İbn Safvan (radıyallahü anh) anlatıyor. İki tavşan yakalamıştım. Kesecek bir şey bulamayınca onları çakmak taşıyla kestim, bu durumu Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e sorunca onları yememi emretti. (Tirmizî, Zebaih: 1; Ebû Davud, Savm: 4)
Sünen-i Nesâî › Kitâb 42 · Av ve KesimKonum
- 1Tahâret324
- 2Sular23
- 3Hayız ve İstihâze49
- 4Gusül ve Teyemmüm53
- 5Namaz46
- 6Namaz Vakitleri132
- 7Ezan62
- 8Mescidler54
- 9Kıble35
- 10İmâmet99
- 11Namaza Başlama153
- 12Tatbîk (Ellerin Dizler Arasına Konulması)150
- 13Namazda Sehiv188
- 14Cuma Namazı66
- 15Yolculukta Namazı Kısaltma26
- 16Tutulma Namazı45
- 17Yağmur Duası (İstiskâ)25
- 18Korku Namazı27
- 19İki Bayram Namazı42
- 20Gece Namazı ve Gündüz Nâfileleri220
- 21Cenâzeler272
- 22Oruç345
- 23Zekât184
- 24Hac467
- 25Cihâd111
- 26Nikâh193
- 27Talâk174
- 28Atlar, Yarışlar ve Atıcılık33
- 29Vakıflar17
- 30Vasiyyetler61
- 31Hediyeler16
- 32Bağışlar18
- 33Rukbâ14
- 34Umre42
- 35Ziraat178
- 36Kadınlara İyi Muâmele27
- 37Kan Dökmenin Haramlığı167
- 38Fey' Malının Dağıtımı16
- 39Bîat63
- 40Akîka10
- 41Fera' ve Atîre41
- 42Av ve Kesim98
- 43Kurbanlar (Dahâyâ)88
- 44Mâlî Muâmeleler257
- 45Kasâme, Kısas ve Diyet164
- 46Hırsızın Elinin Kesilmesi115
- 47Îmân ve Alâmetleri55
- 48Süs ve Zînet339
- 49Kadıların Âdâbı49
- 50Allah'a Sığınma112
- 51İçecekler220
(42) Kitâb: Av ve Kesim
بَابُ: الرُّخْصَةِ فِي إِمْسَاكِ الْكَلْبِ لِلْحَرْثِ
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) minberde iken bir adam kertenkele hakkında sordu, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “Onu ne yerim ne de haram kılarım” buyurdu. (Tirmizî, Etıme: 3; Buhârî, Zebaih: 33)
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, bir adam: “Ey Allah'ın Rasûlü kertenkele hakkında ne dersin?” diye sordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “Onu ne yerim ne de haram kılarım” buyurdu. (Tirmizî, Etıme: 3; Buhârî, Zebaih: 33)
H ali d b. Velid (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e kızartılmış bir kertenkele getirilip önüne koydular. Ondan yemek için elini uzatınca orada bulunanlardan biri, “Ey Allah'ın Rasûlü! O kertenkele etidir” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) hemen elini çekti. Bunun üzerine H ali d b. Velid: “Kertenkele eti haram mıdır?” diye sordu. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): “Hayır fakat bizim bölgede olmadığı için ondan pek hoşlanmıyorum” buyurdu. H ali d kertenkeleyi yemeye başladı, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de ona bakıyordu. (Müslim, Sayd: 7; Dârimi, Sayd: 8)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’ın haber verdiğine göre, H ali d b. Velid şöyle anlatıyor. Ben Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte teyzesi Haris’in kızı Meymune’ye gittiler. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in önüne kertenkele eti kondu Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bilmeden hiç bir şey yemezdi. Oradaki kadınlardan bazıları Meymune’ye: Bu yemeğin ne yemeği olduğunu Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e söylemeyecek misin? dediler. Meymune de o yemeğin kertenkele eti olduğunu söyledi. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) onu yemedi. H ali d diyor ki: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e sordum o haram mıdır?” O da: “Hayır fakat bizim bölgede olmadığı ve yenmediği için ben ondan hoşlanmıyorum” dedi. H ali d şöyle diyor: “Haram olmadığını duyunca kendime cesaret geldi ve ondan yedim Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de bana bakıyordu.” (Müslim, Sayd: 7; Dârimi, Sayd: 8)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Teyzem Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e kurutulmuş yoğurt (keş) ve yağla birlikte kertenkele göndermişti. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) keş ve yağdan yedi. Kertenkeleden hoşlanmadığı için yemedi. Fakat kertenkele Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in sofrasında yendi haram olsaydı O’nun sofrasında yenmezdi. (Ebû Davud, Etıme: 28; Müslim, Sayd: 7)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, kendisine kertenkele etinden soruldu da şöyle cevap verdi: Ümmü Hufeyd (radıyallahü anha), Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e yağ, keş ve kertenkele hediye etmişti. Yağ ve keşten yedi ve kertenkeleyi hoşlanmadığı için yemedi. Eğer o haram olsaydı Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in sofrasında yenmezdi ve onun yenmesini de emretmezdi.” (Ebû Davud, Etıme: 28; Müslim, Sayd: 7)
Sabit b. Yezid el Ensarî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte bir yolculuğa çıkmıştık bir yerde konakladık. Oradakilerden bir kısmı kertenkele yakaladılar. Ben de kertenkelenin birini kızartıp Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e getirdim. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir çubuk alarak kertenkelenin parmaklarını saymaya başladı ve şöyle dedi: “İsrailoğullarından bir toplum bir çeşit hayvana döndürülmüştü, bilmiyorum o hayvan hangisidir?” Ben de: “Ey Allah'ın Rasûlü! insanlar bunu yiyorlar dedim. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’de ne yenilmesini emretti ne de yasakladı. (Ebû Davud, Etıme: 28; İbn Mâce, Sayd: 16)
Adiy b. Sabit (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Zeyd b. Vehb’ten işittim. Sabit b. Vedia’dan şöyle naklediyordu: “Bir adam, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e kertenkele getirmişti. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ona bakıp inceledi ve: “Bir toplum insan şeklinden hayvana döndürülmüştü, onlara ne yapıldığı bilinmiyor. Bilmiyorum belki bu da onlardandır.” (Ebû Davud, Etıme: 28; İbn Mâce, Sayd: 16)
Sabit b. Vedia (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, bir adam Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e bir kertenkele getirmişti. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Bir toplum şeklen değiştirilmişti” buyurdu. Allah en iyisini bilendir. (Ebû Davud, Etıme: 28; İbn Mâce, Sayd: 16)
İbn ebî Ammar (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Câbir b. Abdullah’tan sırtlan yenilir mi?” diye sordum. Yememi emretti. Ben: “Sırtlan av mıdır?” dedim. “Evet” dedi. Bunu Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den mi işittin?” dedim. O da: “Evet” dedi. (İbn Mâce, Sayd: 15; Ebû Davud, Etıme: 32)
بَابُ: تَحْرِيمِ أَكْلِ السِّبَاعِ
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Köpek dişi olan hayvanların yenmesi haramdır” buyurdular. (İbn Mâce, Sayd: 15; Ebû Davud, Etıme: 32)
Ebu Sa’lebe el Huşenî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Yırtıcı hayvanların köpek dişli olanlarının yenmesini yasaklamıştı.” (İbn Mâce, Sayd: 15; Ebû Davud, Etıme: 32)
Ebu Sa’lebe (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Başkalarının mallarını zorla almayı, köpek dişi olan yırtıcı hayvanların etlerinden yemeyi ve canlı hayvanı hedef yapıp atış yapmayı yasakladı.” (İbn Mâce, Sayd: 15; Ebû Davud, Etıme: 32)
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Hayber günü eşek etinin yenilmesini yasakladı ve at etinin yenilmesine müsaade etti. (Müslim, Eşribe: 32; Ebû Davud, Etıme: 26)
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bize at etini yedirdi ve eşek etlerinin yenilmesini de yasak etti. (Müslim, Eşribe: 32; Ebû Davud, Etıme: 26)
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Hayber günü bize at etini yedirdi ve eşek etinin yenilmesini yasakladı. (Müslim, Eşribe: 32; Ebû Davud, Etıme: 26)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
H ali d b. Velid (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i şöyle derken işitmiştir: “At, eşek ve katır etlerinin yenilmesi helâl değildir.” (İbn Mâce, Zebaih: 12)
Yine H ali d b. Velid (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “At, katır ve eşek etleriyle köpek, dişi olan yırtıcı hayvan etlerini yemeyi yasakladı.” (İbn Mâce, Zebaih: 12)
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle diyor: Biz at etlerini yiyorduk. Ata: “Katır etleri de yenir mi?” diye sorunca: “Hayır” dedi. (İbn Mâce, Zebaih: 12)
Ali (radıyallahü anh) İbn Abbas’a: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Hayber günü mût’a (geçici) nikah yapmayı ve evcil eşek etlerinin yenmesini yasakladı. (İbn Mâce, Zebaih: 12; Müslim, Sayd: 5)
Ali b. ebi T ali b (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Hayber günü mût’a nikahıyla evlenmeyi ve ehli eşek etlerinin yenmesini yasaklamıştı.” (İbn Mâce, Zebaih: 13; Müslim, Sayd: 5)
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Hayber günü evcil eşeklerin etlerinin yenmesini haram kılmıştır. (İbn Mâce, Zebaih: 13; Müslim, Sayd: 5)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Bera (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Hayber günü pişmiş ve çiğ olarak evcil eşek etlerinin yenmesini yasakladı. (İbn Mâce, Zebaih: 13; Müslim, Sayd: 5)
Abdullah b. Ebu Evfa (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Hayber günü Kalenin dışında eşekler yakalayıp tencerelerde pişirdik. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in görevlendirdiği bir kişi: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) eşek etlerinin yenmesini haram kılmıştır. Tenceredeki etleri dökün diye bağırdı. Biz de tencereleri döktük. (İbn Mâce, Zebaih: 13; Müslim, Sayd: 5)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ebu Sa’lebe el Huşenî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Hayberde, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte savaşıyorduk. Askerler acıkmışlardı o arada Hayberlilerin eşeklerini yakalayıp orada kestiler ve yiyeceklerdi. Durum Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’e anlatılınca Abdurrahman b. Avf’a emrederek şöyle bağırmasını istedi: “Benim Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) olduğumu kabul eden kimselere evcil eşek eti helâl değildir.” (İbn Mâce, Zebaih: 13; Müslim, Sayd: 5)
Ebu Sa’lebe Huşenî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) köpek dişi bulanan yırtıcı hayvanlarla eşek eti yenilmesini yasak etti. (İbn Mâce, Zebaih: 13; Müslim, Sayd: 5)
بَابُ: إِبَاحَةِ أَكْلِ لُحُومِ حُمُرِ الْوَحْشِ
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Hayber savaşı günü at ve vahşi eşek eti yerdik fakat Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) evcil eşek eti yemeyi yasakladı. (İbn Mâce, Zebaih: 12; Tirmizî, Etıme: 5)
Umeyr b. Seleme ed Damrî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile beraber Esaya er Ravha denilen bölgede yürüyorduk. Ashab ihramlı idiler. O sırada vurulmuş bir yaban eşeği gördük. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) “Dokunmayın ona belki sahibi gelir” buyurdu. Az sonra eşeği vuran Behz kabilesinden bir adam gelerek: “Ey Allah'ın Rasûlü! Eşek size hediyemdir” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Ebu Bekir’e emretti, o da onu insanlar arasında bölüştürdü. (Muvatta’: Hac: 24)
Ebu Katade (radıyallahü anh) anlatıyor: Vahşi bir eşek yakalayıp Ashabın yanına getirdim, onlar ihramlı idiler ben ihramlı değildim. Ondan yedik bazı kimseler Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e sorsak dediler ve sordular. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “İyi yapmışsınız yanınızda o etten var mı?” dedi. Biz de: “Evet” dedik. “Öyleyse bize de verin” buyurdu. Biz de getirip verdik ihramlı iken ondan yedi. (Dârimi, Hac: 22; Ebû Davud, Hac: 17)
بَابُ: إِبَاحَةِ أَكْلِ لُحُومِ الدَّجَاجِ
Zehdem (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ebu Musa’ya yemesi için bir tavuk getirildi oradakilerden biri geri çekildi. Ebu Musa: Sana ne oluyor deyince, adam: “O tavuk bazı pisliklerden yiyordu bu yüzden ondan yememeye yemin ettim” dedi. Ebu Musa: “Yaklaş ve ye çünkü ben Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i ondan yerken gördüm” dedi ve yeminine keffaret vermesini emretti. (Buhârî, Zebaih: 26; Tirmizî, Etıme: 25)
Zehdem el Cermî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ebu Musa’nın yanında idik. Yemeği hazırlandı yemeğinde tavuk eti de vardı. Orada bulunanlardan Teymullah kabilesinden kırmızı yüzlü bir adam vardı sanki azâd edilmiş bir köleye benziyordu; o sofraya yaklaşmadı. Ebu Musa ona: “Yaklaş çünkü ben Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i ondan yerken gördüm” dedi. (Buhârî, Zebaih: 26; Tirmizî, Etıme: 25)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Hayber günü pençesi olan bütün yırtıcı kuşların ve köpek dişi olan bütün yırtıcı hayvanların etini haram kıldı.” (İbn Mâce, Sayd: 13; Dârimi, Sayd: 19)
Abdullah b. Amr (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Haksız yere bir serçe ve daha büyük kuşları öldüren kimseye Allah mutlaka ona soracaktır.” Ey Allah'ın Rasûlü! Onun hakkı nedir?” diye sorulunca: “Onu kesip yemesidir başını koparıp atmamasıdır.” (Bu şekilde küçük hayvanların başı koparılarak değil kesilerek yenmelidir). (Müsned: 6666)
بَابُ: مَيْتَةِ الْبَحْرِ
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) deniz ve suyu hakkında şöyle buyurdu: “O’nun suyu temiz ölüsü helaldir.” (Tirmizî, Tahara: 52; İbn Mâce, Sayd: 19)
Câbir b. Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bizi üç yüz kişilik bir seriyye olarak göndermişti. Yiyeceklerimizi omuzlarımızda taşıyorduk, yiyeceklerimiz o kadar azaldı ki günde her kişiye bir hurma düşüyordu. Câbir’e bir hurma bir adama ne olur ki diye sordum. Ama o da bitince o bir hurmanın da kıy metin i anladık. Deniz sahiline geldik ne görelim kocaman bir balık… Deniz onu sahile atmış on sekiz gün o balığın etinden yedik. (Müslim, Sayd: 4; Dârimi, Sayd: 6)
Câbir (radıyallahü anh) şöyle anlatıyor. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) üç yüz süvari olarak Ubeyde b. Cerrah komutasında Kureyş kervanını takibe göndermişti. Sahile vardığımızda şiddetli bir açlık içersindeydik. Ağaç yapraklarını yedik. Câbir diyor ki: Deniz sahile anber denilen kocaman bir balık atmış onun etinden on beş gün yedik, yağı ile yağlandık vücutlarımız semizleşti. Ebu Ubeyde balığın kaburga kemiklerinden birini alıp köprü gibi yere tuttu en büyük devemize en büyük boylu kimseyi bindirdik. O kemiğin altından geçti. Sonra acıktık bir kişi üç deve kesti. Sonra acıktık yine üç deve kesildi sonra acıktık yine üç deve kesildi sonra Ebu Ubeyde deve kesimini yasakladı. Sonra Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e o balığın hükmünü sorduğumuzda “Onun etinden yanınızda var mı?” buyurdu. Balığın gözlerinden şu kadar bu kadar yağ çıkarmıştık. Balığın göz çukuruna dört kişi oturabiliyordu. Yolculuğa çıkarken Ebu Ubeyde’nin yanında bir dağarcık hurma vardı, bize her gün bir avuç veriyordu sonra birer hurmaya düştü onu da bulamayınca bir hurmanın yokluğunu anladık. (Müslim, Sayd: 4; Dârimi, Sayd: 6)
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) Ebu Ubeyde komutasında bizi bir seriyye ye göndermişti yiyeceklerimiz bitmişti. Deniz kenarında deniz’in sahile attığı kocaman bir balığa rastladık on dan yemek istedik. Ebu Ubeyde yasakladı. Daha sonra da şöyle dedi: “Biz Allah’ın yolunda savaşan Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in elçileriyiz ondan yiyin.” Günlerce ondan yedik. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanına döndüğümüzde ona balıktan haber verdik. O da: “Ondan yanınızda var ise ondan bize gönderiniz” buyurdu. (Dârimi, Sayd: 5; Müslim, Sayd: 3)
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Ebu Ubeyde komutasında bizi bir seriyye olarak göndermişti. Üç yüz on kişi kadardık yiyecek olarak bize bir ölçek hurma verdi. Ebu Ubeyde bize günde bir avuç hurma veriyordu, hurma azalınca birer hurma vermeye başladı. Çocukların meme emdikleri gibi o bir hurmayı emiyor ve üzerine de su içiyorduk. Tükenince onu da aradık o kadar aç kaldık ki yaylarımızla ağaç yapraklarını indiriyor onları yiyip üzerine su içiyorduk böylece ağaçtan yaprak silken asker deniliyordu. Bir de ne görelim sahile varınca kum yığını gibi anber denilen kocaman bir balık… Ebu Ubeyde önce: “Mundardır yemeyin” dedi. Sonra: “Allah yolunda savaşan Allah’ın Rasûlü ordusu zor durumda kalmıştır. Bu sebepten dolayı ondan besmele çekip yiyiniz” dedi. Ondan yedik ve etinden kavurma yaptık, o balığın göz çukuruna on üç kişi oturmuştu. Câbir diyor ki: Ebu Ubeyde o balığın bir kaburga kemiğini köprü gibi yere koydu ve altından en uzun boylu bir adamı deveye bindirerek onun altından geçirdi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanına dönünce: “Niçin geç kaldınız” buyurdu. Biz de: “Kureyş kafilesini takip ediyorduk” dedik. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e balıktan bahsedince O: “Allah’ın sizi rızıklandırdığı bir rızkıdır, ondan yanınızda kaldı mı?” buyurdu. Biz de: “Evet” dedik. (Dârimi, Sayd: 5; Müslim, Sayd: 3)
Abdurrahman b. Osman (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in huzurunda bir doktor kurbağanın ilaç olarak kullanılmasından bahsedince Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) onun öldürülmesini yasakladı. (Dârimi, Sayd: 6; İbn Mâce, Sayd: 10)
Abdullah b. Ebî Evfa (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte yedi savaşa katılmıştık ve bu savaşlar esnasında çekirge yiyorduk. (Tirmizî, Etıme: 22; Ebû Davud, Etıme: 35)
Ebu Ya’fûr (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Abdullah b. Ebî Evfa’dan çekirge öldürmenin hükmünü sordum. O da şöyle dedi: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte altı gazveye katıldım o savaşlar esnasında çekirge yiyorduk. (Tirmizî, Etıme: 22; Ebû Davud, Etıme: 35)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle anlattı: “Karıncalardan biri Peygamberlerden birini ısırınca karıncaların yuvalarının yakılmasını emretti ve yakıldılar. Bunun üzerine Allah ona şöyle vahyetti: “Seni bir karınca ısırdı, sen ise bu yüzden beni tesbih eden bir ümmeti yok ettin!” (İbn Mâce, Sayd: 10; Ebû Davud, Edeb: 176)
Hasan’ı Basrî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Peygamberlerden biri ağaç altında otururken bir karınca onu ısırdı, O’da emretti de bütün karınca yuvaları yakıldı. Bunun üzerine Allah ona şöyle vahyetti: “Bir karınca yüzünden mi böyle yaptın?” (İbn Mâce, Sayd: 10; Ebû Davud, Edeb: 176)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.