İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ağaçlardaki yaş meyveyi kuru hurma karşılığında belli bir ölçü ile de olsa satılmasını yasak etti. Bağdaki yaş üzümü de yine kuru üzüm karşılığında belli bir ölçü ile de olsa satmayı yasak etmiştir. Yine tarladaki ekini de belli bir ölçek karşılığı gıda maddesiyle ve bu tür alışverişlerin hepsini yasak etti. (Dârimi, Büyü’: 23; İbn Mâce, Ticarat: 54)
Sünen-i Nesâî › Kitâb 44 · Mâlî MuâmelelerKonum
- 1Tahâret324
- 2Sular23
- 3Hayız ve İstihâze49
- 4Gusül ve Teyemmüm53
- 5Namaz46
- 6Namaz Vakitleri132
- 7Ezan62
- 8Mescidler54
- 9Kıble35
- 10İmâmet99
- 11Namaza Başlama153
- 12Tatbîk (Ellerin Dizler Arasına Konulması)150
- 13Namazda Sehiv188
- 14Cuma Namazı66
- 15Yolculukta Namazı Kısaltma26
- 16Tutulma Namazı45
- 17Yağmur Duası (İstiskâ)25
- 18Korku Namazı27
- 19İki Bayram Namazı42
- 20Gece Namazı ve Gündüz Nâfileleri220
- 21Cenâzeler272
- 22Oruç345
- 23Zekât184
- 24Hac467
- 25Cihâd111
- 26Nikâh193
- 27Talâk174
- 28Atlar, Yarışlar ve Atıcılık33
- 29Vakıflar17
- 30Vasiyyetler61
- 31Hediyeler16
- 32Bağışlar18
- 33Rukbâ14
- 34Umre42
- 35Ziraat178
- 36Kadınlara İyi Muâmele27
- 37Kan Dökmenin Haramlığı167
- 38Fey' Malının Dağıtımı16
- 39Bîat63
- 40Akîka10
- 41Fera' ve Atîre41
- 42Av ve Kesim98
- 43Kurbanlar (Dahâyâ)88
- 44Mâlî Muâmeleler257
- 45Kasâme, Kısas ve Diyet164
- 46Hırsızın Elinin Kesilmesi115
- 47Îmân ve Alâmetleri55
- 48Süs ve Zînet339
- 49Kadıların Âdâbı49
- 50Allah'a Sığınma112
- 51İçecekler220
(44) Kitâb: Mâlî Muâmeleler
بَابُ: بَيْعِ الْعَرَايَا بِخَرْصِهَا تَمْرًا
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Muhabere, Muzâbene, Muhakale ve yenecek hale gelmemiş ham meyveyi satmayı yasak etti, bu ürünleri para karşılığı alınıp satılmasını emretti.” (4447 nolu hadisin açıklamasına bakınız.) (Dârimi, Büyü’: 23; İbn Mâce, Ticarat: 54)
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) hurma yenilecek hale gelmeden, ekinler sararıp biçilecek hale gelmeden ve afete uğrama tehlikesini atlatmadan alınıp satılmasını yasakladı.” (İbn Mâce, Ticarat: 32; Dârimi, Büyü’: 41)
Ebu S ali h (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in ashabından bir adam şöyle anlatıyor: “Ey Allah'ın Rasûlü! Kötü hurmamızı iyisiyle değiştirirken verdiğimiz kadar bile alamıyoruz, fazlalaştırarak alıp verelim mi?” diye sordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “Kötü hurmayı para ile sat iyisini de yine para ile al” buyurdular. (Dârimi, Büyü’: 41; Müslim, Müsakat: 18)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Hayber bölgesinin zekat ve haracını toplamak üzere bir adam görevlendirmişti. O da oradan hep iyi cins hurma getirince Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Hayber’in tüm hurmaları böyle midir?” diye sordu. Adam: “Hayır Ey Allah'ın Rasûlü! Allah’a yemin olsun ki topladığımız kötü hurmadan iki ölçek verip bundan bir ölçek alıyoruz veya üç ölçek vererek bundan iki ölçek hurma alıyoruz” deyince Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) “Böyle yapma! Topladığın kötü hurmaları para ile sat sonra iyi hurmaları para ile al” buyurdular. (Dârimi, Büyü’: 41; Müslim, Müsakat: 18)
Ebu Said el Hudrî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e iyi cins sulak yer hurması getirdiler. Halbuki Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in hurmalığı kurak (Kıraç) bölgede olup sulanmıyordu. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) “Bu hurma nereden geldi?” dedi. Getirenler de bu hurmanın bir ölçeğini iki ölçek sizin hurmanızla değiştirdik. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Böyle yapma! Bu caiz değildir. Hurmanı para ile sat diğer iyi hurmayı da yine para ile al” buyurdular. (Dârimi, Büyü’: 41; Müslim, Müsakat: 18)
Ebu Said el Hudrî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) zamanında hurmamızın cinsi iyi değildi. Ondan iki ölçek verip iyisinden bir ölçek alıyorduk. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) bunu duyunca şöyle buyurdu: “İki ölçek hurmayla bir ölçek hurmayı, iki ölçek buğdayı bir ölçek buğdayla ve bir dirhemi iki dirhemle değişmek caiz olmaz.” (Dârimi, Büyü’: 41; Müslim, Müsakat: 18)
Ebu Said (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: kötü hurmadan iki ölçek vererek bir ölçek iyi hurma alıyorduk. Bunu duyan Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “İki ölçek hurmayı bir ölçek hurmayla ve iki ölçek kötü buğdayı bir ölçek iyi buğdayla ve iki dirhemi bir dirhemle değişmek caiz olmaz.” (Dârimi, Büyü’: 41; Müslim, Müsakat: 18)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ömer b. Hattab (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Gümüşle altını veresiye değişmek faizdir ancak cinsi cinsine göre ve peşin olursa o başka. Hurmayı hurmayla veresiye değişmek faizdir ancak cinsi cinsine ve peşin olursa o başka. Buğdayı buğdayla veresiye değişmek faizdir ancak cinsi cinsine ve peşin olursa o başka. Arpayı arpayla veresiye değişmek faizdir ancak cinsi cinsine ve peşin olursa o başka.” (Müslim, Müsakat: 18; Dârimi, Büyü’: 42)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Hurma aynı cins hurma ile değişilebilir. Buğdayla aynı cins buğday değişilebilir. Arpayla aynı cins arpa birbiriyle değişilebilir. Tuz ile tuz aynı cins olarak peşin değişilebilir. Fazla alan ve verenler faiz alıp verirler. Ancak cinsleri ayrı olan ürünler ve şeyler bu kaidenin dışındadır. (Müslim, Müsakat: 18; Dârimi, Büyü’: 42)
Müslim b. Yesar ve Abdullah b. Atîk (radıyallahü anhümâ) şöyle dediler: Muaviye’ye komşu olan Ubâde b. Samit bize şöyle anlattı. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bizi şu tür alışverişten yasakladı: “Altını altınla veresiye satmayı, gümüşü gümüşle veresiye satmayı, buğdayı buğdayla veresiye satmayı, arpayı arpayla veresiye satmayı, hurmayı hurmayla veresiye satmayı.” (Ravilerden biri) “Tuzu tuzla veresiye satmayı” (ilave etti) bunlar veresiye ve farklı ölçülerde satılamaz ancak peşin olarak ve ölçeği ölçeğine uygun olarak altını gümüşle, gümüşü altınla, buğdayı arpayla arpayı buğdayla dilediğimiz şekilde satmamıza izin verdi.” (Ravilerden biri şu ilaveyi yaptı) “Kim fazla isterse faize bulaşmış olur.” (Müslim, Müsakat: 18; Dârimi, Büyü’: 42)
Abdullah b. Ubeyd (İbn Hürmüz) ve Müslim b. Yesar (radıyallahü anhümâ)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Muaviye ye komşu olan Ubâde b. Samit bize şunları söyledi: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bize: “Altını altınla, gümüşü gümüşle, hurmayı hurmayla, buğdayı buğdayla, arpayı arpayla (ravilerden biri) tuzu tuzla (ilavesini yapmıştır.) birbirinden eksik ve fazla olarak alıp satmamızı yasak etti ancak ölçüsü ölçüsüne uygun olursa o başka. (Ravilerden biri şu ilaveyi yaptı) F azla alıp veren faiz alıp vermiş olur buyurdu ve gümüşle altını, altınla gümüşü peşin olarak istediğimiz farkla bozdurabileceğimizi, arpayı buğdayla buğdayı arpayla peşin olarak istediğimiz farkla alıp satabileceğimizi bize bildirdi.” (Müslim, Müsakat: 18; Dârimi, Büyü’: 42)
Müslim b. Yesar ve Abdullah b. Ubeyd (radıyallahü anhümâ) şöyle dediler: Ubâde b. Samit ve Muaviye birbirine komşu idiler. Ubâde dedi ki: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Altını altınla, gümüşü gümüşle, buğdayı buğdayla, arpayı arpayla, hurmayı hurmayla (ravilerden biri) tuzu tuzla (ilavesini yaptı) birbirinden eksik ve fazla olarak alıp satmamızı yasakladı ancak ölçüsü ölçüsüne uygun olursa o başkadır” buyurdu. (Ravilerden biri şu ilaveyi yaptı) “Kim fazla ister ve fazlalaştırırsa o faiz almış olur.” Ama, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bize altını gümüşle, gümüşü altınla, buğdayı arpayla, arpayı buğdayla peşin olarak dilediğimiz şekilde satmamıza izin verdi. Bu hadis Muaviye’ye ulaşınca kalktı ve şöyle konuştu: “Bu adamlara ne oluyor? Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den hadisler rivâyet ediyorlar. Biz de Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte olduk bu hadisleri duymadık. Muaviye’nin bu sözü Ubâde b. Samit’e ulaşınca kalktı ve yukarıdaki hadisi aynen tekrarladı ve: “Muaviye istemese de Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den işittiğimiz hadisleri mutlaka aktaracağız” dedi. (Müslim, Müsakat: 18; Dârimi, Büyü’: 42)
Ubâde b. Samit (radıyallahü anh) ki Bedir savaşına katılmış, Allah’ın dini yolunda kınayanın kınamasından korkmayacağına söz vererek Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e biat eden bir kimsedir. Bir gün kalkarak insanlara şöyle hitap etmiştir: “Ey İnsanlar! ne olduğunu bilmediğim bir sürü alışveriş çeşitleri ortaya çıkardınız. İyi bilin ki sikke veya külçe altın aynı ayar ve aynı miktarda altınla bozdurulur. Gümüş’te aynı şekilde sikke veya külçe olarak aynı ayar ve aynı miktarda gümüşle bozdurulur. Peşin olmak şartıyla altınla gümüşü farklı olarak bozdurmak (alıp satmak) caizdir. Vadeli olursa yani veresiye olursa caiz değildir. Dikkat edin! Buğdayı buğdayla, arpayı arpayla aynı ölçeklerde peşin olarak değişebilirsiniz. Veresiye olmamak şartıyla daha çok arpayla daha az buğdayı değiştirebilirsiniz. Veresiye olursa bu caiz değildir. Dikkat edin! Hurma da aynı ölçek hurma ile peşin olarak değiştirilebilir. Tuz da aynı ölçekle değiştirilebilir. Kim fazla ister ve fazla verirse faiz muamelesi yapmış olur.” (Dârimi, Büyü’: 41; Tirmizî, Büyü’: 24)
Ubâde b. Samit (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Altın altınla sikke veya külçe aynı miktarla peşin bozdurulur. Gümüş gümüşle sikke veya külçe aynı miktarla peşin bozdurulur. Tuz tuzla, hurma hurmayla, buğday buğdayla, arpa arpayla misli misline alınıp satılabilir. Fazla alan veya veren faiz muamelesi yapmış olur.” (Dârimi, Büyü’: 41; Tirmizî, Büyü’: 24)
Süleyman b. Ali (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Ebu’l Mütevekkil pazarda yanımıza uğradı, insanlar ona saygı göstererek ayağa kalktılar. Bende onlardan biri idim. “Sana para bozdurmanın hükmünü soruyoruz” dedik. O da şöyle dedi: Ebu Said el Hudrî’den işittim şöyle diyordu: “Seninle Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) arasında sadece Ebu Said el Hudrî vardır şöyle demişti. Benimle Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) arasında başka kimse yoktur (Yani direkt olarak ondan işittim demek istiyor) ve şöyle diyor: “Altın altınla, gümüş gümüşle (ravi Süleyman Verik yerine fızza demiştir.) buğday buğdayla, arpa arpayla, hurma hurmayla, tuz tuzla misli misline değiştirilir fazla isteyen ve fazla veren faiz muamelesi yapmış olur. Alan ve veren aynı durumda olup günahta eşittirler.” (Dârimi, Büyü’: 41; Tirmizî, Büyü’: 24)
Ubâde b. Sâmit (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den işittim şöyle diyordu: “Altın aynı ağırlıkta altınla bozdurulur.” (Ravi Yakup ağırlıkta sözünü söylememiştir.) Muaviye bu sözü duyunca: “Ubâde’nin sözüne bakılmaz” dedi. Bunun üzerine Ubâde şöyle söyledi: “Vallahi Muaviye’nin olduğu yerde kalmam önemli değil, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in bu hadisi söylediğini işittiğime şahitlik ederim.” (Tirmizî, Büyü’: 24; Dârimi, Büyü’: 42)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Dinar (altın para) Dinar ile (altın para) bozdurulur. Dirhem de (yani gümüş para) dirhemle (gümüş parayla) bozdurulur fazla alınıp verilmez.” (Müslim, Müsakat: 16; Muvatta', Büyü’: 16)
Mücahid (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Ömer şöyle demiştir: “Dinar, dinarla; dirhem de dirhemle bozdurulur fazla alınıp verilmez. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in bize emri böyledir.” (Müsned: 297)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Altın aynı miktar altınla; gümüşte aynı miktar gümüşle bozdurulur, kim fazla alır ve fazla verirse faiz muamelesi yapmış olur.” (Müslim, Müsakat: 16; Muvatta', Büyü’: 16)
Ebu Said el Hudrî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Altını aynı miktar altın ile bozdurun birini birine tercih ederek fazla alıp vermeyin. Gümüşü de aynı miktar gümüş ile bozdurun karşılıksız olarak fazla alıp vermeyin.” (Tirmizî, Büyü’: 24; Müslim, Müsakat: 16)
Ebu Said el Hudrî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den kulaklarım işitti ve gözlerim gördü şöyle demişti: “Altını aynı miktar altınla gümüşü de aynı miktar gümüşle bozdurun, birini diğerine tercih ederek fazla alıp vermeyin.” (Tirmizî, Büyü’: 24; Müslim, Müsakat: 16)
Ata b. Yesar (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, Muaviye bir altın veya gümüş sürahiyi ağırlığından fazla altın ve gümüşle satmıştı, bunu gören Ebu’d Derda şöyle dedi: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den işittim: “Altın ve gümüşü aynı miktar ile bozdurun” buyurmuştu. (Muvatta', Büyü’: 16; Müsned: 1147)
Fedale b. Ubeyd (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Hayber savaşı günü altın ve boncuktan yapılmış bir kolyeyi on iki dinara satın almıştım. Altınını ayırdım on iki dinardan fazla geldi. Bu durumu Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e anlatınca: “Altın boncuklarından ayrılmadıkça satılamaz” buyurdu. (Müslim, Müsakat: 17; Tirmizî, Büyü’: 32)
Fedale b. Ubeyd (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Hayber savaşında altın ve boncuktan yapılmış bir kolye elde etmiştim. Onu satmak istedim. Durum Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e hatırlatılınca: “Altını boncuklardan ayır ve öyle sat” buyurdu. (Müslim, Müsakat: 17; Tirmizî, Büyü’: 32)
Ebu’l Minhal (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ortağım veresiye gümüş satmış gelip bana haber verince bu yaptığın caiz değildir dedim. O da şöyle dedi: Vallahi onu pazarda herkesin gözü önünde sattım kimse beni ayıplamadı. Bunun üzerine Bera b. Azib’in yanına gidip durumu sordum. O da şöyle dedi: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), Medine’ye geldiğinde biz böyle alım satım yapıyorduk. Bunu gören Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): “Peşin satmanız caizdir veresiye olursa faiz olur” buyurdu. Sonra Bera, bana: “Git Zeyd b. Erkam’a da bu meseleyi sor” dedi. Ben de ona geldim ve sordum o da aynı şeyi söyledi. (Tirmizî, Büyü’: 24; Müslim, Müsakat: 16)
Amr b. Dinar ve Âmir b. Mus’ab (radıyallahü anhümâ) Ebul Minhal’dan işitmişler şöyle diyorlardı. Bera b. Âzib ve Zeyd b. Erkam’a sorduk şöyle cevap verdiler: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) zamanında ticaretle uğraşıyorduk ona altın ve gümüş bozdurmanın durumunu sorduk: “Peşin olursa caizdir veresiye olursa caiz değildir” buyurdu. (Tirmizî, Büyü’: 24; Müslim, Müsakat: 16)
Habîb (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Ebu’l Minhal’den işittim şöyle diyordu: Bera b. Âzib’e para bozdurmanın hükmünü sordum şöyle dedi: Zeyd b. Erkam’a sor o benden daha hayırlı ve daha bilgilidir. Zeyd’e sorduğumda o da: Bera’ya sor o benden daha hayırlı ve bilgilidir dedi. Sonuçta ikisi de birlikte: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) altın ve gümüşü veresiye bozdurmayı yasak etti” dediler. (Tirmizî, Büyü’: 24; Müslim, Müsakat: 16)
Abdurrahman b. Ebî Bekre (radıyallahü anh) babasından naklederek şöyle diyor: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) altını altınla, gümüşü gümüşle misli misline değiştirebileceğimizi fakat altını gümüşle, gümüşü altınla istediğimiz farkla değiştirebileceğimizi bize emredip bildirdi. (Tirmizî, Büyü’: 24; Müslim, Müsakat: 16)
Abdurrahman b. Ebî Bekre (radıyallahü anh) babasından naklederek şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Altını altınla, gümüşü gümüşle aynı miktarda misli misline değiştirmemizi emretti. Altını gümüşle, gümüşü altınla istediğimiz farkla değiştirebileceğimizi” söyledi. (Tirmizî, Büyü’: 24; Müslim, Müsakat: 16)
Usâme b. Zeyd (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) “Faiz ancak veresiye işlerde olur” buyurdular. (İbn Mâce, Ticarat: 49; Buhârî, Büyü’: 79)
Ebu Said el Hudrî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: İbn Abbas’a (Faiz ancak veresiye isterse olur) sözünü Allah’ın Kitab’ında mı gördün yoksa Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den mi işittin? diye sordum. O da: “Ne Allah’ın Kitab’ında ne de Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den işittim fakat bana Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den Üsâme b. Zeyd haber verdi ve şöyle buyurdu: “Faiz ancak veresiye işlerde olur.” (Buhârî, Büyü’: 79; İbn Mâce, Ticarat: 49)
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Bâki denilen yerde deve satıyordum, Dinar (altın) ile pazarlık yapıyor dirhem (gümüş) ile paramı alıyordum. Hafsa’nın evinde olan Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e giderek: Ey Allah'ın Rasûlü! Sana bir şey sormak istiyorum dedim ve Baki de deve alıp satıyorum. Dinarla pazarlık ediyor. Dirhemle paramı alıyorum dedim. O da cevaben buyurdu ki: “O günün değeri üzerinden ve birbirinizden ayrılmadan ve aranızda bir şey olmaksızın alırsan bir sakınca yoktur.” (İbn Mâce, Ticarat: 51; Ebû Davud, Büyü’: 14)
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Gümüş ile altını, altın ile gümüşü değiştiriyordum. Gelip Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e durumu sordum: “Veresiye bırakmaksızın seninle müşteri arasında bir sıkıntı olmadığı sürece alıp verebilirsin” buyurdu. (Müslim, Müsakat: 16; Tirmizî, Büyü’: 24)
Said b. Cübeyr (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Said, altın yerine gümüş, gümüş yerine altın almayı hoş karşılamazdı. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Musa ebî Şihab (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Said b. Cübeyr veresiye de olsa gümüş yerine altın almakta bir sakınca görmezdi. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’e geldim ve müsaade ederseniz size bir şey soracağım dedim. Ben Baki’de altın karşılığı deve satıyorum ve bedelini gümüş olarak alıyorum ne dersiniz? O da: “Peşin olmak şartıyla sattığın günkü altın değerinden ve aranızda bir sıkıntı olmazsa bir sakınca yoktur” buyurdular. (Ebû Davud, Büyü’: 14; İbn Mâce, Ticarat: 51)
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Medine’ye geldiğinde (benden satın aldığı malın bedelini ödemek için) tartıcıyı çağırdı ve bana vereceği parayı fazlasıyla verdi. (Ebû Davud, Büyü’: 12; Dârimi, Büyü’: 46)
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bana olan borcunu ödedi ve fazlasıyla verdi. (Ebû Davud, Büyü’: 12; Dârimi, Büyü’: 46)
Süveyd b. Kays (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir. Ben ve Mahrefet’ül Abdi, Hecer’den satmak için kumaş ve elbise getirdik. Biz Mina’da bunları satarken Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) yanımıza geldi yanımızda satılan mallar karşılığında aldığımız altın ve gümüşleri tartan tartıcılar vardı. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bizden bir şalvar satın aldı, ödeyeceği parayı tartan kişiye de “Ağırca tart” buyurdu. (Ebû Davud, Büyü’: 7; Dârimi, Büyü’: 46)
Ebu Safvan (radıyallahü anh) anlatıyor: Hicretten önce Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e bir şalvar satmıştım parasını öderken fazlaca verdi. (Ebû Davud, Büyü’: 7; Dârimi, Büyü’: 46)
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Ölçekte esas Medinelilerin ölçeğidir, tartıda esas olan da Mekkelilerin tartısıdır.” (Ebû Davud, Büyü’: 8; Dârimi, Büyü’: 46)
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Yiyecek bir mal satın alan kimse onu ölçüp teslim almadan satmasın.” (Ebû Davud, Büyü’: 70; İbn Mâce, Ticarat: 20)
Abdullah b. Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Gıda maddesi alan bir kimse onu teslim almadan satmasın.” (Ebû Davud, Büyü’: 70; İbn Mâce, Ticarat: 20)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Gıda maddesi alan bir kimse onu ölçüp teslim almadan satmasın.” (Ebû Davud, Büyü’: 70; İbn Mâce, Ticarat: 20)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.