُ: تَطْفِيفِ الصَّلَاةِ
- 41بَابُ أَقَلِّ مَا يُجْزِئُ مِنْ عَمَلِ الصَّلَاةِ
- 42بَابُ السَّلَامِ
- 43بَابُ: مَوْضِعِ الْيَدَيْنِ عِنْدَ السَّلَامِ
- 44بَابُ: السَّلَامِ بِالْيَدَيْنِ
- 45بَابُ: السُّجُودِ بَعْدَ الْفَرَاغِ مِنَ الصَّلَاةِ
- 46بَابُ: سَجْدَتَيِ السَّهْوِ بَعْدَ السَّلَامِ وَالْكَلَامِ
- 47بَابُ: الِانْحِرَافِ بَعْدَ التَّسْلِيمِ
- 48بَابُ: الْأَمْرِ بِقِرَاءَةِ الْمُعَوِّذَاتِ بَعْدَ التَّسْلِيمِ مِنَ الصَّلَاةِ
- 49بَابُ: الِاسْتِغْفَارِ بَعْدَ التَّسْلِيمِ
- 50بَابُ التَّهْلِيلِ بَعْدَ التَّسْلِيمِ
- 51بَابُ: التَّعَوُّذِ فِي دُبُرِ الصَّلَاةِ
- 52بَابُ: عَقْدِ التَّسْبِيحِ
- 53بَابُ: تَرْكِ مَسْحِ الْجَبْهَةِ بَعْدَ التَّسْلِيمِ
- 54بَابُ: قُعُودِ الْإِمَامِ فِي مُصَلَّاهُ بَعْدَ التَّسْلِيمِ
- 55بَابُ: الِانْصِرَافِ مِنَ الصَّلَاةِ
- 56بَابُ: الْوَقْتِ الَّذِي يَنْصَرِفُ فِيهِ النِّسَاءُ مِنَ الصَّلَاةِ
- 57بَابُ: النَّهْيِ عَنْ مُبَادَرَةِ الْإِمَامِ بِالِانْصِرَافِ مِنَ الصَّلَاةِ
- 58بَابُ: ثَوَابِ مَنْ صَلَّى مَعَ الْإِمَامِ حَتَّى يَنْصَرِفَ
- 59بَابُ: الرُّخْصَةِ لِلْإِمَامِ فِي تَخَطِّي رِقَابِ النَّاسِ
- 60بَابُ: إِذَا قِيلَ لِلرَّجُلِ: هَلْ صَلَّيْتَ؟ هَلْ يَقُولُ: لَا
(13) Kitâb: Namazda Sehiv
بَابُ: سَجْدَتَيِ السَّهْوِ بَعْدَ السَّلَامِ وَالْكَلَامِ
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) selâm verdi sonra sehiv secdelerini yaptı, yerinden kalkmadan tekrar selâm verdi. (Müslim, Mesacid: 19; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 136)
Imran b. Husayn (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) namazı üç rekat kılıp sonra selâm verdi. Bunun üzerine Hırbak isimli şahıs, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’e şöyle dedi: “Namazı üç rekat kıldınız” diye, eksik kıldığını hatırlatınca, hemen kalkarak unuttuğu rekatı da kıldırdı, selâm verdi sonra sehv secdesi yaptı daha sonra tekrar selâm verdi. (Ebû Davud, Salat: 147; Buhârî, Sıfatü’s Salat: 44)
Bera b. Azib (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: “Namaz kılarken Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’i gözettim. Kıyamını, rükû’unu, rekatlar arasında ki duruşunu, secdelerini, iki secde arasındaki duruşunu ve selâm verdikten sonraki bekleyişini gözetledim hepsi aynı uzunluktaydı.” (Buhârî, sıfatü’s Salat: 71; Ebû Davud, Salat: 47)
Ümmü Seleme (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) zamanında kadınlar selâm verdikten sonra hemen kalkarlar. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ve namaz kılan cemaat ise biraz beklerler. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) kalkınca cemaatte kalkarlardı.” (Buhârî, Sıfatü’s Salat: 71; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 33)
بَابُ: الِانْحِرَافِ بَعْدَ التَّسْلِيمِ
Câbir b. Yezid b. Esved (radıyallahü anh), babasından naklediyor: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile beraber sabah namazını kılmıştık, namazını bitirince cemaate doğru dönmüştü.” (Buhârî, Sıfatü’s Salat: 71; Ebû Davud, Salat: 71)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in namazının bittiğini selâmdan sonra alınan tekbirle bilirdik.” (Ebû Davud, Salat: 191; Müslim, Mesacid: 23)
بَابُ: الْأَمْرِ بِقِرَاءَةِ الْمُعَوِّذَاتِ بَعْدَ التَّسْلِيمِ مِنَ الصَّلَاةِ
Ukbe b. Amir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bana her namazdan sonra Nâs, Felâk ve İhlâs sûrelerini okumamı emretti. (Ebû Davud, Salat: 353; Tirmizî, Fedailül Kur’an: 13)
بَابُ: الِاسْتِغْفَارِ بَعْدَ التَّسْلِيمِ
Ebu Esma er Rahabî (radıyallahü anh), Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in kölesi Sevban’dan naklettiğine göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) namazını bitirince; “Üç defa “Estağfirullah” der ve Allah’ım! Sen selâmsın, selâmet te Sendendir. Sen ne kutlusun, büyüklük ve ikram sahibi olan Allah’ım” derdi.” (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 32; Müslim, Mesacid: 26)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
بَابُ التَّهْلِيلِ بَعْدَ التَّسْلِيمِ
Ebu’z Zübeyr (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Abdullah b. Zübeyr’in bu minberde şöyle dediğini duydum: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) namazını bitirip selâm verince şöyle derdi: “Tek olan, ortağı olmayan Allah’tan başka gerçek ilâh yoktur. Mülk, saltanat ve otorite onundur. Tüm eksiksiz övgüler de O’na aittir, O’nun her şeye gücü yeter. Allah’tan başka hiçbir güç ve kuvvet sahibi yoktur. Sadece O’na kulluk ederiz. Karşılıksız tüm nimetleri verip iyilikler yapan, en güzel övgülere layık olan Allah’tan başka gerçek ilâh yoktur. Kafirler hoşlanmasa da en güzel hayat tarzı onun dinidir, O’na samimiyetle bağlıyız.” (Müslim, Mesacid: 26; Ebû Davud, Salat: 458)
Ebu’z Zübeyr (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Abdullah b. Zübeyr, her namazdan sonra şöyle dua ederdi: “Tek olan, ortağı olmayan Allah’tan başka gerçek ilâh yoktur. Otorite, mülk, saltanat O’nundur. Eksiksiz tüm övgüler O’na mahsustur. O’nun her şeye gücü yeter. Allah’tan başka gerçek ilâh yoktur ve sadece ona kulluk yaparız. Her türlü nimetleri veren ve karşılıksız iyilikler yapan O’dur. En güzel övgüler O’na mahsustur. Allah’tan başka gerçek ilâh yoktur. Kafirler hoşlanmasa da en güzel hayat tarzı onun dinidir. O’na samimiyetle bağlıyız.” Sonra İbn Zübeyr: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de her namazın arkasından bu duayı yapardı diyor. (Müslim, Mesacid: 20; Ebû Davud, Salat: 458)
Muğire b. Şu’be’nin katibi Verrad (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Muaviye; Muğire b. Şu’be’ye mektup yazarak; Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den duyduğu bir şeyi kendisine bildirmesini istedi. O da şu cevabı verdi: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) namazlardan sonra şu duayı yapardı: “Tek olan, ortağı olmayan Allah’tan başka gerçek ilâh yoktur. Saltanat, otorite ve mülk O’nundur. Her türlü eksiksiz övgüler O’na aittir, O’nun her şeye gücü yeter. Allah’ım! Senin verdiğine hiçbir şey engel olamaz. Engel olduğun bir şeyi de kimse veremez. Senin yardımın olmadan hiçbir kuvvetliye kuvveti fayda vermez.” (Müslim, Mesacid: 26; Dârimi, Salat: 88)
Ebu’l Ala el Verrad (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Muğire b. Şu’be, Muaviye’ye şöyle yazdı: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), namazından çıkıp selâm verdikten sonra şöyle dua ederdi: “Tek olan, ortağı olmayan Allah’tan başka gerçek ilâh yoktur. Mülk, otorite ve saltanat ona mahsustur. Tüm eksiksiz övgüler ona mahsus olup, O’nun her şeye gücü yeter. Allah’ım! Senin verdiğine hiçbir şey engel olamaz. Engel olduğun bir şeyi de kimse veremez. Senin yardımın olmadan hiçbir kuvvetliye kuvveti fayda vermez.” (Müslim, Mesacid: 26; Dârimi, Salat: 88)
Muğire’nin katibi Verrad (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Muaviye, Muğireye bir mektup yazarak, bana Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den işittiğin bir hadisi yaz demişti de; Muğire de cevap olarak şöyle yazdı: “Ben, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in namazdan sonra üç defa şöyle dua ettiğini duydum: “Tek olan, hiçbir ortağı olmayan Allah’tan başka gerçek ilâh yoktur. Mülk, otorite ve saltanat O’na aittir. Eksiksiz tüm övgüler O’na mahsustur ve O’nun her şeye gücü yeter.” (Müslim, Mesacid: 26; Dârimi, Salat: 88)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Evime bir Yahudi kadın geldi ve: “Kabir azabı, üzerimize sıçrattığımız idrardandır” dedi. Ben de: “Yalan söylüyorsun” dedim. O kadın: “Hayır doğru söylüyorum. Biz Yahudiler idrarın bulaştığı elbise, deri ne varsa hepsini makasla keserdik” dedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), namaz için çıkmıştı, bizim sesimizin yükseldiğini görünce: “Nedir meseleniz” dedi. Ben de, Yahudi kadının söylediklerini haber verdim. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Doğru söylemiş” buyurdu, ve o günden sonra şu duayı her namazında okurdu: “Cebrail’in, Mikail’in, İsrafil’in Rabbi! Beni Cehennem ateşinden ve kabir azabından koru.” (Buhârî, Cenaiz: 86; Müslim, Mesacid: 24)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
بَابُ: التَّعَوُّذِ فِي دُبُرِ الصَّلَاةِ
Müslim b. ebi Bekre (radıyallahü anh)’den rivayete göre, şöyle demiştir: Babam namazlarının arkasında şöyle dua ederdi: “Allah’ım! Küfürden, fakirlikten, kabir azabından Sana sığınırım.” Bende bu duayı okuyordum, babam: “Yavrum bu duayı kimden öğrendin?” dedi. Senden deyince; “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bu duaları namazdan sonra okurdu” dedi. (Müsned: 19514)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ka’b b. Ucre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Birbiri ardınca yapılması gereken zikirler vardır onları yapanlar sevaptan mahrum kalmazlar. Onlar şunlardır: “Otuz üç defa “Sübhanallah” otuz üç defa, “Elhamdülillah” otuz dört defa, “Allahüekber” demek.” (Müslim, Mesacid: 26; Tirmizî, Dua: 26)
Zeyd b. Sabit (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Ashab’a her namazın bitiminde otuz üç defa “Sübhanallah” otuz üç defa “Elhamdülillah” otuz dört defa da “Allahuekber” demeleri emredilmişti. Ensardan bir adam rüyasında: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) size her namazdan sonra otuz üç defa “Sübhanallah” otuz üç defa “Elhamdülillah” otuz dört defa “Allahüekber” demenizi emretti değil mi?” denildi. Adam: “Evet” deyince; karşısındaki: “Öyleyse onları yirmi beşe indirin de “Lâ ilâhe illallah” demeyi de ilave edin” dedi. Sabah olur olmaz bu kimse durumu Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’e anlattı. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)‘de: “Öylece yapınız” buyurdu. (Tirmizî, Dua: 26; Dârimi, Salat: 90)
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, bir adama rüyasında Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), size neyi emretti diye sorulmuştu da, O’da: “Otuz üç defa “Sübhanallah” otuz üç defa “Elhamdülillah” otuz dört defada “Allahüekber” dememizi emretti. Böylece tesbihlerin sayısı yüz olmaktadır. Diye cevap vermiş. Bunun üzerine adam yirmi beş defa “Sübhanallah” yirmi beş defa “Elhamdülillah” yirmi beş defa “Allahüekber” deyin yirmi beş defa da “Lâilâhe illallah” deyin böylece yüz olsun demiş. Sabah olunca adam durumu Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e aktarmış Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)‘de: “Ensari’nin dediği gibi yapın” buyurmuştur . (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Fakirler, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gelerek dediler ki: “Ey Allah’ın Rasûlü! Zengin kardeşlerimiz bizim gibi namaz kılıyorlar, bizim gibi oruç tutuyorlar fakat onların malları da var böylece sadaka da verip infakta da bulunuyorlar.” Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Namaz kılıp bitirdiğinizde otuz üç sefer “Sübhanallah” otuz üç sefer “Elhamdülillah” otuz üç sefer “Allahuekber” ve on defa da “Lâ ilâhe illallah” deyin bununla hem sevap bakımından onlara yetişmiş olursunuz hemde sizden sonra gelecek olanları geçersiniz. (Ebû Davud, Salat: 360; Müslim, Mesacid: 26)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
بَابُ: عَقْدِ التَّسْبِيحِ
Abdulah b. Amr (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in tesbihatı yaparken sayıları bilebilmek için saydığını gördüm.” (Ebû Davud, Salat: 359; Tirmizî, Dua: 25)
بَابُ: تَرْكِ مَسْحِ الْجَبْهَةِ بَعْدَ التَّسْلِيمِ
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
بَابُ: قُعُودِ الْإِمَامِ فِي مُصَلَّاهُ بَعْدَ التَّسْلِيمِ
Câbir b. Semure (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) sabah namazını kıldıktan sonra güneş doğuncaya kadar mihrapta otururdu. (Müslim, Fedail: 17)
Simak b. Harb (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Câbir b. Semure’ye: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in sohbetinde bulunur muydun” diye sordum. O da: “Evet, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem); sabah namazını kıldıktan sonra güneş doğuncaya kadar mihrapta otururdu. Ashabıyla konuşur, görüşür Ashabı’da cahiliye dönemi olaylarını anlatarak ve şiirler okuyarak gülerler. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’de tebessüm ederdi. (Müslim, Fedail: 17)
بَابُ: الِانْصِرَافِ مِنَ الصَّلَاةِ
Suddi (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Enes b. M ali k’e namaz kıldıktan sonra sağdan mı soldan mı dönmek gerektiği konusunu sormuştum. O da: “Ben çoğunlukla Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)‘i sağından dönerken gördüm” dedi. (Dârimi, Salat: 89; Tirmizî, Salat: 225)
Esved (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Abdullah şöyle demiştir: “Namaz bittikten sonra mutlaka sağ taraftan dönülmeli diyerek şeytanı memnun etmeyiniz. Çünkü ben Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i çoğunlukla sol tarafından döndüğünü gördüm.” (Dârimi, Salat: 89; Tirmizî, Salat: 225)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ben, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in ayakta ve oturarak su içtiğini, yalınayak ve ayakkabıyla namaz kıldığını, namazdan sonra ise hem sağından hem de solundan döndüğünü gördüm.” (Müsned: 23428)
بَابُ: الْوَقْتِ الَّذِي يَنْصَرِفُ فِيهِ النِّسَاءُ مِنَ الصَّلَاةِ
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Kadınlar sabah namazını Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte kılarlar, selâm verip namaz bittikten sonra da örtülerine bürünmüş olarak evlerine dönerlerdi. Alaca karanlık olduğu için tanınmazlardı.” (Müslim, Mesacid: 40; İbn Mâce, Salat: 2)
بَابُ: النَّهْيِ عَنْ مُبَادَرَةِ الْإِمَامِ بِالِانْصِرَافِ مِنَ الصَّلَاةِ
Enes b. M ali k (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir gün bize namaz kıldırdı sonra bize dönerek şöyle buyurdu: “Ben sizin imamınızım rükû’ ve secdelerde benden öne geçmeyin. Kıyama benden önce kalkmayın ve namazdan da benden önce ayrılmayın. Ben sizi önümden gördüğüm gibi arkamdan da görüyorum. Canımı kudret elinde tutan Allah’a yemin olsun ki benim gördüklerimi siz de görseydiniz az güler çok ağlardınız. “Ne gördün Ey Allah’ın Rasûlü!” diye soruldu da: ”Cennet ve Cehennemi” buyurdular. (Müslim, Salat: 25; Dârimi, salat: 72)
بَابُ: ثَوَابِ مَنْ صَلَّى مَعَ الْإِمَامِ حَتَّى يَنْصَرِفَ
Ebu Zer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte Ramazan orucunu tuttuk. Son yedinci gün gelinceye kadar bizi mescidde bırakmadı. Ramazan’ın bitimine yedi gün kala gecenin ilk üçte biri geçinceye kadar bizi mescidde bıraktı, altı gün kala bizi yine tutmadı, beş gün kala yine gece yarısına kadar tuttu. Bunun üzerine biz, Ey Allah’ın Rasûlü! İstersen tüm gece kalabiliriz dedik. Bunun üzerine şöyle buyurdular: “İmamla namaz kılan kimse sonuna kadar imamla beklerse tüm geceyi ihya etmiş gibi sevab kazanır.” Son dördüncü gece de bizi mescidde bırakmadı son üçüncü gece hanımlarına ve kızlarına haber göndererek ve cemaati de toplayarak o geceyi bir süre ihya ettik. O kadar ki felahı kaçıracağımızdan korktuk, o geceden başka bizi bir daha tutmadı. Hadisin ravisi Davud diyor ki: “Felah nedir” diye sordum. “Felah; sahurdur” dedi. (Tirmizî, Savm: 80; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 173)
بَابُ: الرُّخْصَةِ لِلْإِمَامِ فِي تَخَطِّي رِقَابِ النَّاسِ
Ukbe b. Haris (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte ikindi namazını Medine’de kıldım. Namazdan sonra Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) cemaatın omuzlarından atlayarak hızlıca çıkıp gitti. Cemaatte bu harekete hayret ettiler. Ashabtan bazıları peşinden gittiler. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), hanımlarından birisinin yanına girip çıktıktan sonra şöyle dedi: “Namazda iken evde bir miktar altın olduğu aklıma geldi, bu gece yanımızda kalmasın istedim ve dağıtılmasını emrettim.” (Buhârî, Sıfatü’s Salat: 77; Müslim, Zekat: 9)
بَابُ: إِذَا قِيلَ لِلرَّجُلِ: هَلْ صَلَّيْتَ؟ هَلْ يَقُولُ: لَا
Câbir b. Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Ömer b. Hattab Hendek savaşında güneş battıktan sonra Kureyş kafirlerine sövmeye başladı ve Ey Allah’ın Rasûlü! Güneş batmaya yaklaştı hala ikindi namazımı kılamadım dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Ben de kılamadım” buyurdu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile beraber Büthan’a gittik, namaz için abdest aldı, biz de abdest aldık, güneş battıktan sonra önce ikindiyi sonra da akşamı kıldı. (Dârimi, Salat: 186)