Ebu Hüreyre ve Ebu Said (radıyallahü anhümâ)’dan rivâyete göre, şöyle demişlerdi: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in hazır bulunduğu hiçbir cenazede cenaze yere konmadan oturduğunu görmedik.” (Müslim, Cenaiz: 25; Buhârî, Cenaiz: 47)
Sünen-i Nesâî › Kitâb 21 · CenâzelerKonum
- 1Tahâret324
- 2Sular23
- 3Hayız ve İstihâze49
- 4Gusül ve Teyemmüm53
- 5Namaz46
- 6Namaz Vakitleri132
- 7Ezan62
- 8Mescidler54
- 9Kıble35
- 10İmâmet99
- 11Namaza Başlama153
- 12Tatbîk (Ellerin Dizler Arasına Konulması)150
- 13Namazda Sehiv188
- 14Cuma Namazı66
- 15Yolculukta Namazı Kısaltma26
- 16Tutulma Namazı45
- 17Yağmur Duası (İstiskâ)25
- 18Korku Namazı27
- 19İki Bayram Namazı42
- 20Gece Namazı ve Gündüz Nâfileleri220
- 21Cenâzeler272
- 22Oruç345
- 23Zekât184
- 24Hac467
- 25Cihâd111
- 26Nikâh193
- 27Talâk174
- 28Atlar, Yarışlar ve Atıcılık33
- 29Vakıflar17
- 30Vasiyyetler61
- 31Hediyeler16
- 32Bağışlar18
- 33Rukbâ14
- 34Umre42
- 35Ziraat178
- 36Kadınlara İyi Muâmele27
- 37Kan Dökmenin Haramlığı167
- 38Fey' Malının Dağıtımı16
- 39Bîat63
- 40Akîka10
- 41Fera' ve Atîre41
- 42Av ve Kesim98
- 43Kurbanlar (Dahâyâ)88
- 44Mâlî Muâmeleler257
- 45Kasâme, Kısas ve Diyet164
- 46Hırsızın Elinin Kesilmesi115
- 47Îmân ve Alâmetleri55
- 48Süs ve Zînet339
- 49Kadıların Âdâbı49
- 50Allah'a Sığınma112
- 51İçecekler220
- 1بَابُ تَمَنِّي الْمَوْتِ
- 2بَابُ تَلْقِينِ الْمَيِّتِ
- 3بَابُ عَلَامَةِ مَوْتِ الْمُؤْمِنِ
- 4بَابُ مَا يُلْقَى بِهِ الْمُؤْمِنُ مِنَ الْكَرَامَةِ عِنْدَ خُرُوجِ نَفْسِهِ
- 5بَابُ الرُّخْصَةِ فِي الْبُكَاءِ عَلَى الْمَيِّتِ
- 6بَابُ ثَوَابِ مَنِ احْتَسَبَ ثَلَاثَةً مِنْ صُلْبِهِ
- 7بَابُ النَّعْيِ
- 8بَابُ الْأَمْرِ بِالْقِيَامِ لِلْجِنَازَةِ
- 9بَابُ الثَّنَاءِ
- 10بَابُ تَرْكِ الصَّلَاةِ عَلَى الْمَرْجُومِ
- 11بَابُ ثَوَابِ مَنْ صَلَّى عَلَى جِنَازَةٍ
- 12بَابُ: مُوَارَاةِ الْمُشْرِكِ
- 13بَابُ: مَا يُسْتَحَبُّ مِنْ إِعْمَاقِ الْقَبْرِ
- 14بَابُ مَا يُسْتَحَبُّ مِنْ تَوْسِيعِ الْقَبْرِ
- 15بَابُ: إِخْرَاجِ الْمَيِّتِ مِنَ الْقَبْرِ بَعْدَ أَنْ يُدْفَنَ فِيهِ
(21) Kitâb: Cenâzeler
بَابُ الْأَمْرِ بِالْقِيَامِ لِلْجِنَازَةِ
Ebu Said (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanından bir cenaze geçtiğinde ayağa kalkardı. Amr diyor ki: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanından bir cenaze geçtiğinde hemen ayağa kalkardı.” (Tirmizî, Cenaiz: 51)
Harice b. Zeyd b. Sabit (radıyallahü anh), amcası Yezid b. Sabitten aktarıyor. Onlar Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte otururlarken bir cenaze göründü. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) hemen ayağa kalktı, beraberindekiler de kalktılar ve cenaze geçip gidinceye kadar ayakta kaldılar. (Müsned: 18634)
Abdurrahman b. ebi Leyla (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Sehl b. Huneyf ve Kays b. Sa’d b. Ubâde Kadisiye’de oturuyorlardı. Yanlarından bir cenaze geçti, ikisi de ayağa kalktılar. Onlara: “Bu cenaze burada yaşayan Müslüman olmayan kimselere aittir” denildi. Bunun üzerine onlar dediler ki: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanından bir cenaze geçmişti de Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ayağa kalkmıştı. Bu geçen cenazenin Yahudi cenazesi olduğu hatırlatılınca: “O insan değil mi, o da bir can taşımıyor mu?” buyurmuştu. (Buhârî, Cenaiz: 49; Müslim, Cenaiz: 24)
Câbir b. Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Yanımızdan bir cenaze geçti. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ayağa kalktı, onunla birlikte biz de kalktık. Ben: “Ey Allah’ın Rasûlü! O bir Yahudi kadının cenazesidir” dedim. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de şöyle buyurdu: “Ölüm korkunç ve ibret alınacak bir olaydır. Dolayısıyla herhangi bir cenaze gördüğünüzde ayağa kalkınız.” (Müslim, Cenaiz: 24; Ebû Davud, Cenaiz: 47)
Ebu Ma’mer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Biz, Ali’nin yanındaydık, oradan bir cenaze geçti ve halk ayağa kalktılar. Ali: “Bu da nedir?” diye sordu. O da: “Ebu Musa’nın emri böyledir” dediler. Bunun üzerine Ali şöyle dedi: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), sadece bir Yahudi kadının cenazesi geçerken kalkmıştı ondan sonra hiç kalkmadı.” (Müslim, Cenaiz: 24; Ebû Davud, Cenaiz: 47)
Muhammed (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Hasan b. Ali ile İbn Abbas’ın yanından bir cenaze geçmişti de Hasan kalktı. İbn Abbas kalkmadı. Hasan, İbn Abbas’a: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), bir Yahudi kadının cenazesi için kalkmamış mıydı?” dedi. İbn Abbas ise: “Evet” dedi. Yine oturmaya devam etti. (Müslim, Cenaiz: 24; Ebû Davud, Cenaiz: 47)
İbn Sirin (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Hasan b. Ali ve İbn Abbas’ın yanından bir cenaze geçmişti de Hasan ayağa kalktı. İbn Abbas ayağa kalkmadı. Hasan, İbn Abbas’a: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) cenaze için ayağa kalkmamış mıydı?” dedi. İbn Abbas: “Kalkmıştı” dedi, yine de oturmaya devam etti. (Müslim, Cenaiz: 24; Ebû Davud, Cenaiz: 47)
Ebu Mıclez (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, İbn Abbas ve Hasan b. Ali’nin yanından bir cenaze geçmişti, biri ayağa kalkmış diğeri kalkmamıştı. Kalkan, kalkmayana: “Allah’a yemin olsun ki Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in cenaze için ayağa kalktığını biliyorum.” Oturan kimse ise: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in cenaze geçerken kalkmayıp oturduğunu biliyorum” diye cevap verdi. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Cafer b. Muhammed (radıyallahü anh), babasından naklediyor: Hasan b. Ali oturuyordu, yanından bir cenaze geçti. Herkes ayağa kalktı, cenaze geçip gidinceye kadar öylece kaldılar. Hasan dedi ki: “Bir Yahudi cenazesi geçiyordu, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de o cenazenin geçeceği yol üzerinde oturuyordu. Yahudi cenazesinin kendi başından yukarıda olmasını doğru bulmadığı için ayağa kalkmıştı.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) yanından geçen bir Yahudi cenazesi için ayağa kalkmıştı ve cenaze gözden kayboluncaya kadar da ayakta kalmıştı.” (Ebû Davud, Cenaiz: 47; Müslim, Cenaiz: 25)
Enes (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanından bir cenaze geçmişti. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de ayağa kalkmıştı. Kendisine o bir Yahudi cenazesiydi denilince şöyle buyurdu: “Biz melekler için ayağa kalktık.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Ebu Katade b. Rib’î (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanından bir cenaze geçti. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Bu cenaze ya kendisi için kurtulmuştur veya kendisinden kurtulunmuş biridir” buyurdu. Oradakiler: “Kendisi kurtulmuş veya kendisinden kurtulunmuş ne demektir?” dediler. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Mü’min kul ölünce, dünyanın sıkıntılarından kurtulur. Günahkar biri ölünce de; insanlar, memleket, ağaç ve hayvanlar onun şerrinden kurtulmuş olurlar” buyurdu. (Müslim, Cenaiz: 21; Muvatta', Cenaiz: 16)
Ebu Katade (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanında oturuyorduk, birden bir cenaze çıkıverdi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de şöyle buyurdu: “Ya kendi kurtulan biridir veya kendisinden kurtulunmuş biridir. Mü’min kul ölünce dünyanın sıkıntı, bela ve çilelerinden kurtulmuş olur. Günahkar (facir) bir kimse de ölünce, ondan tüm insanlar, memleketler, ağaçlar ve hayvanlar kurtulur.” (Müslim, Cenaiz: 21; Muvatta', Cenaiz: 16)
بَابُ الثَّنَاءِ
Enes (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir cenaze geçerken iyilikle anıldı, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Vacip oldu” buyurdu. Başka bir cenaze geçti, o da şer ile anıldı yine Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): “Vacip oldu” buyurdu. Bunun üzerine Ömer: “Anam babam Sana feda olsun. Bir cenaze geçti hayırla anıldı; vacip oldu buyurdun. Bir başka cenaze de şer ile anıldı. Yine vacip oldu buyurdunuz, nedir bu vacip olma?” diye sorunca, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Sizin hayırla andığınız kimseye Cennet vacip oldu, şerle andığınız kimseye de Cehennem vacip oldu. Çünkü sizler yeryüzünde Allah’ın şahitlerisiniz.” (Ebû Davud, Cenaiz: 80; İbn Mâce, Cenaiz: 20)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanından bir cenaze geçmişti, onu hayırla andılar. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) “Vacip oldu” buyurdu. Sonra başka bir cenaze geçti, onu da şer ile andılar. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de yine: “Vacip oldu” buyurdu. O zaman oradakiler: “Ey Allah’ın Rasûlü! ilk geçen kimse için de sonraki kimse içinde vacip oldu buyurdunuz” dediler. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Melekler, sema da Allah’ın şahitleridir. Siz ise Allah’ın yeryüzündeki şahitlerisiniz.” (Ebû Davud, Cenaiz: 80; İbn Mâce, Cenaiz: 20)
Ebul Esved ed Deylî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Medine’ye geldim, Ömer b. Hattab’ın yanına oturdum. Bir cenaze geçti ve hayırla anıldı o zaman Ömer: “Vacip oldu” dedi. Sonra başka bir cenaze daha geçti o da hayırla anıldı yine Ömer: “Vacip oldu” dedi. Üçüncü bir cenaze geçti o da şer ile kötülükle anıldı yine Ömer: “Vacip oldu” dedi. Bu sefer ben: “Nedir o vacip olan ey mü’minlerin emiri” dedim. O da: “Ben Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in buyurduğunu size aktardım” dedi. “Bir Müslüman hakkında dört kişi onun iyiliğine şahitlik ederse; Allah onu Cennetine koyar. Biz de üç kişi olursa da böyle midir? dedik. Evet üç kişi olursa da böyledir dedi. İki kişi olursa da böyle midir? Dedik. “Evet, iki kişi de olsa böyledir” buyurmuşlardı.” (Buhârî, Cenaiz: 85; Tirmizî, Cenaiz: 63)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyet edildiğine göre, şöyle demiştir: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanında ölen bir kimse kötülükleriyle anılmıştı da Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştu: “Ölülerinizi hayırla yâd ediniz.” (Buhârî, Cenaiz: 85; Tirmizî, Cenaiz: 63)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Ölülere sövmeyiniz. Çünkü onlar dünyada yapıp ettikleri şeylere kavuşup geçip gitmişlerdir.” (Buhârî, Cenaiz: 97; Ebû Davud, Edeb: 50)
Abdullah b. ebi Bekir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Enes b. M ali k’ten işittim şöyle diyordu: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Ölü ile beraber kabre kadar üç şey gider ailesi, malı ve amelleri. Bunlardan ikisi yani ailesi ve malı geri döner üçüncüsü olan ameli kendisiyle baş başa kalır.” (Müslim, Zühd ve Rekaik: 1; Tirmizî, Zühd: 46)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Mü’minin, Mü’min üzerinde altı görevi vardır: 1-Hastalığında ziyaret eder, 2- Cenazesinde bulunur, 3- Davetine icabet eder, 4- Karşılaştığında selâm verir, 5- Aksırdığında onun için hayır dua eder, 6- Yanında da olsa uzakta da olsa nasihat edip iyiliğini ister.” (Dârimi, İstizan: 5; Tirmizî, Edeb: 1)
Bera b. Azib (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bize yedi şeyi emredip yedi şeyden de yasakladı. Emrettikleri: “1- Hastayı ziyaret, 2- Aksırana hayırla dua 3- Yaptığı yemini yerine getirmek 4- Mazluma yardım 5- Selâmı yaygınlaştırmak, 6- Davete icabet etmek, 7- Cenazeyi takip etmek. Yasakladığı şeyler ise: “1- Altın yüzük takmak, 2- Gümüş kaplar kullanmak, 3- İpekli elbiseler giymek, 4- İpek karışımlı elbiseler giymek, 5- Kalın ipekli elbiseler giymek, 6- İpek çamaşırlar giymek, 7- İpekli döşemelerde oturmak.” (Buhârî, Libas: 45; Müslim: Libas: 2)
Bera b. Âzib (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Namazı kılıncaya kadar bir cenaze de bulunan bir kırat sevap alır. Defnedilinceye kadar cenazede bulunan iki kırat sevap alır. Bir kırat Uhud dağı kadardır.” (Buhârî, Cenaiz: 58; İbn Mâce, Cenaiz: 34)
Abdullah b. Mugaffel (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kim bir cenazeyi takip eder ve defnedilinceye kadar beklerse iki kırat ecir alır, defnedilmeyi beklemeden dönerse bir kırat ecir alır.” (Buhârî, Cenaiz: 58; İbn Mâce, Cenaiz: 34)
Muğire b. Şu’be (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Binitli kimse cenazeyi arkadan takip etmelidir. Yayalar istedikleri yerde yürüyeceklerdir. Çocuğun cenaze namazı kılınır.” (İbn Mâce, Cenaiz: 16; Tirmizî, Cenaiz: 42)
Muğire b. Şu’be (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Binitliler cenazeyi arkadan takip edecekler, yayalar istedikleri yerden takip edebilir, Çocuğun cenaze namazı da kılınır.” (Tirmizî, Cenaiz: 42; İbn Mâce, Cenaiz: 16)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
İmran b. Husayn (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kardeşiniz Necaşi ölmüştür, kalkın ve onun namazını kılınız.” (Müslim, Cenaiz: 22; Ebû Davud, Cenaiz: 62)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e, Ensar’ın çocuklarından ölen biri getirilmişti de onun cenaze namazını kılmıştı. Ben de şöyle demiştim: “Ne mutlu bu çocuğa, o Cennet kuşlarından bir kuştur ne kötülük yaptı ne de kötülük yapacak çağa geldi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Böyle söylemesen daha iyi olmaz mı, ey Aişe! Allah Cenneti yarattı, Cennet ehlini de yarattı ve onları da babalarının sulbünden yarattı. Cehennemi yarattı, Cehenneme girecekleri de yarattı ve onları da babalarının sulbünden yarattı” buyurdular. (Buhârî, Cenaiz: 91; Müslim, Kader: 6)
Muğire b. Şu’be (radıyallahü anh), Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem)’den aktararak şöyle demiştir: “Binitli kimse cenazenin arkasından gidecek yayalar diledikleri yerden gidebileceklerdir, çocuk için de cenaze namazı kılınacaktır.” (İbn Mâce, Cenaiz: 15; Tirmizî, Cenaiz: 42)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e müşrik çocuklarının durumu soruldu da şöyle buyurdu: “Allah, bu müşrik çocuklarının ileride ne yapacaklarını pek iyi bilir.” (Buhârî, Cenaiz: 92; Ebû Davud, Sünnet: 18)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e ölen müşrik çocuklarının durumu soruldu da, şöyle buyurdu: “Allah onları yaratmıştır, onların ne yapacaklarını da en iyi o bilir.” (Buhârî, Cenaiz: 92; Ebû Davud, Sünnet: 18)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e müşrik çocuklarının durumu sorulmuştu da Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Allah onların nasıl yaşayıp ne yapacaklarını en iyi bilendir” buyurdu. (Buhârî, Cenaiz: 92; Ebû Davud, Sünnet: 18)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ukbe (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir gün çıktı, Uhud şehidlerine cenaze namazı kıldı sonra Medine’ye gelip Minbere çıktı ve şöyle buyurdu: “Ben sizden biriyim ve size şahidim.” (Buhârî, Cenaiz: 72; Ebû Davud, Cenaiz: 31)
Câbir b. Abdullah (radıyallahü anh)’ın haber verdiğine göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Uhud şehidlerini ikişer ve tek bir kefen içerisinde kabre yerleştiriyor. Ve bize: “Bunlardan hangisi Kur’an’ı daha çok biliyordu” diye soruyordu. Onlardan birine işaret edilince onu önce kabre koyuyor ve şöyle diyordu: “Ben bunların hayatlarını Allah yolunda feda ettiklerinin şahidiyim” der sonra bunların yıkanmadan, namazlarını kılmadan kanlarıyla birlikte defnedilmelerini emrederdi. (Buhârî, Cenaiz: 72; Ebû Davud, Cenaiz: 31)
بَابُ تَرْكِ الصَّلَاةِ عَلَى الْمَرْجُومِ
Câbir b. Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Müslüman olan adam Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gelerek zina yaptığını itiraf etti. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ondan yüzünü çevirdi. Adam tekrar itiraf etti. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), tekrar yüzünü çevirdi. Adam dört defa itiraf edinceye kadar bu şekilde oldu. Dördüncü de Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Deli misin?” dedi. Adam “Hayır” dedi. “Evli misin?” dedi. “Evet” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) emretti ve o adam recm edilirken taşlar onu acıtıp incitince kaçtı. Fakat yakalandı ve recm edildi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), ona hayır duada bulundu ve namazını kılmadı. (Tirmizî, Hudûd 5; Müslim, Hudûd: 5)
İmran b. Husayn (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, Cüheyneli bir kadın, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gelerek, ben zina ettim dedi. Kadın hamileydi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) onu velisine teslim etti ve: “Buna iyi muamele et, çocuğunu doğurunca getir” buyurdu. Kadın doğum yapınca velisi onu Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e getirdi.0 Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in emri üzerine recm esnasında elbisesi açılmaması için bağlandı ve recm edildi. Daha sonra Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bu kadının cenaze namazını kıldı. Ömer: “Zina yaptığı halde bunun namazını mı kılıyorsun?” deyince, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “O öyle bir tevbe etti ki eğer yetmiş Medineliye takdim edilseydi hepsine yeterdi. Sen, Allah yolunda canını feda etmekten daha üstün bir tevbe biliyor musun?” buyurdu. (Dârimi, Hudûd: 17; Müslim, Hudûd: 6)
İmran b. Husayn (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, bir adam ölmek üzere iken altı kölesini hürriyetine kavuşturdu. Kölelerinden başka hiçbir malı da yoktu. Bu olay, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e bildirilince, o adamın yaptığına kızdı ve bu kimsenin cenaze namazını kıldırmamağa karar verdi. Sonra adamın kölelerini çağırdı ve onları üç gruba ayırdı. Aralarında kura çekti, ikisini bırakıp dördünü köle olarak alıkoydu. (Tirmizî, Ahkâm: 28; Ebû Davud, Itk: 10)
Zeyd b. H ali d (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Hayber savaşında bir adam öldü. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Arkadaşınızın namazını kılın. Ben kılmam; çünkü, o, Allah yolunda savaşırken ganimet malından çalmıştır, hainlik etmiştir” buyurdu. Onun eşyalarını kontrol ettik, iki dirhem değerinde bir Yahudi boncuğunu ganimet mallarından aşırdığını gördük. (Ebû Davud, Cihad: 145; İbn Mâce, Cihad: 34)
Abdullah b. Ebu Katade (radıyallahü anh), babasından naklediyor: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e Ensardan bir adam cenaze namazı kılınması için getirilmişti. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): “Arkadaşınızın namazını siz kıldırın çünkü onun borcu vardı” buyurdu. Ebu Katade onun borcunu ödemek bana aittir deyince, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) “Hepsini ödeyecek misin?” buyurdu. O da: “Evet hepsini ödeyeceğim” deyince onun namazını kıldırdı. (Tirmizî, Cenaiz: 69; Dârimi, Büyü’: 53)
Seleme b. Ekva (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e bir cenaze getirildi ve: “Ey Allah’ın Rasûlü! bu kimsenin cenaze namazını kılıver” dediler Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Bu kimsenin borcu var mı?” diye sordu. “Evet var” dediler. “Borcuna karşılık bir şeyler bıraktı mı?” diye sordu. “Hayır bırakmadı” dediler. “Öyleyse arkadaşınızın namazını siz kılınız” buyurdu. Ensardan Ebu Katade adında biri: “Siz namazını kılın, borcunu ben ödeyeceğim” dedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de namazını kıldı. (Tirmizî, Cenaiz: 69; Dârimi, Büyü’: 53)
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) borcu olan kimsenin namazını kılmıyordu. Bir cenaze getirildi, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Bu kimsenin borcu var mıdır?” diye sordu. “Evet iki dinar borcu vardır” dediler. “Öyleyse arkadaşınızın namazını siz kılın” buyurdu. Ebu Katade: “O iki dinar borcu ben ödeyeceğim” dedi ve onun namazını kıldı. Allah, fetihler nasib edip bolluklar ihsan edince, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Ben her mü’mine kendi canından daha yakınım. Kim borçlu olarak ölürse, onun borcunu ödemek bana aittir. Kim de mal bırakırsa, o varislerine aittir” buyurdu. (Tirmizî, Cenaiz: 69; Dârimi, Büyü’: 53)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), herhangi bir Mü’min borçlu olarak öldüğünde: “Borcuna karşılık bir şeyler bıraktı mı?” diye sorardı. “Evet bıraktı derlerse” namazını kılar. “Hayır bırakmadı” derlerse: “Arkadaşınızın namazını siz kılınız” derdi. Allah fetihler nasib edip ganimetler çoğalınca: “Ben mü’minlere kendilerinden daha yakınım. Kim borçlu olarak vefat ederse, borcunu ödemek Bana aittir. Kim de mal bırakırsa, o malı mirasçılarına aittir.” (Tirmizî, Cenaiz: 69; Dârimi, Büyü’: 53)
İbn Semure (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, bir adam okuyla kendisini öldürmüştü. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Ben bunun cenaze namazını kılmam” buyurdular. (Tirmizî, Cenaiz: 68; Müslim, Cenaiz: 37)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Kim kendini bir dağdan atarak öldürürse, o kimse ebedi olarak kendisini Cehennem ateşine atar. Kim de zehir içerek kendisini öldürürse, zehir kabı elinde Cehennemde ebedi olarak zehir içer. Kim de keskin bir aletle kendini öldürürse, o alet elinde olarak Cehennem içinde o aleti karnına saplayarak azâb olunur.” (Tirmizî, Tıb: 7; Dârimi, Diyet: 10)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Süheyl b. Beyza’nın cenaze namazını mescidde kıldırmıştı. (Müslim, Cenaiz: 34; Muvatta', Cenaiz: 8)