Amr b. Şuayb (radıyallahü anh) babasından ve dedesinden rivâyetle şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Zimmîlerin (Müslümanların idaresinde yaşayan Müslüman olmayan kimselerin) diyeti Müslümanların diyetinin yarısıdır. O, zimmîler de: Yahudi ve Hıristiyanlardır.” (İbn Mâce, Diyet: 13; Ebû Davud, Diyat: 23)
Sünen-i Nesâî › Kitâb 45 · Kasâme, Kısas ve DiyetKonum
- 1Tahâret324
- 2Sular23
- 3Hayız ve İstihâze49
- 4Gusül ve Teyemmüm53
- 5Namaz46
- 6Namaz Vakitleri132
- 7Ezan62
- 8Mescidler54
- 9Kıble35
- 10İmâmet99
- 11Namaza Başlama153
- 12Tatbîk (Ellerin Dizler Arasına Konulması)150
- 13Namazda Sehiv188
- 14Cuma Namazı66
- 15Yolculukta Namazı Kısaltma26
- 16Tutulma Namazı45
- 17Yağmur Duası (İstiskâ)25
- 18Korku Namazı27
- 19İki Bayram Namazı42
- 20Gece Namazı ve Gündüz Nâfileleri220
- 21Cenâzeler272
- 22Oruç345
- 23Zekât184
- 24Hac467
- 25Cihâd111
- 26Nikâh193
- 27Talâk174
- 28Atlar, Yarışlar ve Atıcılık33
- 29Vakıflar17
- 30Vasiyyetler61
- 31Hediyeler16
- 32Bağışlar18
- 33Rukbâ14
- 34Umre42
- 35Ziraat178
- 36Kadınlara İyi Muâmele27
- 37Kan Dökmenin Haramlığı167
- 38Fey' Malının Dağıtımı16
- 39Bîat63
- 40Akîka10
- 41Fera' ve Atîre41
- 42Av ve Kesim98
- 43Kurbanlar (Dahâyâ)88
- 44Mâlî Muâmeleler257
- 45Kasâme, Kısas ve Diyet164
- 46Hırsızın Elinin Kesilmesi115
- 47Îmân ve Alâmetleri55
- 48Süs ve Zînet339
- 49Kadıların Âdâbı49
- 50Allah'a Sığınma112
- 51İçecekler220
(45) Kitâb: Kasâme, Kısas ve Diyet
بَابٌ: مَنْ قُتِلَ بِحَجَرٍ أَوْ سَوْطٍ
Abdullah b. Amr (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kafirin diyeti Müslüman’ın diyetinin yarısıdır.” (İbn Mâce, Diyet: 13; Ebû Davud, Diyat: 23)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Mükâteb kölenin diyetinde ödediği kadar ki bedelinde hür kimsenin diyeti gibi diyet ödemesine hükmetti.” (Ebû Davud, Diyat: 23; Tirmizî, Büyü’: 35)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), Mükâteb kölenin diyeti hakkında ödediği kadarki bedelinde hür kimsenin diyeti gibi diyet ödemesine hükmetti. (Ebû Davud, Diyat: 23; Tirmizî, Büyü’: 35)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Mükâteb kölenin diyeti hakkında ödediği kadarki bedelinde hür kimsenin diyeti gibi kalan kısmında da köle diyeti gibi diyet ödenmesini emretti. (Ebû Davud, Diyat: 23; Tirmizî, Büyü’: 35)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Mükâteb köle bedelinden ödediği kadar hürdür ve kendisine o nispette had uygulanır ve o nispette de mirasa iştirak eder.” (Ebû Davud, Diyat: 23; Tirmizî, Büyü’: 35)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) zamanında mükâteb bir köle öldürmüştü. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Mükâtebe bedelinden ödediği kısımda hür diyeti gibi diğer kısmında ise köle diyeti gibi ödenmesine emir buyurdu. (Ebû Davud, Diyat: 23; Tirmizî, Büyü’: 35)
بَابُ دِيَةِ جَنِينِ الْمَرْأَةِ
Abdullah b. Büreyde (radıyallahü anh) babasından naklederek şöyle demiştir: “Bir kadın bir kadına taş atarak karnındaki çocuğunu düşürdü. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) düşen cenine diyet olarak elli koyun verilmesini emretti. O günden sonra taş atmayı yasakladı.” (Ebû Davud, Diyat: 22; Tirmizî, Nikah: 36)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Abdullah b. Muğaffel (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, bizzat kendisi taş atan birini görünce ona: “Atma! Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) taş atmayı yasakladı veya taş atmaktan hoşlanmazdı” dedi. (Ebû Davud, Diyat: 21; İbn Mâce, Sayd: 11)
Hamel b. M ali k (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ceninde diyet olarak bir gurre verilmesini hükmetti. Tavus diyor ki At, gurre sayılır. (Ebû Davud, Diyat: 21; İbn Mâce, Sayd: 11)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Lihyan oğullarından bir kadının ölü düşen çocuğuna diyet olarak bir gurre köle ve cariye verilmesine hükmetti sonra kendisine gurre verilmesini hükmedilen kadın ölünce, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) onun mirasını kocasının ve oğullarının almasını diyeti de asabesinin vermesini emretti. (Ebû Davud, Diyat: 21; İbn Mâce, Sayd: 11)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Hüzeyl kabilesinden iki kadın Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) zamanında kavga edip biri diğerine taş atarak diğerinin karnındaki çocuğunu düşürmüştü. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) onun hakkında bir köle ve cariye verilmesine hükmetti. (İbn Mâce, Sayd: 11; Ebû Davud, Diyat: 20)
Said b. Müseyyeb (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) anasının karnında ölen cenin için bir köle ve cariye verilmesini emretti. Cezayı vermeyi gereken kimse nasıl olur da yemeyen, içmeyen, konuşmayan, ağlamayan -veya benzeri sözler söyleyerek- lafı uzattı. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Bu sözler kahin sözlerindendir” buyurdu. (Ebû Davud, Diyat: 21; İbn Mâce, Diyet: 11)
Muğire b. Şube (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, bir kadın hamile olan kumasına bir çadır kazığı ile vurarak öldürmüştü, ölen o kadın da hamile idi. Hüküm vermesi için Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e durum getirilince, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) kadının asabesinin diyet ödemesini cenin için de bir gurre verilmesini emretmişti. Ölen kadının asabesi durumunda olan biri şöyle demiştir. Yemeyen, içmeyen, bağırıp ağlamayan bir cenine diyet mi vereceğim? Buna benzer sözlerle sözü uzattı. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Bu sözler bedevilerin kafiyeli sözleri gibidir” buyurdu. (Ebû Davud, Diyat: 21; İbn Mâce, Diyet: 11)
Muğire b. Şube (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir kadın hamile olan kumasını çadırın kazığı ile vurup öldürüyor. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) öldüren kadının asabesinin diyet ödemesini ve karnındaki ölen cenine de bir köle ve cariye verilmesini emretmişti. Katil kadının asabesi durumunda olan bir adam: “Yemeyen, içmeyen, ses çıkarmayan” -veya buna benzer sözler- söyleyerek lafı uzattı. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de bunun üzerine şöyle buyurdu: “Bu sözler bedevilerin kafiyeli sözlerine benziyor ve cenine diyet verilmesini emretti.” (Ebû Davud, Diyat: 21; İbn Mâce, Diyet: 11)
Muğire b. Şube (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, iki kumadan biri diğerini çadırın kazığı ile öldürmüştü. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de katilin asabesine diyet vermelerini emretti. karnındaki cenin için ise bir gurre verilmesini emretti. Bunun üzerine o bedevi: “Yemeyen, içmeyen, ses çıkarıp ağlamayan bir çocuk için diyet mi ödeyeceğim” diyerek sözü uzattı. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bu sözlere: “Cahiliyye dönemi sözleri gibi vezinli, kafiyeli sözlerdir bunlar diyerek karnındaki çocuk için bir gurre verilmesine hükmetti.” (Ebû Davud, Diyat: 21; İbn Mâce, Diyet: 11)
Muğire b. Şube (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Lihyan oğullarından bir kadın kumasına çadır kazığıyla vurarak öldürmüştü, ölen kadının karnında çocuğu da vardı. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Katilin asabesine diyet verilmesini, karnındaki çocuğa da gurre verilmesine hükmetti.” (Ebû Davud, Diyat: 21; İbn Mâce, Diyet: 11)
Muğire b. Şube (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Hüzeyl kabilesinden iki kadın bir erkeğin nikahı altındaydı, biri diğerine çadırın kazığıyla vurarak diğerinin çocuğunu düşürmüştü. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in huzuruna gelerek davalarının görülmesini istediler. (Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de gerekeni söyledi.) Bunun üzerine onlar: “Ses çıkarmayan, bağırmayan, yemeyen, içmeyen bir çocuk için nasıl fidye ödeyebiliriz” dediler. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Bu sözler bedevilerin kafiyeli sözlerine benziyor” buyurdu ve kadının akılesi üzerine gurre ile hükmetmiştir. (Ebû Davud, Diyat: 21; İbn Mâce, Diyet: 11)
Muğire b. Şube (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Hüzeyl kabilesinden bir adamın iki karısı vardı biri diğerine çadırın kazığı ile vurdu ve karnındaki çocuğunu düşürdü. Denildi ki: “Yemeyen, içmeyen, bağırıp ses çıkarmayan bir çocuk hakkında ne dersin?” Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Bedevilerin kafiyeli sözleri gibi sözlerdir.” O konuda Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir köle ve cariyenin verilmesini kadının akilesine emretti. (Ebû Davud, Diyat: 21; İbn Mâce, Diyet: 11)
İbrahim (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, bir kadın bir taşla hamile olan kumasına vurarak öldürmüştü. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) karnındaki cenine gurre verilmesini emretti. Diyetinin de asabesine ödettirilmesini emretti. Onlar da yemeyen, içmeyen, ses çıkarmayan bir çocuk için gurre mi vereceğiz diyerek lafı uzattı. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): “Bu sözler bedevilerin vezinli, kafiyeli sözlerine benziyor; ne dedimse hüküm dediğim gibidir” buyurdular. (Ebû Davud, Diyat: 21; İbn Mâce, Diyet: 11)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Amr b. Şuayb (radıyallahü anh) babasından ve dedesinden rivâyetle şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Tıbbî bilgisi olmayan bir kimse doktorluk yapmaya kalkarsa ve bir kimseye zarar verirse, tazmin etmek mecburiyetindedir.” (İbn Mâce, Tıb: 16; Ebû Davud, Diyat: 25)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ebu Rimse (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Babamla birlikte Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanına gitmiştim, beni kastederek: “Yanındaki kim?” dedi. Babam da: “Oğlumdur, oğlum olduğuna şahitlik ederim” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Ne oğlun senin işlediğin cinayetle cezalanır ne de sen onun işlediği cinayetten sorumlu tutulursun” buyurdu. (İbn Mâce, Diyet: 26; Ebû Davud, Diyat: 2)
Sa’lebe b. Zehdem el Yerbûî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Ensardan bir guruba hitap ediyordu. Oradakilerden bir kaçı: “Ey Allah'ın Rasûlü! Bunlar Sa’lebe b. Yerbu oğulları, cahiliyye döneminde falan kimseyi öldürdüler” deyince, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) sesini yükselterek: “Dikkat edin! Hiçbir kimse başkasının cinayetiyle suçlanıp cezalanmaz” buyurdular. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Sa’lebe b. Zehdem (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Beni Sa’lebe’den bir gurup Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanına geldiler. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) konuşuyordu. O arada bir adam: “Ey Allah'ın Rasûlü! Bunlar beni Sa’lebe b. Yerbu’dandırlar (cahiliye döneminde) Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in ashabından falan kimseyi öldürdüler” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Hiçbir kimse bir başkasının cinayetiyle suçlanıp cezalandırılmaz” buyurdu. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Sa’lebe b. Yerbu oğullarından bir adam (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, Beni Sa’lebe’den bir gurup insan Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’e geldi. O esnada bir adam: “Ey Allah'ın Rasûlü! Bu kabileden bir gurup insan Senin ashabından falan kimseyi öldürdüler” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Bir kimse bir başkasının cinayetinden sorumlu tutulamaz” buyurdu. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Esved b. Hilal (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Beni Sa’lebe b. Yerbu’dan bir gurup insan Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gelerek: “Sa’lebe oğullarından bazı kimseler Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in ashabından bir kimseyi öldürmüştü” dediler. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Hiçbir kimse hiçbir kimsenin cinayetinden dolayı sorumlu tutulup cezalandırılamaz” buyurdu. Şube diyor ki: Kimse kimsenin günah yükünü çekemez, Allah en iyisini bilendir. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Sa’lebe b. Yerbu oğullarından bir adam (radıyallahü anh)’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’e geldim konuşuyorduk. Bir adam: “Ey Allah'ın Rasûlü! Bu Sa’lebe oğulları bir kişiyi öldürmüşlerdi” deyince, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Hiç kimse başkasının cinayetiyle cezalandırılmaz” buyurdu. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Yerbu oğullarından bir adamdan (radıyallahü anh) rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanına geldik, O insanlara konuşuyordu. İnsanlar arasından birileri kalktı ve: “Ey Allah'ın Rasûlü! Bu falan oğulları filan kimseyi öldürmüşlerdi” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Bir kimse bir başkasının cinayetinden sorumlu tutulamaz.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Amr b. Şuayb (radıyallahü anh) babasından ve dedesinden naklederek şöyle diyor: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Şaşı gözü patlatan kimseye diyetin üçte birinin verilmesine, çolak eli kesenin de yine üçte bir diyet vermesine, çürümüş dişlerin kırılmasına veya yerinden düşmesine sebeb olan kimsenin de yine üçte bir diyet vermesine hükmetti.” (Ebû Davud, Diyat: 20)
Amr b. Şuayb (radıyallahü anh) babasından ve dedesinden naklederek şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Dişler için beş deve diyet verilir” buyurdu. (Dârimi, Diyet: 15; Müsned: 2268)
Amr b. Şuayb (radıyallahü anh) babasından ve dedesinden rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Dişler eşittir; her bir diş için beş deve diyet vardır.” (Dârimi, Diyet: 15; Müsned: 2268)
بَابُ عَقْلِ الْأَصَابِعِ
Ebu Musa (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Her bir parmak için on deve diyet vardır” buyurdu. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Ebu Musa el Eşarî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Her parmak eşittir ve hepsinin diyeti onar devedir.” (Dârimi, Diyet: 15; Müsned: 2268)
Ebu Musa (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Parmakların hepsi eşittir, her biri için on deve diyet vardır.” (Dârimi, Diyet: 15; Müsned: 2268)
Said b. Müseyyib (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in kendilerine yazdığını söyledikleri Amr b. Hazm oğullarının elindeki mektupta şunların yazılı olduğunu buldular: “Parmaklardan her biri için onar deve diyet vardır.” (Dârimi, Diyet: 15; Müsned: 2268)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Şu parmakla şu parmak denktir yani başparmakla küçük parmak” diyeti de denktir. (Dârimi, Diyet: 15; Tirmizî, Diyet: 4)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Parmakların diyeti onar devedir” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Abdullah b. Amr (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Mekke’yi fethettiğinde verdiği hutbesinde şöyle demiştir: “Parmaklar için onar fidye vardır.” (Tirmizî, Diyet: 4; Ebû Davud, Diyat: 20)
Amr b. Şuayb (radıyallahü anh)’ın babasından ve dedesinden rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), sırtını Kâbe’nin duvarına yaslamış olduğu vaziyette: “Parmakların hepsi denktir. Diyetleri de denk olup on devedir” buyurdu. (Tirmizî, Diyet: 4; Ebû Davud, Diyat: 20)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Amr b. Hazm’ın (radıyallahü anh) babasından ve dedesinden rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in Yemenlilere yazdığı mektupta farzlar, sünnetler ve diyetler yazılıydı. Mektup, Amr b. Hazm vasıtasıyla gönderilmişti ve Yemenlilere okunmuştu. Mektupta şöyle yazılıydı: “Allah’ın Peygamberi Muhammed’den Şürahbil b. Abdi Külal’e, Nuaym b. Abdi Külal’e ve Haris b. Abdi Külal’e yani (Ruayn, meafir ve hemdanlılara...) Bundan sonra.. Kim bir kimseyi sebepsiz yere öldürür o da delil ile sabit olursa, o kimseye kısas uygulanır ancak öldürülen kimsenin velileri kısastan vazgeçer diyete razı olurlarsa, bir adamın diyeti yüz devedir. Burun tamamen kesilirse tam diyet ödenir. Dil kesmekte tam diyet gerektirir, iki dudağın kesilmesi de tam diyettir. İki yumurtanın tahrip edilmesi de tam diyet gerektirir. Tenasül organı kesilirse tam diyet gerekir, bilek kemiği kırılırsa tam diyettir. İki göz kör edilirse tam diyettir. Bir ayak için yarım diyet gerekir. Beyin zarına varan yaralamalarda üçte bir diyet, kafayı ve karnı delecek yaralamalarda üçte bir diyet vardır. Kemikleri yerlerinden oynatan yaralamalarda on beş deve diyet vardır. Elin ve ayağın her bir parmağında onar deve diyet vardır. Dişin diyeti beş devedir. Kemiğe ulaşan yaralamalarda diyet beş devedir. Kadını öldüren erkek kısas yapılarak öldürülür. Diyeti altın olarak vermek isteyenler bin dinar altını verirler.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Amr b. Hazm (radıyallahü anh) babasından ve dedesinden rivâyet ederek şöyle der: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Yemenlilere bir mektup yazmıştı mektubunda farzlar, sünnetler ve diyetler yer almaktaydı. Mektubu Amr b. Hazmla göndermişti. Orada Yemenlilere okunmuştu. O mektupta yukarıdaki söylenenlerin bir benzeri vardı ayrıca: “Tek bir göz için yarım diyet yine bir el için ve bir ayak için yarım diyet gereklidir.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
İbn Şihab (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yazıp Necranlılara Amr b. Hazm vasıtasıyla gönderdiği mektubu okudum. Mektup, Ebu Bekir b. Hazmın yanındaydı. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şunları yazdı: “Bu Allah’ın ve Resulünün bir bildirisidir: “Ey İman edenler! Akitlerinizi yerine getiriniz diyerek başlayan ve Allah hesabı çabucak görendir diye biten Mâide sûresi 1- 4 ayetlerini okudu ve devamında da yaralamalarla alakalı hükümleri okuyarak bir kişinin diyetinin yüz deve olduğunu da okudu.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)