Abdülmelik b. Ubeyd (radıyallahü anh) anlatıyor: Abdullah b. Mes’ud’un oğlu Ebu Ubeyd’in yanında idik. O arada aralarında anlaşmazlık bulunan iki kişi geldi biri: “Senden şunu şu fiyata satın aldım” dedi. Diğeri de: “Şu fiyata sattım” dedi. Bunun üzerine Ebu Ubeyde: İbn Mesud’a böyle bir dava getirilmişti ve o da şöyle demişti: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanında idim böyle bir dava için gelmişlerdi, “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) satıcıya yemin teklif ettikten sonra alıcıyı da alıp almamakta serbest bıraktı, o da dilerse terk eder.” (Ebû Davud, Büyü’: 74; İbn Mâce, Ticarat: 19)
Sünen-i Nesâî › Kitâb 44 · Mâlî MuâmelelerKonum
- 1Tahâret324
- 2Sular23
- 3Hayız ve İstihâze49
- 4Gusül ve Teyemmüm53
- 5Namaz46
- 6Namaz Vakitleri132
- 7Ezan62
- 8Mescidler54
- 9Kıble35
- 10İmâmet99
- 11Namaza Başlama153
- 12Tatbîk (Ellerin Dizler Arasına Konulması)150
- 13Namazda Sehiv188
- 14Cuma Namazı66
- 15Yolculukta Namazı Kısaltma26
- 16Tutulma Namazı45
- 17Yağmur Duası (İstiskâ)25
- 18Korku Namazı27
- 19İki Bayram Namazı42
- 20Gece Namazı ve Gündüz Nâfileleri220
- 21Cenâzeler272
- 22Oruç345
- 23Zekât184
- 24Hac467
- 25Cihâd111
- 26Nikâh193
- 27Talâk174
- 28Atlar, Yarışlar ve Atıcılık33
- 29Vakıflar17
- 30Vasiyyetler61
- 31Hediyeler16
- 32Bağışlar18
- 33Rukbâ14
- 34Umre42
- 35Ziraat178
- 36Kadınlara İyi Muâmele27
- 37Kan Dökmenin Haramlığı167
- 38Fey' Malının Dağıtımı16
- 39Bîat63
- 40Akîka10
- 41Fera' ve Atîre41
- 42Av ve Kesim98
- 43Kurbanlar (Dahâyâ)88
- 44Mâlî Muâmeleler257
- 45Kasâme, Kısas ve Diyet164
- 46Hırsızın Elinin Kesilmesi115
- 47Îmân ve Alâmetleri55
- 48Süs ve Zînet339
- 49Kadıların Âdâbı49
- 50Allah'a Sığınma112
- 51İçecekler220
(44) Kitâb: Mâlî Muâmeleler
بَابُ: بَيْعِ الْعَرَايَا بِخَرْصِهَا تَمْرًا
Âişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir Yahudi’den veresiye yiyecek bir şeyler almıştı ve zırhını rehin olarak bırakmıştı. (Buhârî, Büyü’: 14; Müslim, Müsakat: 24)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) vefat ettiğinde zırhı; otuz ölçek arpa karşılığında bir Yahudi yanında rehin olarak bulunuyordu. (Buhârî, Büyü’: 14; Müslim, Müsakat: 24)
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Uzre oğullarından bir adam ölümünden sonra hür olacak şekilde kölesini azâd etmişti. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) bunu duyunca adama: “Bu köleden başka bir malın var mı?” buyurdu. Adam: “Hayır” deyince, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Bu köleyi benden kim satın alacak” buyurdu. Nuaym b. Abdullah el Adevî sekiz yüz dirheme köleyi satın aldı ve Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e parasını verdi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de parayı adama vererek; “Öncelikle kendi ihtiyaçlarını gör sonra kalanını tasadduk et yine artarsa ailene harca yine artarsa yakın akrabalarına harca onlardan da artar ise şuraya buraya harca diyerek eliyle sağa sola işaret etti.” (Müslim, Eyman: 13; Ebû Davud, Itk: 9)
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Ensardan Ebu Meskur adında bir adam kölesini müdebber olarak azâd etti. Ona Yakub ta denilirdi. O köleden başka bir malı da yoktu. Durumdan haberi olan Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) o adamı çağırarak, kölesini satacağını söyledi ve ashabına da: “Bu köleyi kim satın alacak?” dedi. Nuaym b. Abdullah sekiz yüz dirheme satın aldı ve parasını da Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e verdi. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’de parayı adama vererek: “Fakir olanlarınız önce kendi ihtiyacını görsün para fazla gelirse, ailesine harcasın yine fazla gelirse yakınlarına harcasın yine fazla gelirse hısımlarına harcasın yine fazla gelirse şuraya buraya istediği yere harcasın” buyurdu. (Müslim, Eyman: 13; Ebû Davud, Itk: 9)
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), Müdebber köleyi satın aldı. (Müslim, Eyman: 13; Ebû Davud, Itk: 9)
Âişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Berire, Âişe’ye gelerek kitabet bedelini ödeyebilmek için yardım istemişti Âişe, Berire’ye: “Git efendine sor velâ hakkı bana kalırsa senin tüm borçlarını ödeyeceğim” dedi. Berire durumu onlara söyleyince onlar buna razı olmamışlar ve velâ hakkı bize ait olmak üzere kabul ederse sana Allah rızası için yardım ediversin demişlerdi. Âişe durumu Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e anlatınca, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Âişe’ye şöyle demişti: “Berire’yi satın al ve azâd et, velâ hakkı azâd eden kimseye aittir.” Sonra Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) sözüne şöyle devam etti: “Ne oluyor bu insanlara da Allah’ın Kitab’ında olmayan şartları şart olarak ileri sürüyorlar. Kim Allah'ın Kitab’ında olmayan bir şeyi şart olarak -yüz şart bile koşsa- hiçbir kıymeti yoktur. En doğru ve sağlam şart Allah’ın şartıdır.” (Müslim, Itk: 2)
Âişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Berire bana geldi ve: “Ey Âişe! Ben efendimle her sene bir okiyye vermek üzere dokuz okiyye üzere anlaşma yaptım, bana yardım edebilir misin?” dedi. Kitabet borcundan hiç bir şey ödememişti. Âişe ondan hoşlandı ve ona dedi ki: “Sahibine dön eğer velâ hakkın bana ait olursa tüm borcunu bir seferde ödeyebileceğimi onlara söyle. Berire gitti durumu onlara arzetti ve onlar da razı olmadılar ve dediler ki: “İsterse Allah rızası için seni satın alsın, velâ hakkı falan istemesin.” Ben, durumu Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e arzedince, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Vela hakkına kimse engel olamaz, onu satın al ve azâd et. Velâ satın alıp azâd edene aittir.” Âişe’de öylece yaptı. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) insanlar arasında kalktı ve Allah’a hamdederek şöyle konuştu: “İnsanlara ne oluyor da Allah’ın Kitab’ında olmayan şartlar öne sürüyorlar. Kim Allah’ın Kitab’ında olmayan bir şart ileri sürerse o batıl olup geçersizdir. Yüz şart bile olsa yine aynıdır. Allah’ın hükmü en hak ve gerçektir. Allah’ın şartı en sağlam şarttır. Velâ hakkı azâd edenindir.” (Müslim, Itk: 2)
Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Velâ hakkının satılmasını ve hibe edilmesini yasakladı.” (Müslim, Itk: 3; Tirmizî, Büyü’: 20)
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Velâ hakkının satılmasını ve hibe edilmesini yasakladı.” (Müslim, Itk: 3; Tirmizî, Büyü’: 20)
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Velâ hakkının satılmasını ve hibe edilmesini yasakladı.” (Müslim, Itk: 3; Tirmizî, Büyü’: 20)
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Su satmayı yasakladı.” (Tirmizî, Büyü’: 44; Dârimi, Büyü’: 69)
Amr b. Dinar (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Ebu’l Minhal’den işittim şöyle diyordu: Iyas b. Ömer’den işittim (başka bir rivâyette İbn Abd’ten işittim) şöyle diyordu: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den işittim: “Su satmayı yasakladı.” (Tirmizî, Büyü’: 44; Dârimi, Büyü’: 69)
Iyas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) suyun ihtiyaçtan fazlasını satmayı yasakladı. Bir topluluğun idarecisi toplumun suyunun fazlasını satabilir. Abdullah b. Amr suyun fazlasının satılmasını hoş görmezdi. (Tirmizî, Büyü’: 44; Dârimi, Büyü’: 69)
Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in ashabından Iyas b. Abd diyor ki: “Suyun fazlasını satmayınız. Çünkü Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) suyun fazlasını satmayı yasaklamıştır.” (Tirmizî, Büyü’: 44; Dârimi, Büyü’: 69)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Âişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Faiz ayeti nazil olunca Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) minbere çıktı ve ayetleri insanlara okudu sonra da içki ticaretini yasakladı. (Müslim, Müsakat: 12; Dârimi, Büyü’: 35)
بَابُ بَيْعِ الْكَلْبِ
Ukbe b. Amr (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), köpek satışından elde edilen parayı, zina yaparak elde edilen kazancı ve büyücülük yaparak para kazanmayı yasakladı. (Buhârî, Büyü’: 113; Tirmizî, Büyü’: 50)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) köpek satmayı da haram kıldığı şeyler arasında zikretti. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Câbir b. Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Av köpeğinden başka köpek ve kedi satmayı yasak etti.” (Tirmizî, Büyü’: 50; Ebû Davud, Büyü’: 65)
Câbir b. Abdullah (radıyallahü anh) Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle derken işitmiştir. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Mekke fethi günü insanlara hitab ederek şöyle buyurmuştur: “Allah ve Rasûlü içki satışını, mundar ölmüş hayvanın satışını, domuz satışını ve put satmayı haram kılmıştır.” Bazıları: “Ey Allah'ın Rasûlü! ölmüş hayvanların iç yağı hakkında ne dersiniz?” Onunla deriler yağlanır, gemiler yağlanır ve insanlar onu aydınlatmada kullanırlar dediler. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Hayır o da haramdır” buyurdu ve sözüne şöyle devam etti: “Allah, Yahudileri kahretsin. Allah onlara hayvanların iç yağlarını haram edince onları eritip sattılar da parasını yediler.” (Ebû Davud, Büyü’: 66; Müslim, Müsakat: 13)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) erkek hayvanla dişi hayvanı para ile çiftleştirmeyi yasakladı. (Tirmizî, Büyü’: 45; Ebû Davud, Büyü’: 42)
Enes b. M ali k (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Kilab oğullarının bir kolu olan Sa’k oğullarından bir adam geldi ve Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’e erkek hayvanın para karşılığı çiftleştirmenin hükmünü sordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “Onu yasak etti. Biz bunu ikram olarak veririz para ile yapmayız” buyurdu. (Tirmizî, Büyü’: 45; Ebû Davud, Büyü’: 42)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) kan alan kimsenin kazancını, köpek satışından elde edilen parayı ve erkek hayvanla dişiyi para karşılığı çiftleştirmeyi yasakladı. (Tirmizî, Büyü’: 45; Ebû Davud, Büyü’: 42)
Ebu Said el Hudrî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), erkek hayvanla dişinin ücret karşılığında çiftleştirilmesini yasakladı.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), köpek satışından elde edilen parayı ve erkek hayvanla dişinin para karşılığı çiftleştirilmesini yasakladı. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)'den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kim iflas eder de yanında da bir mal bulunursa o mal kimden alınmışsa onundur başkasına verilmez.” (Ebû Davud, Büyü’: 76; Müslim, Müsakat: 5)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) iflas eden bir adamın yanında kişi kendi sattığı malı bulur ve tanırsa o mal satan kimsenindir. (Ebû Davud, Büyü’: 76; Müslim, Müsakat: 5)
Ebu Said el Hudrî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) zamanında bir adam bahçesindeki ürünleri ağacında iken satmıştı. Meyveler bir afetle yok oldu, adam aldığı parayı ödeyemedi ve borcu çoğaldı. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ashabına: “Ona sadakalarınızı verin” buyurdu. Ona yardım ettiler yapılan yardımla borcu ödenmeyince Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) “Bulduğunuzu alın başka bir şey istemeyin” buyurdu. (Ebû Davud, Büyü’: 76; Müslim, Müsakat: 5)
Useyd b. Hudayr b. Simak (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), eşyası çalınan kimse hakkında şu hükmü verdi: “Kim çalınan eşyasını dürüst bir adamın elinde bulursa, dilerse o kimsenin aldığı fiyattan satın alabilir. İsterse hırsızı takip edip yakalar.” Ebu Bekir de böyle hüküm verdiler. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Useyd b. Hudayr el Ensarî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle diyor: Yemâme de v ali idim. Mervan bana Muaviye’nin şu kararını yazdı. Kimin eşyası çalınırsa malını bulduğu yerden alır. Ben de Mervan’a Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in şu hükmünü yazdım: “Eşyası çalınan kimse çalınan malını dürüst bir kimsede bulursa, isterse o malı o kimseden aldığı fiyattan satın alır dilerse hırsızı takip eder.” Ebu Bekir, Ömer ve Osman da böyle hüküm verdiler. Mervan kendisine yazdığım bu durumu Muaviye’ye gönderdi. Muaviye, Mervan’a şu cevabı yazdı: “Ne sen ne de Üseyd bana hüküm verecek konumda değilsiniz. Fakat ben h ali fe olmam dolayısıyla size hükmümü bildiririm dolayısıyla verdiğim emri infaz et. Mervan, Muaviye’nin yazısını bana gönderince ona: “V ali olduğum sürece Muaviye’nin görüşüyle hükmetmeyeceğim dedim.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Semure (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kişi çalınan malını bulduğu yerden alır. Bu malı hırsızdan alan kimse hırsızı takip eder.” (Ebû Davud, Büyü’: 80)
Semure (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Herhangi bir kadını iki velisi de ayrı ayrı evlendirmişse o kadın nikahı ilk önce yapılan kimsenindir. Bir adam malını ayrı ayrı iki adama satarsa o mal ilk alan kimsenindir.” (İbn Mâce, Ticarat: 21)
Abdullah b. ebî Rebia (radıyallahü anh), babasından ve dedesinden naklederek şöyle diyor: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) benden kırk bin dirhem borç almıştı. Ona mal gelince bana olan borcunu ödedi ve şöyle buyurdu: “Allah malını ve aileni sana mübarek ve bereketli kılsın. Borcun karşılığı mutlaka Allah’a hamd ederek borcu ödemektir.” (İbn Mâce, Sadaka: 16)
Muhammed b. Cahş (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanında oturuyorduk. Bir ara başını semaya kaldırdı ve sonra elini alnı üzerine koydu ve şöyle buyurdu: “Sübhanallah ne kadar ağır hüküm indirildi.” Sustuk ve korktuk, ertesi gün: “Ey Allah'ın Rasûlü! İnen ağır hüküm neydi?” dedik. Şöyle buyurdu: “Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki borçlu olan bir kimse Allah yolunda şehid olsa sonra diriltilse sonra tekrar şehid olsa yine diriltilse sonra yine şehid olsa borcunu ödemeden Cennete giremez.” (Müsned: 21455)
Semure (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile beraber bir cenazede idik. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) üç defa burada falan kimse var mı? diye sordu. Bir adam kalktı. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ona: “İlk çağırdıklarımda niçin cevap vermedin? Sana kötü bir şey söylemeyecektim, hayırlı bir şey söyleyecektim. Cenazeyi işaret ederek. “Aranızdan ayrılıp ölen bu kimse borcuna karşı esir alınmış durumda ölmüştür” buyurdu. (Ebû Davud, Büyü’: 9)
Imran b. Huzeyfe (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Meymune çok borçlanırdı. Ailesi borçlanmasını hoş görmeyip ona kızınca Meymune: “Borçlanmadan vazgeçmeyeceğim sevgili eşim ve dostum.” Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle derken işittim: “Her kim ödeme niyeti ile borç ederse Allah onu dünyada ödettirir.” (İbn Mâce, Sadaka: 10)
Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in hanımı Meymune borç edince ona: Ey Mü’minlerin anası, borçlanıyorsun ödeyecek bir şeyin yoktur dediler. O da: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i; “Kim ödeme niyeti ile borçlanırsa Allah ona yardım eder” buyururken işittim demiştir. (İbn Mâce, Sadaka: 10)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Borcunuz istendiğinde ödeyecek durumda iseniz hemen ödeyiniz. Asıl zulüm varlıklı kimsenin borcunu geciktirmesidir.” (İbn Mâce, Sadaka: 8)
Amr b. Şerîd (radıyallahü anh) babasından aktararak şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Varlıklı kimsenin borcunu geciktirmesi hem şerefini düşürür hem de cezalandırılmayı gerektirir.” (İbn Mâce, Sadaka: 8)
Amr b. Şerîd (radıyallahü anh) babasından aktararak şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Varlıklı kimsenin borcunu geciktirmesi hem şerefini düşürür hem de cezalandırılmayı gerektirir.” (İbn Mâce, Sadaka: 8)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Zenginin borcunu geciktirmesi zulümdür. Biriniz varlıklı bir kimseye havale edildiğinde havale işini kabul etsin” (İbn Mâce, Sadaka: 8)
Ebu Katade (radıyallahü anh) babasından aktarıyor. Ensardan biri vefat etmiş ve namazını kıldırmak için Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e getirilmişti. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) “Ölen bu kimsenin borcu vardır.” (Ben onun namazını kıldırmam) buyurdu. Ebu Katade onun borcuna ben kefilim dedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Ödemek üzere mi?” buyurdu. Ebu Katade de: “Ödemeye” dedi. (İbn Mâce, Sadaka: 8)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Hayırlınız borcunu güzellikle ödeyeninizdir.” (Tirmizî, Büyü’: 75; Ebû Davud, Büyü’: 11)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Bir adam vardı hiç hayır işlemez fakat insanlara borç verirdi. Alacağını toplamak üzere gönderdiği adamına da varlıklı olan kimseden al darda olan kimseden alma ola ki Allah ta bizim günahlarımızı bağışlar.” Adam ölünce Allah o kimseye: “Hiç hayırlı amel yaptın mı?” buyurdu. Adam da: “Hayır fakat insanlara borç verirdim, onlardan alacağımı tahsil için gönderdiğim kimseye de verebilenden al durumu iyi olmayandan alma vazgeç ola ki Allah bizim günahlarımızı da bağışlar” derdim. Bunun üzerine Allah o kimseye: “Günahlarını bağışladım” buyurdu. (Buhârî, Büyü’: 18; Müslim, Musakat: 6)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “İnsanlara borç veren bir adam vardı. Borçlusunun darda kaldığını öğrenince borcunu tahsil etmek için gönderdiği adamına ondan borcu isteme ola ki Allah’ta bizim günahlarımızdan vazgeçer derdi. Vefat edip Allah’ın huzuruna vardığında Allah o kimsenin günahlarından vazgeçti.” (Buhârî, Büyü’: 18; Müslim, Musakat: 6)
Osman b. Affan (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Alırken ve satarken, borcunu öderken, alacağını isterken kolaylık gösterip iyi davrananı Allah Cennetine koyar.” (İbn Mâce, Ticarat: 28)
Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Bedir savaşında Ben, Ammar ve Said alacağımız esirlerle ortak olmayı kararlaştırdık. Said iki esir getirdi. Ben ve Ammar ise bir şey getirememiştik. (İbn Mâce, Ticarat: 63; Ebû Davud, Büyü’: 30)
Sâlim (radıyallahü anh)’in babasından rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Bir kimse ortağı olduğu bir kölede kendi hissesini azâd ederse, ve diğer hisseleri alacak kadar da malı varsa, diğer ortakların hissesini de vererek köleyi tamamen azâd etmesi gerekir.” (Buhârî, Itk: 4; Tirmizî, Ahkam: 14)