Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Sadaka veriniz.” Bunun üzerine bir adam: “Ey Allah’ın Rasûlü! yanımda bir dinar var, kim için harcamalıyım?” dedi. “Onu kendin için harca” buyurdu. Adam: “Başka bir dinar daha var” deyince, “Onu da hanımın için harca” buyurdu. Adam: “Başka bir dinar daha var” deyince, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Çocuğun için harca” buyurdu. Adam: “Bir daha var” deyince: “Hizmetçin için harca” buyurdu. Adam: “Bir dinar daha var” deyince: “Sen daha iyi bilirsin” buyurdu. (Müslim, Zekat: 32; Dârimi, Zekat: 22)
Sünen-i Nesâî › Kitâb 23 · ZekâtKonum
- 1Tahâret324
- 2Sular23
- 3Hayız ve İstihâze49
- 4Gusül ve Teyemmüm53
- 5Namaz46
- 6Namaz Vakitleri132
- 7Ezan62
- 8Mescidler54
- 9Kıble35
- 10İmâmet99
- 11Namaza Başlama153
- 12Tatbîk (Ellerin Dizler Arasına Konulması)150
- 13Namazda Sehiv188
- 14Cuma Namazı66
- 15Yolculukta Namazı Kısaltma26
- 16Tutulma Namazı45
- 17Yağmur Duası (İstiskâ)25
- 18Korku Namazı27
- 19İki Bayram Namazı42
- 20Gece Namazı ve Gündüz Nâfileleri220
- 21Cenâzeler272
- 22Oruç345
- 23Zekât184
- 24Hac467
- 25Cihâd111
- 26Nikâh193
- 27Talâk174
- 28Atlar, Yarışlar ve Atıcılık33
- 29Vakıflar17
- 30Vasiyyetler61
- 31Hediyeler16
- 32Bağışlar18
- 33Rukbâ14
- 34Umre42
- 35Ziraat178
- 36Kadınlara İyi Muâmele27
- 37Kan Dökmenin Haramlığı167
- 38Fey' Malının Dağıtımı16
- 39Bîat63
- 40Akîka10
- 41Fera' ve Atîre41
- 42Av ve Kesim98
- 43Kurbanlar (Dahâyâ)88
- 44Mâlî Muâmeleler257
- 45Kasâme, Kısas ve Diyet164
- 46Hırsızın Elinin Kesilmesi115
- 47Îmân ve Alâmetleri55
- 48Süs ve Zînet339
- 49Kadıların Âdâbı49
- 50Allah'a Sığınma112
- 51İçecekler220
- 1بَابُ وُجُوبِ الزَّكَاةِ
- 2بَابُ التَّغْلِيظِ فِي حَبْسِ الزَّكَاةِ
- 3بَابُ مَانِعِ الزَّكَاةِ
- 4بَابُ عُقُوبَةِ مَانِعِ الزَّكَاةِ
- 5بَابُ زَكَاةِ الْإِبِلِ
- 6بَابُ مَانِعِ زَكَاةِ الْإِبِلِ
- 7بَابُ سُقُوطِ الزَّكَاةِ عَنِ الْإِبِلِ إِذَا كَانَتْ رُسُلًا لِأَهْلِهَا وَلِحُمُولَتِهِمْ
- 8بَابُ زَكَاةِ الْبَقَرِ
- 9بَابُ مَانِعِ زَكَاةِ الْبَقَرِ
- 10بَابُ زَكَاةِ الْغَنَمِ
- 11بَابُ مَانِعِ زَكَاةِ الْغَنَمِ
- 12بَابُ الْجَمْعِ بَيْنَ الْمُتَفَرِّقِ وَالتَّفْرِيقِ بَيْنَ الْمُجْتَمِعِ
- 13بَابُ صَلَاةِ الْإِمَامِ عَلَى صَاحِبِ الصَّدَقَةِ
- 14بَابُ إِذَا جَاوَزَ فِي الصَّدَقَةِ
- 15بَابُ إِعْطَاءِ السَّيِّدِ الْمَالَ بِغَيْرِ اخْتِيَارِ الْمُصَدِّقِ
- 16بَابُ زَكَاةِ الْخَيْلِ
- 17بَابُ زَكَاةِ الرَّقِيقِ
- 18بَابُ زَكَاةِ الْوَرِقِ
- 19بَابُ زَكَاةِ الْحُلِيِّ
- 20بَابُ مَانِعِ زَكَاةِ مَالِهِ
- 21بَابُ زَكَاةِ الْحِنْطَةِ
- 22بَابُ زَكَاةِ الْحُبُوبِ
- 23بَابُ مَا يُوجِبُ الْعُشْرَ وَمَا يُوجِبُ نِصْفَ الْعُشْرِ
- 24بَابُ الْمَعْدِنِ
- 25بَابُ زَكَاةِ النَّحْلِ
- 26بَابُ فَرْضِ زَكَاةِ رَمَضَانَ
- 27بَابُ فَرْضِ زَكَاةِ رَمَضَانَ عَلَى الْمَمْلُوكِ
- 28بَابُ فَرْضِ صَدَقَةِ الْفِطْرِ قَبْلَ نُزُولِ الزَّكَاةِ
- 29بَابُ التَّمْرِ فِي زَكَاةِ الْفِطْرِ
- 30بَابُ الْوَقْتِ الَّذِي يُسْتَحَبُّ أَنْ تُؤَدَّى صَدَقَةُ الْفِطْرِ فِيهِ
- 31بَابٌ: إِذَا أَعْطَاهَا غَنِيًّا وَهُوَ لَا يَشْعُرُ
- 32بَابُ الصَّدَقَةِ مِنْ غُلُولٍ
- 33بَابُ أَيَّتُهُمَا الْيَدُ الْعُلْيَا
- 34بَابٌ: إِذَا تَصَدَّقَ وَهُوَ مُحْتَاجٌ إِلَيْهِ، هَلْ يُرَدُّ عَلَيْهِ
- 35بَابٌ: أَيُّ الصَّدَقَةِ أَفْضَلُ
- 36بَابُ التَّحْرِيضِ عَلَى الصَّدَقَةِ
- 37بَابُ أَجْرِ الْخَازِنِ إِذَا تَصَدَّقَ بِإِذْنِ مَوْلَاهُ
- 38بَابُ: الْمُسِرِّ بِالصَّدَقَةِ
- 39بَابُ رَدِّ السَّائِلِ
- 40بَابُ الْإِلْحَافِ فِي الْمَسْأَلَةِ
- 41بَابُ اسْتِعْمَالِ آلِ النَّبِيِّ ﷺ عَلَى الصَّدَقَةِ
- 42بَابُ: ابْنُ أُخْتِ الْقَوْمِ مِنْهُمْ
- 43بَابُ: مَوْلَى الْقَوْمِ مِنْهُمْ
(23) Kitâb: Zekât
بَابُ أَيَّتُهُمَا الْيَدُ الْعُلْيَا
بَابٌ: إِذَا تَصَدَّقَ وَهُوَ مُحْتَاجٌ إِلَيْهِ، هَلْ يُرَدُّ عَلَيْهِ
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ebu Musa (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Her Müslüman’ın sadaka vermesi lazımdır.” Bunun üzerine, “Ya bir şey bulamazsa” diye soruldu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Elinin emeğiyle kazanır hem kendisi faydalanır hem de sadaka verir” buyurdu. Oradakiler tekrar: “Ya çalışamaz ise” dediler. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “İhtiyacı olan birine bedenen yardım eder” buyurdular. “Bunu da yapamaz ise” denildi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “İyiliği emreder” buyurdu. “Bunu da yapamazsa” denildi. “Kötülüğün yapılmasına engel olur çünkü buda bir sadakadır” buyurdu. (Müslim, Zekat: 16; Buhârî, Zekat: 26)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Kadın kocasının evinden bir şeyler tasadduk ederse kadına da sevap yazılır kocasına da aynen sevap yazılır, malın bekçisi ve hizmetçisi durumunda olan kimse için de durum aynıdır. Hepsine aynı sevap yazılır, kocaya kazancından dolayı hanımına veya hizmetçiye de harcamadan dolayı sevap yazılır ve hiçbirinin sevabı diğerinden eksik olmaz.” (Tirmizî, Zekat: 34; Ebû Davud, Büyü’: 86)
Abdullah b. Amr (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Mekkeyi fethettiği gün ayağa kalkarak bir konuşma yaptı ve bu konuşmada: “Kadının kocasından izinsiz sadaka vermesi caiz değildir” demişti. (Tirmizî, Zekat: 34; Ebû Davud, Büyü’: 86)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in hanımları bir gün toplanarak: Senden sonra ilk önce kim vefat edecek diye Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’e sordular. O da: “Eli uzun olanınız” buyurdu. Bunun üzerine bir kamış parçası alarak ellerini ölçmeye başladılar… Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’den sonra ilk vefat eden, Sevde oldu. Çünkü o çok sadaka verirdi, elinin uzun olması demek çok sadaka vermesi demektir. (Buhârî, Zekat: 12; Müslim, Fedailü’s Sahabe: 17)
بَابٌ: أَيُّ الصَّدَقَةِ أَفْضَلُ
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Bir adam Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e hangi sadaka daha değerlidir?” diye sordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Sıhhatli ve sağlam, zenginliğe karşı hırslı olduğun, çok yaşamayı ümid ettiğin ve fakirleşmeden korktuğun andaki yaptığın sadakadır” buyurdu. (Buhârî, Vesaya: 7; Ebû Davud, Vesaya: 3)
Hakim b. Hizam (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Sadakaların en değerlisi verilen kimseyi ihtiyaçtan kurtarandır veren el alan elden üstündür, harcamaya geçimini sağlamakla yükümlü olduğun kimselerden başla.” (Buhârî, Zekat: 18; Dârimi, Zekat: 23)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Sadakanın en değerlisi verilen kimseyi ihtiyaçtan kurtaran şekilde olanıdır. Harcamaya geçimini sağlamakla yükümlü olduğun kimselerden başla.” (Buhârî, Zekat: 18; Dârimi, Zekat: 23)
Ebu Mes’ud (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Bir kimse karşılığını Allah’tan bekleyerek geçimini sağlamakla mükellef olduğu kimselere harcamada bulunursa bu onun için sadakadır.” (Buhârî, Zekat: 18; Dârimi, Zekat: 23)
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Uzre oğullarından bir adam arkasından yani kölenin haberi olmadan kölesini azâd etmişti. Bu durum Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e ulaşınca Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) adama: “O köleden başka malın var mı?” buyurdu. Adam: “Hayır” deyince, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Bu köleyi benden kim satın alır?” buyurdu. Nuaym b. Abdullah el Adevî sekiz yüz dirheme satın aldı. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bu parayı götürüp adama verdi ve: “Önce kendinden başlayarak bu parayı harca; eğer artar ise çoluk çocuğuna yine artar ise yakınlarına harca yine artar ise sağındaki solundaki yakınlarına harca” buyurdu. (Müslim, Zekat:13; Ebû Davud, Itk: 9)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Eli açık devamlı infak eden bir kimseyle cimrinin durumu şöyledir: “İki adam vardır ki demirden cübbe giymişler boyunlarından göğüslerine doğru sarkmıştır. Eli açık kimse bir sadaka vermek istediği zaman bu cübbe veya zırh genişler parmaklarının üzerini örtünceye kadar ve ayak izlerini silinceye kadar uzar. Cimri kimse sadaka vermek istediği zaman zırh veya cübbe daralır her bir halka bulunduğu yere yapışır. Ebu Hüreyre diyor ki: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle demek istemiştir: O kimse o cübbeyi genişletmeye çalışır fakat genişletemez. Tavus diyor ki: Ebu Hureyre’den işittim eliyle işaret ve genişletmeye çalışır fakat genişletemez diyordu. (Buhârî, Zekat: 29; Müslim, Zekat: 23)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Cimri ile eli açık kimsenin durumu üzerlerinde demirden zırh giymiş kimseler gibidir. Demirden zırh; parmak uçlarından boyunlarına kadar çıkmıştır. Cömert kimse sadaka vermek istediğinde ayak izlerini silecek kadar genişleyip uzar. Cimri kimse bir şeyler vermek istediğinde cübbesi büzülür ve her halkası kendi yerine yapışır ve iki elini parmak uçlarından boynuna kadar sıkıştırır.” Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den işittim şöyle diyordu: “Zırhı genişletmeye çalışır fakat genişletemez.” (Buhârî, Zekat: 30; Müslim, Zekat: 23)
Sehl b. Huneyf (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir gün mescidde Ensar ve Muhacirlerle birlikte otururken Hz Aişe ile görüşmek üzere izin alması için bir adamı gönderdik. Bizler yanına girince şöyle dedi: Bir defasında bana bir dilenci geldi. Yanımda da Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) vardı bir şey verilmesini emrettim ve verilecek şeyi getirttim ve ona baktım. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Evine senin haberin olmadan hiçbir şeyin girip çıkmasını istemiyor musun?” Ben de: “Evet” dedim. Bu sefer şöyle buyurdu: “Ey Aişe dur! Bu kadar hesapçı olma, sayarak verme! Allah’ta sana sayarak verir.” (Ebû Davud, Zekat: 46; Müslim, Zekat: 28)
Esma binti Ebu Bekir (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) kendisine şöyle buyurdu: “ (Sadaka verirken) sayma, hesaplayarak verme! Allah’ta sana hesaplayarak verir.” (Ebû Davud, Zekat: 46; Müslim, Zekat: 28)
Esma binti Ebî Bekir (radıyallahü anha) Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gelerek şöyle dedi: “Ey Allah’ın Peygamberi! Zübeyr’in getirdiğinden başka hiçbir şeyim yok. Onun bu getirdiklerinden sadaka versem bana günah olur mu?” Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “Gücün yettiği kadar ver. Kesenin ağzını bağlama Allah’ta sana kısarak verir.” (Ebû Davud, Zekat: 46; Müslim, Zekat: 28)
Adiy b. Hatim (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Yarım hurmayla bile olsa Cehennem ateşinden korununuz.” (Müslim, Zekat: 20; Ebû Davud, Zekat: 46)
Adiy b. Hatim (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Cehennemden bahsedince ciddi bir tavır takındı ve ondan Allah’a sığındı. -Şu’be diyor ki bu durum üç defa oldu- sonra şöyle buyurdu: “Yarım hurmayla bile olsa Cehennem ateşinden korununuz bunu da bulamaz iseniz güzel söz söyleyiniz.” (Müslim, Zekat: 20; Ebû Davud, Zekat: 46)
بَابُ التَّحْرِيضِ عَلَى الصَّدَقَةِ
Münzir b. Cerir (radıyallahü anh) babasından naklediyor ve şöyle diyor: Günün ortasında Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’la birlikte oturuyorduk. Mudar kabilesinden bir gurup insan elbiseleri yok, ayakları çıplak bir vaziyette kılıçlarını kuşanmış olarak geldiler. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bunların bu ihtiyaçlı hallerini görünce yüzünün rengi değişti. İçeri girdi sonra çıktı Bilal ’e ezan okumasını emretti, kamet getirilip namaz kılındı sonra bir konuşma yaptı ve şöyle buyurdu: “Ey insanlar sizi tek bir candan ondan da eşini yaratan Rabbinin azabından korkun! O Allah ki o (Adem ve Havva’dan) pek çok erkekler ve kadınlar meydana getirdi. Her şeyi kendisinden istediğiniz O, Allah’ın azabından korkun ve akrabalık bağlarını gözetin. Çünkü O Allah, sizin üzerinizde görüp gözeticidir. Allah’ın azabından korunmaya çalışın herkes yarın için ne hazırladığına bir baksın…” insanlar dinarlarından dirhemlerinden, elbiselerinden buğday ve hurmasından bir hurma kadar bile olsa sadaka verdiler. Ensar’dan bir kimse zor taşıdığı bir sepet hurmayla geldi diğer insanlar da bunu takip ederek bir şeyler getirdiler, getirilen yiyecek ve giyeceklerin iki yığın olduğunu gördüm. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) yüzü güldü ve sevinçten altın gibi parlıyordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kim İslâm’da iyi bir yol çığır açarsa, o kişiye hem bu yaptığının sevabı hem de bu yolda sevap işleyenlerin sevabı verilir diğerlerinin sevabından da hiçbir şey eksiltilmez. Her kim de İslâm da kötü örnek olacak bir çığır açarsa, hem bunun günahı hem de o yol üzere amel edenlerin günahı o kimseye yazılır ve diğerlerinin günahından da hiçbir şey eksilmez.” (Müslim, Zekat: 20; Ebû Davud, Zekat: 46)
Harise (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den işittim şöyle diyordu: “Sadaka veriniz öyle bir zaman gelecek ki kişinin sadakasını vermek için götürdüğü kimse dün getirseydin alırdım fakat bugün alamam” diyecektir. (Buhârî, Zekat: 17; Müslim, Zekat: 18)
Ebu Musa (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Hayır işlerinde vasıta olun ki Allah’ta size lutfuyla muamele etsin Allah, peygamberinin diliyle ne güzel hükmetmiş.” (Buhârî, Edeb: 16; Ebû Davud, Edeb: 124)
Muaviye b. Ebu Sufyan (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Bazen bir adam benden bir şeyler ister de ben sizin de o işe vasıta olmanızı istediğim için onu hemen yapıvermem ki siz de sevap kazanasınız.” Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Hayra vasıta olun ki sevap kazanasınız.” (Buhârî, Edeb: 16; Ebû Davud, Edeb: 124)
Câbir (radıyallahü anh) babasından rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Aziz ve Celil olan Allah’ın hoşlandığı kıskançlıklar olduğu gibi kızdığı kibirlilik ve hoşlandığı kibirlikler de vardır. Allah’ın hoşlandığı kıskançlık yerli yerince olan kıskançlıktır. Allah’ın gazaplandığı kıskançlık ise yersiz duyulan kıskançlıktır. Allah’ın hoşlandığı kibir kişinin savaşta ve sadaka verdiği esnadaki kibirdir. Allah’ın hoşlanmayıp kızdığı kibir ise batıl yollar da yapılan kibirdir.” (Ebû Davud, Cihad: 114; Müsned: 21630)
Amr b. Şuayb (radıyallahü anh) babasından ve dedesinden aktararak şöyle diyor: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Yiyiniz, sadaka veriniz, kibir ve israfa kaçmadan da giyininiz.” (İbn Mâce, Libas: 22; Müsned: 6408)
بَابُ أَجْرِ الْخَازِنِ إِذَا تَصَدَّقَ بِإِذْنِ مَوْلَاهُ
Ebu Musa (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Mü’minler birbirleri için bina gibidirler, birbirlerine destek olurlar. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle devam etti. Efendisinin m ali konularda yetki verdiği kimse emrolunduğu şekilde gönül rızası ile verirse iki sadaka verenden birisi gibidir yani sevapta ortaktırlar.” (Buhârî, Zekat: 26; Müslim, Birr ve Sıla: 17)
بَابُ: الْمُسِرِّ بِالصَّدَقَةِ
Ukbe b. Amir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kur’anı açıktan sesli okuyan açıktan sadaka veren gibidir. Kur’anı gizli ve sessiz okuyan da sadakayı gizli veren gibidir.” (Tirmizî, Fedailül Kur’an: 20; Ebû Davud, Salat: 315)
Sâlim b. Abdullah (radıyallahü anh) babasından naklederek şöyle demiştir. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Üç kişi vardır ki Allah kıyamet günü onların yüzüne bakmaz 1- Anne babasına isyan edenler. 2- Erkeklere benzemeye çalışan kadınlar. 3- Eş ve ailesini kıskanmayan erkekler. Üç gurup daha vardır ki onlar da Cennete giremez 1- Ana babaya asi olanlar. 2- Devamlı içki içenler. 3- Verdiğini başa kakanlar. (Müsned: 2539; İbn Mâce, Ticaret: 30)
Ebu Zer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Üç gurup insan vardır ki Allah Kıyamet günü onlarla ne konuşur ne yüzlerine bakar ne de onları temize çıkarır ve onlar için acıklı bir azapta hazırlanmıştır.” Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bu şekildeki ayet olan; Al-i İmran sûresi 77. ayetini okudu: “…Allah kıyamet günü onlarla ne konuşacak ne yüzlerine bakacak ne de onları günahlarından arındıracaktır, onlar için acıklı bir azap vardır.” Bunun üzerine Ebu Zer şöyle dedi. Aldanıp ziyana uğradılar, aldanıp ziyana uğradılar. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle devam etti: “1- Kibirinden dolayı eteğini yerde sürüyenler 2- Yalan yere yemin ederek malını satanlar 3- Verdiğini başa kakanlar.” (İbn Mâce, Ticarat: 30; Müsned: 2539)
Ebu Zer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Üç gurup insan vardır ki kıyamet günü Allah ne onlarla konuşur ne onların yüzüne bakar ne de onları temize çıkarır, Onlar için acıklı bir azap ta vardır. 1- Verdiğini başa kakan kimse, 2- Kibirden dolayı elbisesini yerde sürükleyen kimse, 3- Yalan yere yemin ederek malını çok satmaya çalışanlar.” (İbn Mâce, Ticarat: 30; Müsned: 2539)
بَابُ رَدِّ السَّائِلِ
İbn Büceyd el Ensarî (radıyallahü anh) dedesinden naklederek Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in şöyle buyurduğunu bize bildirmiştir: “Dilenciyi boş çevirmeyin, bir hayvan tırnağı bile olsa mutlaka veriniz.” (Tirmizî, Zekat: 29; Ebû Davud, Zekat: 33)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Allah adına size sığınana yardım edip sığındırın, Allah adını anarak isteyene verin, Allah rızası için düştüğü tehlikeli durumdan yardım isteyene yardım edin. Size iyilik yapanı mükafatlandırın mükafatlandıracak bir şey bulamaz iseniz razı ettiğinize inanıncaya kadar ona dua ediniz.” (Ebû Davud, Edeb: 117; Müsned: 5110)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Durum olarak insanların size en hayırlı olanını haber vereyim mi?” Biz de: “Evet söyle Ey Allah’ın Rasûlü” dedik. Şöyle buyurdu: “Ölünceye veya öldürülünceye kadar Allah yolunda atının yularını bırakmayan kimsedir. Bundan sonrakini söyleyeyim mi?” buyurdu. “Evet Ey Allah’ın Rasûlü! söyle” dedik. Şöyle buyurdu: “Bir dağ başında yalnız kalıp namazını kılıp zekatını veren ve insanların şerlerinden ve şerlilerinden uzak kalan kimsedir. Sonra size insanların en şerlilerinden haber vereyim mi?” buyurdu: Biz de: “Evet söyle ey Allah’ın Rasûlü!” dedik. Şöyle buyurdu: “Allah rızası için isteyen kimseye vermeyen kimsedir.” (Muvatta', Cihad: 1; Dârimi, Cihad: 5)
Ebu Zer (radıyallahü anh) Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in şöyle buyurduğunu naklediyor: “Üç insan vardır ki Allah onları sever yine üç insan vardır ki Allah onlara kızıp buğz eder. Sevdiği kimseler şunlardır. 1- Bir adam ki bir topluma gelir Allah rızası için bir şeyler ister -bu istediği aralarındaki akrabalık bağından dolayı da değildir- onlar bu kimseyle ilgilenip ona bir şey vermezler fakat onlardan biri geri kalarak gizlice o kimseye bir şeyler verir, verdiği meblağı da Allah’tan başka kimse bilmez 2- Bir toplulukla gece yürüyüşüne çıkan ve topluluktaki insanların yorgunluktan başlarını koydukları, uyuyakaldıkları bir anda uyumayıp kalkıp Allah’a yalvarıp yakaran ve Allah’ın ayetlerini okuyan kimsedir. 3- Bir seriyyede bulunup düşmanla karşılaşan tüm arkadaşları hezimete uğradıktan sonra tek başına bile olsa zafer kazanıncaya kadar ileri atılan cesurca savaşa devam eden ve şehid olan veya fetih nasib olan kimsedir. Allah’ın gazablandığı ve kızdığı kimselere gelince bunlar: 1) Zina eden ihtiyar 2) Kibirli fakir 3) Z ali m zengindir.” (Tirmizî, Sıfatül Cennet: 25; Müsned: 20550)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Miskin kimse birkaç hurma birkaç lokma diyerek kapı kapı dolaşan kimse değildir. Miskin ihtiyacı olduğu halde iffetinden dolayı istemeyendir.” İsterseniz Bakara sûresi 273. ayetini okuyunuz: “Onları yüz suyu dökmediklerinden rızık için gezip dolaşmazlar.” (Buhârî, Zekat: 54; Dârimi, Zekat: 2)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh) Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in şöyle buyurduğunu nakleder: “Miskin birkaç hurma birkaç lokma diyerek kapı kapı dolaşarak insanlardan isteyen kimse değildir.” Oradakiler: “Peki öyleyse miskin kimdir?” diye sordular. “İhtiyacını giderecek bir şey bulamayan, maddi durumu bilinmediği için kendisine bir şey verilmeyen, kalkıp istemediği için insanların arayıp sormadığı kimsedir” buyurdu. (Buhârî, Zekat: 54; Dârimi, Zekat: 2)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Miskin birkaç hurma birkaç lokma diyerek dolaşan kimse değildir.” Oradakiler: “Peki öyleyse miskin kimdir?” dediler. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “İhtiyacını giderecek malı olmayan insanların da durumunu bilmedikleri için sadaka vermedikleri kimsedir.” (Buhârî, Zekat: 54; Dârimi, Zekat: 2)
Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e biat edenlerden biri olan Ümmü Büceyd (radıyallahü anha), Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e şöyle demiştir: “Miskin kapıma geliyor ona verecek bir şey bulamıyorum.” Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Yanmış bir hayvan tırnağı bile olsa veriver.” buyurdular. (Tirmizî, Zekat: 29; Ebû Davud, Zekat: 33)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Üç kimse vardır ki kıyamet gününde Allah onlarla konuşmaz: Zina eden ihtiyar, büyüklük taslayan fakir, yalan söyleyen lider.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Allah dört kimseye buğz eder; çok yemin ederek malını satan kibirli fakir, zina eden ihtiyar ve z ali m lider.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Dul kadınların ve miskinlerin yardımına koşan, Allah yolunda cihad eden gibidir.” (İbn Mâce, Ticarat: 1; Müslim, Zühd ve Rekaik: 2)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Kabîsa b. Muharik (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir olayda kefil olmuş ve pek çok borç altına girmiştim. Yardımcı olur diye Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e geldim. O da şöyle buyurdu: “İstemek (dilenmek) üç kimseye helaldir iki kimse arasında kefil olup borç yüklenen kimseye, ki bu borçları elde edinceye kadar ister (dilenir) sonra bırakır…” (Müslim, Zekat: 56; Dârimi, Zekat: 37)
Kabîsa b. Muharik (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir olayda kefil olmuş ve pek çok borcu yüklenmiştim. Bu konuda bir şeyler istemek için Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e geldim; “Kabîsa biraz bekle! Zekat gelirse sana verilmesini emrederim” buyurdu. Sonra konuşmasını şöyle sürdürdü: “Kabîsa dilenmek üç kimseye helaldir. 1- İki kişi arasında kefil olup borç yükü altında kalmış kimseye ödenmesi gereken meblağın tedarik edilmesine kadar dilenmesi, istemesi helaldir. 2- Bir afete uğramış malını mülkünü kaybetmiş kimsenin yaşayabilecek duruma gelinceye kadar dilenmesi ve istemesi helaldir. 3- Yoksul ve fakir olduğuna üç kişinin şahitlik ettiği kimse de geçinebilecek kadar malı toplayıncaya kadar isteyip dilenebilir. Ey Kabîsa bu üç durum dışındaki dilenmek ve istemek haramdır, dilenirse dilenen kimse haram yemiş olur.” (Müslim, Zekat: 56; Dârimi, Zekat: 37)
Ebu Said el Hudrî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) minbere oturdu biz de etrafına oturduk, Dünya ve dünyanın zinetlerinden bahsederek: “Benden sonra dünyalık servet yönünden başınıza gelecek felaketlerden korkuyorum” buyurdu. Bunun üzerine bir adam: “Hayır, şer getirir mi?” diye sordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir süre sustu, oradakiler o adama: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) sana bir şey dememiş iken sen Onunla niçin konuşuyorsun” diye çıkıştılar. Adam sıkıntıdan dolayı kendinden geçmişti. Biraz kendine gelince terini sildi. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Ey soru soran kimse Beni dinliyor musun? Gerçekten hayır şer getirmez. Fakat bahar yağmurlarının bitirdiği nice otlar vardır ki o otların bir kısmı hayvanları öldürür bir kısmı da onları besler. Ancak yeşillik yiyerek hayatlarını sürdürenler bunun dışındadır. Onlar şişip semirinceye kadar yerler, güneşten de istifade eder oynar, zıplar, idrarını yapar tekrar otlarlar. İşte dünya malı olan servet de böyledir yeşil ve tatlı olup aldatıcıdır. Müslüman zengin kendisine verilen bu maldan yetim, fakir ve yolda kalmışa infak ederse, ne iyi kimsedir. O hakkı olmadığı halde her şeyi alan kimse ise yiyip yiyip de doymayan kimse gibidir. O aldıkları şeyler kıyamet günü kendi aleyhinde şahitlikte bulunacaktır.” (Buhârî, Zekat: 48; Müslim, Zekat: 40)
Selman b. Âmir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Muhtaç kimseye sadaka vermekte sadaka sevabı vardır. Akrabaya sadaka vermekte ise; hem sadaka sevabı hem de akrabalık bağlarını kuvvetlendirme sevabı.” (Tirmizî, Zekat: 26; Dârimi, Zekat: 38)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Birinizin sırtında odun toplayarak pazar yerinde satması, bir kimsenin dilenmesinden daha hayırlıdır. Belki de dilendiği kişi ya bir şeyler verecek veya vermeyecek.” (Müslim, Zekat: 35; Tirmizî, Zekat: 38)