Enes (radıyallahü anh)‘den rivâyete göre, bir adam, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gelerek sabah namazının vaktini sordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ertesi gün fecr vakti kamet edilmesini emretti ve bize namaz kıldırdı. Bir sonraki gün ortalık iyice ağarınca kamet getirtti ve bize namaz kıldırdıktan sonra: “Sabah namazının vaktini soran kimse nerededir? Bu iki vaktin arası sabah namazının vaktidir” buyurdu. (Müsned: 12410)
Sünen-i Nesâî › Kitâb 6 · Namaz VakitleriKonum
- 1Tahâret324
- 2Sular23
- 3Hayız ve İstihâze49
- 4Gusül ve Teyemmüm53
- 5Namaz46
- 6Namaz Vakitleri132
- 7Ezan62
- 8Mescidler54
- 9Kıble35
- 10İmâmet99
- 11Namaza Başlama153
- 12Tatbîk (Ellerin Dizler Arasına Konulması)150
- 13Namazda Sehiv188
- 14Cuma Namazı66
- 15Yolculukta Namazı Kısaltma26
- 16Tutulma Namazı45
- 17Yağmur Duası (İstiskâ)25
- 18Korku Namazı27
- 19İki Bayram Namazı42
- 20Gece Namazı ve Gündüz Nâfileleri220
- 21Cenâzeler272
- 22Oruç345
- 23Zekât184
- 24Hac467
- 25Cihâd111
- 26Nikâh193
- 27Talâk174
- 28Atlar, Yarışlar ve Atıcılık33
- 29Vakıflar17
- 30Vasiyyetler61
- 31Hediyeler16
- 32Bağışlar18
- 33Rukbâ14
- 34Umre42
- 35Ziraat178
- 36Kadınlara İyi Muâmele27
- 37Kan Dökmenin Haramlığı167
- 38Fey' Malının Dağıtımı16
- 39Bîat63
- 40Akîka10
- 41Fera' ve Atîre41
- 42Av ve Kesim98
- 43Kurbanlar (Dahâyâ)88
- 44Mâlî Muâmeleler257
- 45Kasâme, Kısas ve Diyet164
- 46Hırsızın Elinin Kesilmesi115
- 47Îmân ve Alâmetleri55
- 48Süs ve Zînet339
- 49Kadıların Âdâbı49
- 50Allah'a Sığınma112
- 51İçecekler220
(6) Kitâb: Namaz Vakitleri
بَابُ: التَّشْدِيدِ فِي تَأْخِيرِ الْعَصْرِ
Âişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: sallallahü aleyhi ve sellem), sabah namazını kıldırdıktan sonra örtülerine bürünmüş kadınlar namazdan dönerken karanlık oluşundan dolayı fark edilmezlerdi.) (Ebû Dâvûd, Salat: 8; Dârimi, Salat:)
Yine Âişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: dış örtüleriyle birlikte Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in arkasında sabah namazını kılarlardı. Dönüşlerinde karanlıktan dolayı kimse onları tanımazdı.) (Ebû Dâvûd, Salat: 8; Dârimi, Salat:)
Enes (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), Hayberin fethedildiği günün sabahı sabah namazını düşmana yakın bir yerde ortalık karanlık iken kıldırdı ve Hayber üzerine hücum etti ve: ekber Hayber harabolsun) diye iki defa beddua etti ve Saffat sûresi 177. ayetine benzer şekilde şöyle dedi: kavmin toprağına savaş için indiğimizde uyarılanların sabahı ne kötü olacaktır.) (Buhârî, Megazî: 40; İbn Mâce, Zebaih:)
Rafi b. Hadîc (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): namazını ortalık ağarınca kılın) buyurdular. (İbn Mâce, Salat: 2; Tirmizî, Salat:)
Ensar’dan bazı kimselerin rivâyetine göre, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: namazını ortalık aydınlanınca kılmak sûretiyle daha büyük mükafatlar elde edersiniz.) (İbn Mâce, Salat: 2; Tirmizî, Salat:)
بَابُ: مَنْ أَدْرَكَ رَكْعَةً مِنْ صَلَاةِ الصُّبْحِ
Ebû Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: sabah namazının bir rekatını güneş doğmadan kılmış olursa o namaza yetişmiş sayılır. Kim de gün batmadan ikindi namazının bir rekatına yetişirse o namaza yetişmiş olur.) (Dârimi, Salat: 22; Ebû Dâvûd, Salat:)
Âişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: güneş doğmadan önce sabah namazının bir rekatına yetişirse o namaza yetişmiş sayılır. Kim de güneş batmadan önce ikindi namazının bir rekatına yetişirse o namaza yetişmiş ve vaktinde kılmış sayılır.) (Ebû Dâvûd, Salat: 9; Dârimi, Salat:)
Enes b. Mâlik (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), öğle namazını güneş batıya kayınca kılar. İkindi namazını, sizin kıldığınız öğle namazı ile ikindi arasında kılardı. Akşam namazını, gün batınca, yatsı namazını da; ufuktaki kızıllık kaybolunca kılar ve sabah namazını da görüş mesafesi uzayınca kılardı. (Tirmizî, Salat: 116; Müsned:)
Ebû Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: bir rekatına yetişen kimse o namaza yetişmiş ve vaktinde kılmış sayılır.) (Dârimi, Salat: 21; Muvatta', Mevakît:)
Yine Ebû Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: bir namazın bir rekatına vaktinde yetişen kimse o namaza yetişmiş ve vaktinde kılmış sayılır.) (Dârimi, Salat: 21; Muvatta', Mevakît:)
Yine Ebû Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: namazın bir rekatına vaktinde yetişen kimse o namazı vaktinde kılmış sayılır.) (Dârimi, Salat: 21; Muvatta', Mevakît:)
Yine Ebû Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: bir namazın bir rekatına vaktinde yetişirse o namaza yetişmiş ve vaktinde kılmış sayılır.) (Dârimi, Salat: 21; Muvatta', Mevakît:)
Sâlim (radıyallahü anh)’in babasından rivâyetine göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Cuma namazı ve diğer namazların bir rekatına vaktinde yetişmiş olan kimsenin namazı tamamdır.” (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 91)
Yine Sâlim (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Herhangi bir namazın bir rekatına yetişen kimse o namaza yetişmiş sayılır. Fakat kalan kısmını kendi kendine tamamlar.” (Dârimi, Salat: 22; Muvatta', Mevakît: 3)
Abdullah es Sunabihî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: doğarken şeytan güneşi boynuzlarının arasına getirecek şekilde güneşe yaklaşır, güneş biraz yükselince ondan uzaklaşır. Tam tepe noktasına gelince tekrar yaklaşır. Batıya kayınca tekrar uzaklaşır. Gün batarken tekrar yaklaşır, batınca uzaklaşır.) Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), bu vakitlerde namaz kılmayı yasakladı. (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 91; Müsned:)
Ukbe b. Amir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Üç saat vardır ki: Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), o vakitlerde nafile namaz kılmamızı ve ölülerimizi defnetmemizi bize yasaklamıştı. Güneş doğup biraz yükselinceye kadar, güneş tam tepede iken, güneş batmaya yaklaşıp batıncaya kadar. (Müslim, Salat-ül Müsafirin: 53; Ebû Dâvûd, Cenaiz:)
Ebû Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), ikindiden sonra güneş batıncaya kadar; Sabah namazından güneş doğuncaya kadar nafile namaz kılmayı yasakladı. (Tirmizî, Salat: 135; Buhârî, Mevakît:)
İbn Abbâs (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in ashabından pek çok kimseden duydum. Onlardan biri de en çok sevdiğim Ömer’dir. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), fecirden sonra güneş doğuncaya kadar, ikindi namazından sonra güneş batıncaya kadar nafile namaz kılmayı yasaklamıştır. (Buhârî, Mevakît: 31; Tirmizî, Salat:)
بَابُ النَّهْيِ عَنِ الصَّلَاةِ عِنْدَ طُلُوعِ الشَّمْسِ
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: bekleyip bekleyip güneş doğarken ve güneş batarken namaz kılmasın.) (Buhârî, Bed-il Halk: 11; Müslim, Salat-ül Müsafirin:)
Yine İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) güneşin doğuşu anında ve batışı anında nafile namaz kılmayı yasakladı. (Müslim, Salat-ül Müsafirin: 53; Buhârî, Bed-ül Halk:11)
Ukbe b. Amir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Üç saat vardır ki: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), o vakitlerde nafile namaz kılmamızı ve ölülerimizi defnetmemizi bize yasaklamıştı. Güneş doğup biraz yükselinceye kadar, güneş tam tepede iken, güneş batmaya yaklaşıp batıncaya kadar. (Müslim, Salat-ül Müsafirin: 53; Ebû Davud, Cenaiz: 54)
Ebû Said el Hudrî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle diyordu: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), sabah namazından sonra güneş doğuncaya kadar, ikindi namazından sonra gün batıncaya kadar nafile namazı kılmayı yasakladı. (Tirmizî, Salat: 135; Buhârî, Mevakît: 31)
Yine Ebû Said el Hudrî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den işittim şöyle diyordu: “Sabah, güneş doğuncaya kadar ikindi namazından sonra güneş batıncaya kadar nafile namaz kılmak yoktur.” (Buhârî, Mevakît: 31; Tirmizî, Salat: 135)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
İbn Abbâs (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), ikindi namazından sonra nafile namaz kılmayı yasakladı. (Müslim, Salat-ül Müsafirin: 53; Ebû Dâvûd, Cenaiz:)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyet edilmiştir, Ömer (radıyallahü anh), Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in; “Bekleyip bekleyip te güneş doğacağı ve batacağı zamanlara namaz kılmayı denk getirmeyiniz. Çünkü güneş şeytanın boynuzları arasından doğar ve batar” buyurduğunu vehmediyor. (Yani sadece bu iki saatte namaz kılınmayacağını zannediyor.) (Müslim, Salat-ül Müsafirin: 51; Ebû Davud, Salat: 5)
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: ucu görünüp iyice doğuncaya kadar kılacağınız namazı geciktirin. Güneş batmaya başlayıp iyice batıncaya kadar yine namaz kılmanızı geciktiriniz.) O vakitler, güneşe tapanların ibadet anlarıdır. (Müslim, Salat-ül Müsafirin: 51; Ebû Dâvûd, Salat:)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ali (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): güneş parlak, bembeyaz olur ve fazla yükselmemiş (batacak noktaya gelmemiş) ise kılınabilir. İkindi namazından sonra namaz kılmayı yasakladı.) (Yani mevsimlere göre değişen bir vakittir bu.) (Dârimi, Salat: 143; Ebû Dâvûd, Salat:)
Âişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle diyor: Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) yanımda olduğu vakitlerde ikindiden sonra iki rekat namaz kılmayı hiç terk etmedi. (Ebû Dâvûd, Salat: 299; Dârimi, Salat:)
Yine Âişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), ikindiden sonra yanıma her girdiğinde mutlaka o iki rekatı kılardı. (Ebû Dâvûd, Salat: 299; Dârimi, Salat:)
Mesruk ve Esved (radıyallahü anhüma)’dan rivâyete göre, şöyle demişlerdir: Âişe’nin şöyle dediğine şahitlik ederiz: sallallahü aleyhi ve sellem) yanımda olduğu sürece ikindiden sonra o iki rekatı mutlaka kılardı.) (Ebû Dâvûd, Salat: 299; Dârimi, Salat:)
Âişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: sallallahü aleyhi ve sellem) yanımda olduğu günlerde iki namazı asla bırakmazdı; gizli de olsa aşikar da olsa mutlaka kılardı. Sabah namazından önceki iki rekatla ikindi namazından sonraki iki rekat.) (Ebû Dâvûd, Salat: 299; Dârimi, Salat:)
Ebû Seleme (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Âişe (radıyallahü anha)’dan, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in ikindiden sonra kıldığı iki rekat namazdan sordum. Âişe dedi ki: Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) o iki rekatı ikindiden önce kılardı. Bir gün onu bir meşguliyet sebebiyle unuttu da ikindiden sonra kıldı. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), bir namaza başladı mı onu kılmayı alışkanlık haline getirip devam ederdi. (Ebû Dâvûd, Salat: 299; Dârimi, Salat:)
Ümmü Seleme (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), bir defa odamda ikindiden sonra iki rekat namaz kılmıştı. Bu namazın ne namazı olduğunu kendisine sormuştum da şöyle cevap vermişlerdi: Bu iki rekatı öğleden sonra kılmaktaydım meşguliyetten dolayı kılmaya vakit bulamadım da ikindiden sonra kıldım. (Ebû Dâvûd, Salat: 299; Dârimi, Salat:)
Ümmü Seleme (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: sallallahü aleyhi ve sellem), fazla meşguliyetten dolayı ikindiden önce kılamadığı iki rekatı ikindiden sonra kıldı.) (Ebû Dâvûd, Salat: 299; Dârimi, Salat:)
Imran b. Hudeyr (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Lahik’a güneş batmadan önce kılınan iki rekat namazı sordum. Bu iki rekatı Abdullah b. Zübeyr’in kıldığını söyledi. Bunu duyan Muaviye Abdullah b. Zübeyr’e haber göndererek, güneş batmadan önce kılınan iki rekat namaz ne namazıdır diye sordurunca; Abdullah, Ümmü Seleme’ye sormak zorunda kaldı. Seleme şöyle dedi: Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), bu namazı ikindiden önce kılardı. Meşguliyetinden dolayı bir gün kılamamıştı da güneş batarken kıldı. Ne bundan önce ne de bundan sonra bu namazı bir daha kıldığını görmedim. (Ebû Dâvûd, Salat: 299; Dârimi, Salat:)
Ebû’l Hayr (radıyallahü anh)’den rivâyet ediliyor. Ebû Temim el Ceyşânî akşam namazından önce iki rekat namaz kılmaya kalkınca Ukbe b. Âmir’e şuna bak ne namazı kılıyor dedim. Ukbe Ebû Temime dönüp onu görünce; Bu namazı, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in zamanında kılardık dedi. (Müsned:)
Hafsa (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: sallallahü aleyhi ve sellem), fecirden sonra hafifce iki rekat namaz kılardı.) (Dârimi, Salat: 146; Müslim, Salat-ül Müsafirin:)
Amr b. Abese (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanına geldim ve: Allah’ın Rasûlü! Seninle birlikte kimler Müslüman olmuşlardı?) dedim. (Hür ve köle herkes) buyurdu. (Allah’a daha yakın olunacak bir zaman var mıdır?) deyince: gecenin son üçte birinden sabah namazını kılma vaktine kadar istediğin kadar namaz kıl sonra gün doğup yükselinceye kadar dur.) Hadisin ravilerinden Eyyûb diyor ki: Işık her tarafa yayılıp her yeri kaplayıncaya kadar namaz kıl sonra biraz dur, her şey kendi gölgesi kadar olunca namaz kılmaya devam et sonra gün tepeye dikilinceye kadar dur, bekle çünkü o saatte Cehennem ateşi tutuşturulur sonra ikindi namazı vaktine kadar dilediğin şekilde namaz kıl sonra yine güneş batıncaya kadar dur çünkü güneş şeytanın boynuzları arasında batar ve boynuzları arasından doğar. (Müslim, Salat-ül Müsafirin: 52; İbn Mâce, İkametü’s Salat:)
Cübeyr b. Mut’im (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: Abdi Menaf oğulları gece ve gündüz hangi vakitte olursa olsun bu Kâbe’yi tavaf edene ve namaz kılana asla engel olmayınız.) (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 149; Tirmizî, Hac:)
Enes b. Mâlik (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: sallallahü aleyhi ve sellem) güneş batıya kaymadan önce yolculuğa çıkarsa, öğle namazını ikindi namazı vaktine kadar geciktirir sonra konakladığı yerde ikisini birlikte aynı vakitte kılardı. Eğer hareket etmeden önce vakit girmişse öğleyi kılıp sonra yola çıkardı.) (Dârimi, Salat: 182; Müslim, Salat-ül Müsafirin:)
Muaz b. Cebel (radıyallahü anh)’den rivâyet edildiğine göre, Tebük savaşı senesinde Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte yola çıkmıştık. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) öğle ile ikindiyi, akşam ile yatsıyı bir araya getirerek kılardı. Bir gün öğleyi geciktirdi ve ikindiyle birlikte kıldı. Daha sonra yolculuğa devam edip bir süre gittikten sonra akşam ile yatsıyı da birlikte kıldı. (Buhârî, Taksirüs Salat: 14; Dârimi, Salat:)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
İbn Abbâs (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile beraber Medine’de sekiz rekat bir arada (öğle ile ikindi) yedi rekatta bir arada (akşam ile yatsı) kıldım, öğleyi geciktirip ikindiyi acele etti. Akşamı geciktirip yatsıyı acele etti ve ikişer namazı bir arada kıldı. (Muvatta', Kasr-us Salat: 1; Tirmizî, Salat:)
Yine İbn Abbâs (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, bizzat kendisi Basra’da meşgul olduğu zaman da öğle ile ikindiyi bir arada kıldı, arada başka bir namaz kılmadı. Sonra akşam ile yatsıyı bir arada kıldı ve arasında başka bir namaz kılmadı. Bu işi meşguliyetinden dolayı yapmıştı ve şöyle söyledi: Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte öğle ile ikindiyi bir arada kıldım ve arasında başka bir namaz kılmamıştım. (Muvatta', Kasr-us Salat: 1; Tirmizî, Salat:)
(Kureyşli yaşlı bir kimse olan İsmail b. Abdurrahman anlatıyor. İbni Ömer ile: Hima’ya giderken birlikteydim, güneş batınca namaz kılalım diyecektim fakat yoluna devam etti. Ufukta ki beyazlık kaybolup yatsı vaktinin karanlığı ortalığı kaplayınca binitinden indi, akşamı üç rekat arkasından da yatsıyı iki rekat kılarak: sallallahü aleyhi ve sellem)’in böyle yaptığını gördüm) dedi. (Buhârî, Mevakît: 20; Müslim, Salat-ül Müsafirin:)
Sâlim (radıyallahü anh) babasından aktararak diyor ki: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) yolculukta acele gitmesi gerektiğinde akşam namazını geciktirip yatsı ile beraber kılardı.” (Buhârî, Mevakît: 20; Müslim, Salat-ül Müsafirin: 5)
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyet edildiğine göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Mekke’de idi. Güneş battı akşam namazını Serif denilen yerde yatsı ile birlikte kıldı.” (Ebû Davud, Salat: 274; Müsned: 14543)