Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kendinden başka ilâh olmayan Allah’a yemin ederim ki, Allah’tan başka ilâh olmadığına, Benim de Allah’ın Rasûlü olduğuna şahadet eden hiçbir Müslüman’ın öldürülmesi caiz değildir. Ancak şu üç kişinin kanı helaldir. 1. İslâm’ı terk edip Müslümanlardan ayrılan 2. Evli iken zina eden 3. Haksız yere Müslüman birini öldüren.” (Ebû Davud, Hudud: 1; Tirmizî, Diyet: 10)
Sünen-i Nesâî › Kitâb 37 · Kan Dökmenin HaramlığıKonum
- 1Tahâret324
- 2Sular23
- 3Hayız ve İstihâze49
- 4Gusül ve Teyemmüm53
- 5Namaz46
- 6Namaz Vakitleri132
- 7Ezan62
- 8Mescidler54
- 9Kıble35
- 10İmâmet99
- 11Namaza Başlama153
- 12Tatbîk (Ellerin Dizler Arasına Konulması)150
- 13Namazda Sehiv188
- 14Cuma Namazı66
- 15Yolculukta Namazı Kısaltma26
- 16Tutulma Namazı45
- 17Yağmur Duası (İstiskâ)25
- 18Korku Namazı27
- 19İki Bayram Namazı42
- 20Gece Namazı ve Gündüz Nâfileleri220
- 21Cenâzeler272
- 22Oruç345
- 23Zekât184
- 24Hac467
- 25Cihâd111
- 26Nikâh193
- 27Talâk174
- 28Atlar, Yarışlar ve Atıcılık33
- 29Vakıflar17
- 30Vasiyyetler61
- 31Hediyeler16
- 32Bağışlar18
- 33Rukbâ14
- 34Umre42
- 35Ziraat178
- 36Kadınlara İyi Muâmele27
- 37Kan Dökmenin Haramlığı167
- 38Fey' Malının Dağıtımı16
- 39Bîat63
- 40Akîka10
- 41Fera' ve Atîre41
- 42Av ve Kesim98
- 43Kurbanlar (Dahâyâ)88
- 44Mâlî Muâmeleler257
- 45Kasâme, Kısas ve Diyet164
- 46Hırsızın Elinin Kesilmesi115
- 47Îmân ve Alâmetleri55
- 48Süs ve Zînet339
- 49Kadıların Âdâbı49
- 50Allah'a Sığınma112
- 51İçecekler220
(37) Kitâb: Kan Dökmenin Haramlığı
Amr b. G ali b (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Âişe diyor ki: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in şöyle söylediğini bilmiyor musun? “Hiçbir Müslüman’ın öldürülmesi caiz değildir. Ancak şu üç kişi öldürülür. 1. Evli iken zina eden 2. Müslümanlıktan küfre dönen 3. Haksız yere Müslüman’ı öldüren kimse.” (Müsned: 24301)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ebu Umâme b. Sehl ve Abdullah b. Âmir b. Rabia (radıyallahü anhümâ) şöyle demişlerdir: Osman, evinde muhasara altında iken onunla beraberdik. H ali fe’nin evine yaklaşınca içerdekilerin seslerini işitiyorduk. Osman bir gün içeri girdi ve sonra çıkıp bizlere: “Onlar beni ölümle tehdid ediyorlar” dedi. Bizde: “Allah onlara karşı sana yeter” dedik. Bunun üzerine Osman: “Beni niçin öldürecekler? Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den işittim şöyle buyurmuştu: “Şu üç kişiden başka hiçbir kimse öldürülemez: 1. Müslüman olduktan sonra küfre dönen kimse 2. Evli iken zina eden kimse 3. Haksız yere adam öldüren kimse.” Vallahi ne cahiliye döneminde ne de Müslüman olduktan sonra zina etmedim. Allah bana bu dini nasip ettikten sonra dinimin yerine hiçbir din arzu etmedim ve hiçbir kimseyi de öldürmedim. Durum böyle iken beni niçin öldürmek istiyorlar” dedi. (Ebû Davud, Hudud: 1; Tirmizî, Diyet: 10)
Arfece b. Şüreyh el Eşcaî (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i minberde cemaate hitab ederken gördüm şöyle diyordu: “Benden sonra fesat çıkacak, kötülükler olacaktır. Kimin cemaatten ayrıldığını (İslâm cemaatine karşı geldiğini) veya Muhammed üm metin in düzenini bozmak istediğini görürseniz kim olursa olsun öldürün. Zira Allah’ın yardımı cemaat üzerinedir. Şeytan, İslâm cemaatinden ayrılanla beraberdir.” (Müslim, İmara: 14; Ebû Davud, Sünnet: 30)
Arfece b. Şüreyh (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Benden sonra fitne, fesat ve kötülükler olacaktır.” Ellerini kaldırarak: “Kimin, bir gaye uğrunda birleşen Muhammed üm metin i parçalamak ve düzenini bozmak istediğini görürseniz. Bu kişi kim olursa olsun onu mutlaka öldürünüz.” (Ebû Davud, Sünnet: 30; Müslim, Imara: 14)
Arfece (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den işittim şöyle diyordu. “Benden sonra fitneler ve bozgunculuklar ortaya çıkacaktır. Kim bir gaye uğrunda birleşen Muhammed üm metin i parçalamak ve düzenini bozmak isterse onun boynunu kılıçla vurun.” (Ebû Davud, Sünnet: 30; Müslim, Imara: 14)
Üsâme b. Şerik (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Herhangi bir kimse çıkarda ümmetimin arasını açmak isterse onun boynunu vurun.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Enes b. M ali k (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Ukl kabilesinden sekiz kişi geldiler. Medine’nin havasına dayanamayıp hasta oldular. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e bunu şikayet ettiklerinde şöyle buyurdu: “Çobanımız ve develerimizle Medine dışında yaylalara çıkıp orada develerin sütünden ve idrarlarından içer misiniz?” Onlar da: “Evet” dediler ve çıkıp gittiler. Develerin sütünden ve idrarından içtiler, hastalıktan kurtulup sıhhat bulunca Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in çobanını öldürdüler. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), adam gönderip onları yakalattı. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e getirildiklerinde ellerini, ayaklarını kestirdi, gözlerine mil çektirdi ve güneşin altında öylece bıraktırdı ve bu şekilde ölüp gittiler. (Buhârî, Tefsir: 104; Ebû Davud, Hudud: 3)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Enes (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Ukl kabilesinden bir gurup Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanına geldiler. Medine’nin havası onlara ağır geldi. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’de Medine dışındaki zekat develerin bulunduğu yere gitmelerini orada develerin sütlerinden ve idrarlarından içerek orada eyleşmelerini emir buyurdu. Öylece yaptılar sıhhat bulunca, çobanı öldürüp develeri alıp götürdüler. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) onların yakalanıp getirilmelerini emretti. Enes diyor ki: O adamlar getirildi elleri ayakları kesildi, gözlerine mil çekildi, kesilen yerleri dağlanmadı ve öylece bırakılarak ölüp gittiler. Bunun üzerine Allah, Mâide sûresi 33. ayetini indirdi: “Allah’a ve elçisine karşı savaş açanların ve yeryüzünde hak düzeni bozmaya çalışanların döneklik ve sapıklıkları yüzünden cezaları; öldürülmeleri, asılmaları veya ellerinin ayaklarının çaprazvari kesilmesi ve sürgün edilmeleridir. Bu onların bu dünyadaki uğradıkları zillettir. Öteki dünyada da korkunç bir azap bekler onları.” (Buhârî, Tefsir: 104; Ebû Davud, Hudud: 3)
Enes (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’e Ukl veya Ureyne kabilesinden bir gurup insan gelmişti. Onlar Medine’nin havasından rahatsız onunca, “Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) onları Medine dışındaki zekat develerinin sağmal olanlarının sütlerinden ve idrarlarından içmelerini emretti. Onlar da sıhhat bulunca çobanı öldürüp develeri alıp kaçtılar. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) onların getirilmesini emretti ve ellerini ayaklarını kestirip gözlerini oydurdu.” (Buhârî, Tefsir: 104; Ebû Davud, Hudud: 3)
Enes b. M ali k (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Ureyne’den bazı kimseler Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanına geldiler. Medine’nin havası onlara ağır geldi ve rahatsız oldular. “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) onları deve ağıllarının bulunduğu Medine dışındaki bir yere gönderdi. Onlar orada develerin idrarlarından ve sütlerinden içerek sıhhat buldular ve İslâm’ı terk edip mürted oldular. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in Mü’min çobanını öldürüp develeri alıp kaçtılar. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) onların arkasından adamlarını gönderip onları getirtti ve ellerini ayaklarını çaprazvari kestirip gözlerini oydurdu ve çarmıha gerdi.” (Ebû Davud, Hudud: 3; Buhârî, Tefsir: 104)
Enes (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Ureyne kabilesinden bir gurup insan geldi ve Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanında kaldılar. Medine havasından rahatsız olduklarında “Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) onlara Medine dışındaki develerin bulundukları yayla bölgesine çıkmalarını ve develerin sütlerinden içerek sıhhat bulmalarını önerdi. Böylece Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in Medine dışındaki develerin ağıllarına gittiler. Orada sıhhat bulunca İslâm’dan dönüp irtidat ettiler. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in çobanını öldürüp develeri alıp kaçtılar. Müslümanlara savaş açmak üzere muharib toplumlara iltica ettiler. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de onların getirilmesini emretti ve gelince ellerini, ayaklarını kestirip gözlerini oydurdu.” (Ebû Davud, Hudud: 3; Buhârî, Tefsir: 104)
Enes (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ureyne’den bir gurup insan gelmişti. Medine’nin havası onlara iyi gelmediği için rahatsız oldular. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) onları Medine dışında yayla durumunda olan develerin yanına çıkmalarına ve orada develerin sütlerinden içmelerini (Katade idrarlarından da içmelerini ilavesini yapmıştır) onlar da Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in Medine dışındaki deve ağıllarının bulunduğu yere çıktılar, sıhhat bulunca İslâm’dan döndüler. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in mü’min çobanını öldürüp Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in develerini alıp götürdüler ve Müslümanlarla savaşmak üzere düşman güçlerine iltica ettiler. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) onların getirilmesini emretti. Getirildiklerinde elleri, ayakları kesildi ve gözleri de oyuldu. (Ebû Davud, Hudud: 3; Buhârî, Tefsir: 104)
Yine Enes (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Ureyneden bir gurup insan gelip Müslüman oldular. Fakat Medine’nin havası onlara ağır geldi ve hastalandılar. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) onlara: “Deve ağıllarımızın bulunduğu bölgeye çıksanız ve deve sütlerinden (Humeyd, Katade’den ve Enes’ten rivâyetinde idrarlarından da ilavesini yapar) içseniz sıhhat bulursunuz” dedi. Onlarda aynen yaptılar. Sıhhat bulunca İslâm’dan çıkıp küfre döndüler. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in mü’min çobanını öldürerek, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in develerini alıp götürdüler. İslâm’a savaş açan düşman güçlerine iltica ettiler. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de onların getirilmelerini emretti, onlar getirilince elleri, ayakları kesildi, gözleri oyuldu Harre denilen yere terk edildiler ve orada ölüp gittiler. (Ebû Davud, Hudud: 3; Buhârî, Tefsir: 104)
Enes b. M ali k (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle anlatmıştır: “Ureyne kabilesinden bir gurup insan Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanına gelip Medine’de biraz kalınca, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e biz deve sütüne alışık insanlarız şehir yemeklerine alışık değiliz. Medine’nin havası bize ağır geldi, hastalandık dediler. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) onlara develerin çobanının yanına gitmelerini ve orada deve sütü ve idrarından içmelerini önerdi. Onlar da oraya gittiler sıhhat bulunca, Harre bölgesinde İslâm’dan çıkıp Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in çobanını öldürdüler ve develeri de sürüp götürdüler. Hemen onların arkasından Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) adam gönderip onları yakalattı. Getirildiklerinde gözleri oyuldu, elleri ayakları kesildi. O halde Harre denilen yerde bırakıldılar ve ölüp gittiler.” (Ebû Davud, Hudud: 3; Buhârî, Tefsir: 104)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Enes (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre: “Ureyne’den bir gurup insan geldi ve Harre denilen yere indiler sonra Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gelip Müslüman oldular. Medine’nin havası onlara iyi gelmediği için rahatsız oldular da Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) onları zekat develerinin bulunduğu yere gitmelerini ve orada o develerin sütlerinden ve idrarlarından içmelerini emretti. Onlar da oraya gidip sıhhat bulunca çobanı öldürdüler, İslâm dininden döndüler ve develeri de alıp götürdüler. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) onların arkasından adamlarını gönderip onları yakalatıp getirtti. Elleri ayakları çaprazvari kesilip gözleri oyuldu ve Harre denilen yerde bırakıldılar ve ölüp gittiler.” Enes diyor ki güneşin altında bırakıldıklarından onlar susuzluktan ağızlarını yere sürüyorlardı böylece ölüp gittiler. (Ebû Davud, Hudud: 3; Buhârî, Tefsir: 104)
Enes b. M ali k (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ureyne kabilesinden bir gurup bedevî Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gelerek Müslüman oldular. Medine’nin havası onlara iyi gelmedi ve renkleri sarardı, karınları şişti. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’de onları deve ağıllarının yanına gönderdi, orada develerin sütlerinden ve idrarlarından içmelerini emretti. Onlar orada sıhhate kavuşunca çobanı öldürüp develeri sürüp götürdüler. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) onların yakalanıp getirilmelerini emretti. Onlar getirilince elleri ve ayakları kesildi, gözleri oyuldu.” Mü’minlerin emiri Abdülmelik Enes’ten bu hadisi işitince bu ceza, küfürleri sebebiyle mi yoksa günahları sebebiyle mi verildi diye sordu. Enes küfürleri sebebiyle diye cevap verdi. (Ebû Davud, Hudud: 3; Buhârî, Tefsir: 104)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Âişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Bir gurup isyan eden ve İslâm dinini terk eden mürtedler, zekat olarak toplanan develere baskın yapıp götürdüler. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) onların yakalanmalarını emretti, ellerini ve ayaklarını kestirip gözlerine mil çektirdi.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Âişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Bir gurup isyan eden ve İslâm dinini terk eden mürted, zekat olarak toplanan develere baskın yapıp götürdüler. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) onların yakalanmalarını emretti ellerini ve ayaklarını kestirip gözlerine mil çektirdi.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Hişam (radıyallahü anh)’ın babasından rivâyete göre: “Bir kavim Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in develerini baskın yapıp götürdüler. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de onların ellerini ayaklarını kestirip gözlerine mil çektirdi.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Urve b. Zübeyr (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ureyne kabilesinden bazı kimseler Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in sağmal develerini gasb ederek alıp götürdüler ve kölesini de öldürdüler. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) peşlerinden adam gönderdi, onlar da yakalayıp getirdiler. Getirildiklerinde elleri ve ayakları kesildi, gözlerine de mil çekildi.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ebu’z Zinad (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) çobanı öldürüp develeri götürenlerin ellerini, ayaklarını kestirip gözlerini ateşle dağladıktan sonra Allah Rasûlüne Mâide sûresi 33. ayetini indirdi. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Enes (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) çobanı öldüren ve develeri alıp götürenlerin gözlerine mil çektirmişti. (Ebû Davud, Hudud: 3; Tirmizî, Tahara: 55)
Enes b. M ali k (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre: “Yahudilerden bir adam Ensar’dan bir kadının boğazındaki kolyesini almak için öldürdü ve kuyuya atmıştı, başını da taşla ezmişti. Adamı derhal yakaladılar Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) kafasını taşla vurup ezerek öldürülmesini emretti.” (Ebû Davud, Diyat: 11; Müslim, Kasame: 3)
Enes (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, bir adam Ensar’dan bir kadının kolyesini almak için öldürmüş sonra da kalîb kuyusuna atmıştı, başını da taşla ezmişti. “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de onun taşla vurularak öldürülmesini emretti.” (Ebû Davud, Hudud: 3; Müslim, Kasame: 3)
İkrime (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Mâide sûresi 33. ayet hakkında İbn Abbas şöyle demiştir: Bu ayet müşrikler hakkında nazil olmuştur. Onlardan yakalanmadan önce tevbe edip İslâm’a girip tevbe edenlere dokunulmaz. Bu ayet Müslümanlar hakkında değildir. Kim adam öldürür ve yeryüzünde bozgunculuk yaparsa ve Allah’a ve Rasûlüne karşı harb ilân ederse daha sonra da kafirlere sığınırsa, suçuna karşılık ceza verilmesinde bir engel yoktur, yakalandığında cezası verilir. (Ebû Davud, Hudud: 3)
Enes (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) hutbelerinde sadaka vermeyi teşvik eder ve göz çıkarmak, burun, kulak kesmek gibi şeyleri yasaklardı.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Âişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Müslüman’ın kanı şu üç şeyden biriyle helâl olur değilse bir Müslüman asla öldürülmez. 1. Evli bir kimse zina ederse taşlanarak öldürülür. 2. Bir kimse bile bile birini öldürürse kısas olarak öldürülür. 3. İslâm dininden çıkarak irtidat eden, Allah ve Rasûlüne savaş açan ya öldürülür ya da asılır ya da sürgüne gönderilir.” (Ebû Davud, Hudud: 1; Müsned: 24301)
Cerir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Efendisinden kaçan kölenin namazı geri dönünceye kadar kabul olunmaz.” (Ebû Davud, Hudud: 1; Müslim, İman: 31)
Şa’bî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Cerir, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den şu hadisi rivâyet ederdi: “Efendisinden kaçan kölenin namazı kabul olunmaz eğer o durumda ölürse kafir olarak ölür. Cerir’in kölesi kaçmıştı onu yakaladı ve boynunu vurdu.” (Ebû Davud, Hudud: 1; Müslim, İman: 31)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Cerir (radıyallahü anh)'den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Müşriklerin memleketine kaçan kölelerin öldürülmesi gerekir.” (Ebû Davud, Hudud: 1; Müslim, İman: 31)
Cerir (radıyallahü anh)'den rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Bir köle efendisinden kaçıp müşrik memleketine sığınırsa öldürülmesi gerekir.” (Ebû Davud, Hudud: 1; Müslim, İman: 31)
Cerir (radıyallahü anh)'den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Herhangi bir köle efendisinden kaçıp müşrik memleketine sığınırsa kanı helâl olup öldürülmesi gerekir.” (Ebû Davud, Hudud: 1; Müslim, İman: 31)
Cerir (radıyallahü anh)'den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Herhangi bir köle efendisinden kaçıp müşrik memleketine sığınırsa kanı helâl olup öldürülmesi gerekir.” (Ebû Davud, Hudud: 1; Müslim, İman: 31)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Osman, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den şu hadisi işittiğini söylemiştir: “Şu üç durum dışında Müslüman’ı öldürmek caiz değildir. 1. Evli iken zina eden recm edilerek öldürülür. 2. Bile bile Müslüman’ı öldüren kısas yapılarak öldürülür. 3. Müslüman iken dinini değiştiren mürted olur ve öldürülür.” (Ebû Davud, Hudud: 1; Tirmizî, Diyet: 10)
Osman b. Affan (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den işittim şöyle diyordu: “Müslüman bir kimse şu üç durum dışında öldürülemez. 1. Evli iken zina eden 2. Bile bile Müslüman’ı öldüren. 3. Müslümanlıktan çıkıp irtidat eden kimse.” (Ebû Davud, Hudud: 1; Tirmizî, Diyet: 10)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Dinini değiştireni öldürün.” (Ebû Davud, Hudud: 1; Tirmizî, Diyet: 10)
İkrime (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, bir takım insanlar İslâm’dan çıkarak mürted oldular. Ali onları ateşle yakarak öldürdü. İbn Abbas diyor ki: Ben olsaydım onları yakmazdım. Çünkü Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Hiçbir kimseye Allah’ın azabıyla azap etmeyin.” (Yani ateşte yakmayın) Ben olsaydım onları öldürürdüm. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Dinini degiştireni öldürün” buyurmuştur. (Ebû Davud, Hudud: 1; Tirmizî, Diyet: 10)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Dinini değiştireni öldürün.” (Ebû Davud, Hudud: 1; Tirmizî, Diyet: 10)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Dinini değiştireni öldürün.” (Ebû Davud, Hudud: 1; Tirmizî, Diyet: 10)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Dinini değiştireni öldürün.” (Ebû Davud, Hudud: 1; Tirmizî, Hudud: 25)
Enes (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Ali’ye İslâm’ı terk edip puta tapmaya başlayan bir gurup zenciyi getirdiklerinde onları ateşle yakarak öldürmüştü. İbn Abbas, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Dinini değiştireni öldürün” buyurdu, dedi. (Ebû Davud, Hudud: 1; Tirmizî, Hudud: 25)