SÜNNETİMİZSÜNNET VE HADİS KÜTÜPHANESİ
Sünen-i Nesâî › Kitâb 44 · Mâlî Muâmeleler › Bâb 4Konum

Sünen-i Nesâî 4638

Mâlî Muâmeleler
Sahih (el-Elbânî)
BÂB (4)
بَابُ: بَيْعِ الْعَرَايَا بِخَرْصِهَا تَمْرًا

Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile deveme binerek savaşa çıkmıştım. Devem çok yorulmuş yürüyemiyordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) onu sıkıştırıp zorlayınca deve güçlendi hatta ordunun önünde yürüyordu. Bunun üzerine Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): “Ey Câbir görüyorum ki deven çok kuvvetlendi” dedi. Ben de: “Duanız bereketiyle Ey Allah'ın Rasûlü!” dedim. O da: “O deveyi bana sat Medine’ye kadar da ona bin” buyurdular. Deveye çok ihtiyacım olduğu halde Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’den çok utandığım için bir şey diyemedim ve devemi O’na sattım. Savaştan dönüp Medine’ye yaklaşınca evime çabuk gitmek için Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’e: “Ey Allah'ın Rasûlü yeni evliyim izin ver de erken gideyim” dedim. O da: “Kız mı aldın yoksa dul mu?” buyurdu. Ben de: “Dul aldım Ey Allah'ın Rasûlü! babam Abdullah b. Amr şehid düştü ve genç kızlar bıraktı. Ben de onlar gibi genç biriyle evlenmeyi hoş görmedim ve onları terbiye edip bir şeyler öğretmesi için dul biriyle evlenmiştim” dedim. Bunun üzerine bana izin vererek; “Geç kalma akşam olmadan evine yetiş” buyurdu. Medine’ye vardığımda deveyi sattığımı dayıma haber verdim, bana kızdı. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Medine’ye geldiği günün ertesi sabahı deveyi teslim etmek üzere götürdüm. Bana hem devenin parasını, hem deveyi hem de insanlarla birlikte ganimetten hissemi verdi. (Müslim, Müsakat: 21; Ebû Davud, Büyü’: 71)

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عِيسَى بْنِ الطَّبَّاعِ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ مُغِيرَةَ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ غَزَوْتُ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم عَلَى نَاضِحٍ لَنَا ثُمَّ ذَكَرْتُ الْحَدِيثَ بِطُولِهِ ثُمَّ ذَكَرَ كَلاَمًا مَعْنَاهُ فَأُزْحِفَ الْجَمَلُ فَزَجَرَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَانْتَشَطَ حَتَّى كَانَ أَمَامَ الْجَيْشِ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ يَا جَابِرُ مَا أَرَى جَمَلَكَ إِلاَّ قَدِ انْتَشَطَ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ بِبَرَكَتِكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ بِعْنِيهِ وَلَكَ ظَهْرُهُ حَتَّى تَقْدَمَ ‏"‏ ‏.‏ فَبِعْتُهُ وَكَانَتْ لِي إِلَيْهِ حَاجَةٌ شَدِيدَةٌ وَلَكِنِّي اسْتَحْيَيْتُ مِنْهُ فَلَمَّا قَضَيْنَا غَزَاتَنَا وَدَنَوْنَا اسْتَأْذَنْتُهُ بِالتَّعْجِيلِ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي حَدِيثُ عَهْدٍ بِعُرْسٍ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَبِكْرًا تَزَوَّجْتَ أَمْ ثَيِّبًا ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ بَلْ ثَيِّبًا يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَمْرٍو أُصِيبَ وَتَرَكَ جَوَارِيَ أَبْكَارًا فَكَرِهْتُ أَنْ آتِيَهُنَّ بِمِثْلِهِنَّ فَتَزَوَّجْتُ ثَيِّبًا تُعَلِّمُهُنَّ وَتُؤَدِّبُهُنَّ فَأَذِنَ لِي وَقَالَ لِي ‏"‏ ائْتِ أَهْلَكَ عِشَاءً ‏"‏ ‏.‏ فَلَمَّا قَدِمْتُ أَخْبَرْتُ خَالِي بِبَيْعِيَ الْجَمَلَ فَلاَمَنِي فَلَمَّا قَدِمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم غَدَوْتُ بِالْجَمَلِ فَأَعْطَانِي ثَمَنَ الْجَمَلِ وَالْجَمَلَ وَسَهْمًا مَعَ النَّاسِ ‏.‏
KAYNAK
Sünen-i Nesâî, Kitâb 44 (Mâlî Muâmeleler), Bâb 4, Hadis no. 4638
HADİSİN DERECESİ
Sahih(Ebû Gudde)
Sahih(el-Elbânî)
Hasen(Zübeyr Alî Zâî)
sunnetimiz.com/nesai:4638