SÜNNETİMİZSÜNNET VE HADİS KÜTÜPHANESİ
Sünen-i Nesâî › Kitâb 44 · Mâlî Muâmeleler › Bâb 4Konum

Sünen-i Nesâî 4639

Mâlî Muâmeleler
Sahih (el-Elbânî)
BÂB (4)
بَابُ: بَيْعِ الْعَرَايَا بِخَرْصِهَا تَمْرًا

Câbir b. Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte bir savaşta beraberdim. Devemle birlikte arkadan gidiyordum. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bana: “Sana ne oluyor da ordunun arkasından gidiyorsun” dedi. Ben de: “Devem yoruldu” dedim. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) devemin kuyruğunu tuttu ve sıkıştırdı. Çok geçmeden kendimi ordunun ön saflarında buldum, devemin başını zaptedemiyordum. Medine’ye yaklaşınca Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Deve ne yaptı onu bana sat” buyurdu. Ben: “Hayır o deve sana feda olsun” dedim. O da: “Hayır onu bana sat” buyurdu. Yine ben: “Hayır o devem sana feda olsun” dedim. Bu sefer O: “Onu bana sat” buyurdu. Ben de belli bir ücretle sattım o da: “Ona bin, Medine’ye dönünce onu bana teslim et” buyurdu. Medine’ye gelince deveyle birlikte yanına vardığımda Bilal ’e: “Ey Bilal ! Ona bir ölçek gümüş ve bir kırat da fazla ver” buyurdu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in verdiği o fazla parayı teberrük (hatıra) olarak bir keseye koydum. Şamlılar Harre de mallarımızı yağma edinceye kadar yanımda taşıdım. (Müslim, Müsakat: 21; Ebû Davud, Büyü’: 71)

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كُنْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي سَفَرٍ وَكُنْتُ عَلَى جَمَلٍ فَقَالَ ‏"‏ مَا لَكَ فِي آخِرِ النَّاسِ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ أَعْيَا بَعِيرِي فَأَخَذَ بِذَنَبِهِ ثُمَّ زَجَرَهُ فَإِنْ كُنْتُ إِنَّمَا أَنَا فِي أَوَّلِ النَّاسِ يُهِمُّنِي رَأْسُهُ فَلَمَّا دَنَوْنَا مِنَ الْمَدِينَةِ قَالَ ‏"‏ مَا فَعَلَ الْجَمَلُ بِعْنِيهِ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ لاَ بَلْ هُوَ لَكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ لاَ بَلْ بِعْنِيهِ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ لاَ بَلْ هُوَ لَكَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ لاَ بَلْ بِعْنِيهِ قَدْ أَخَذْتُهُ بِوُقِيَّةٍ ارْكَبْهُ فَإِذَا قَدِمْتَ الْمَدِينَةَ فَائْتِنَا بِهِ ‏"‏ ‏.‏ فَلَمَّا قَدِمْتُ الْمَدِينَةَ جِئْتُهُ بِهِ فَقَالَ لِبِلاَلٍ ‏"‏ يَا بِلاَلُ زِنْ لَهُ أُوقِيَّةً وَزِدْهُ قِيرَاطًا ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ هَذَا شَىْءٌ زَادَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَمْ يُفَارِقْنِي فَجَعَلْتُهُ فِي كِيسٍ فَلَمْ يَزَلْ عِنْدِي حَتَّى جَاءَ أَهْلُ الشَّامِ يَوْمَ الْحَرَّةِ فَأَخَذُوا مِنَّا مَا أَخَذُوا ‏.‏
KAYNAK
Sünen-i Nesâî, Kitâb 44 (Mâlî Muâmeleler), Bâb 4, Hadis no. 4639
HADİSİN DERECESİ
Sahih(Ebû Gudde)
Sahih(el-Elbânî)
Sahih (muttefekun aleyh)(Zübeyr Alî Zâî)
sunnetimiz.com/nesai:4639