Enes (radıyallahü anh) anlatıyor: “Halam, bir kızın ön dişini kırmış Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de kısas yapılmasını emretmiş. Erkek kardeşi Enes b. Nadr Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e: “Falanın dişi mi kırılacak? Hayır, Seni hak dinle gönderen Allah’a yemin ederim ki, onun dişi kırılmamalı” dedi. Daha önce dişi kırılan kimsenin ailesinden affetmelerini veya diyet almalarını rica etmişler onlar da kabul etmemişlerdi. Uhud savaşında şehid olan amcam Enes yemin edince affetmeye razı oldular. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Allah’ın kullarından öyle kimseler var ki Allah’a yemin etseler Allah yeminlerini boşa çıkarmaz” buyurdu. (Müslim, Kasame: 5; İbn Mâce, Diyet: 16)
Sünen-i Nesâî › Kitâb 45 · Kasâme, Kısas ve DiyetKonum
- 1Tahâret324
- 2Sular23
- 3Hayız ve İstihâze49
- 4Gusül ve Teyemmüm53
- 5Namaz46
- 6Namaz Vakitleri132
- 7Ezan62
- 8Mescidler54
- 9Kıble35
- 10İmâmet99
- 11Namaza Başlama153
- 12Tatbîk (Ellerin Dizler Arasına Konulması)150
- 13Namazda Sehiv188
- 14Cuma Namazı66
- 15Yolculukta Namazı Kısaltma26
- 16Tutulma Namazı45
- 17Yağmur Duası (İstiskâ)25
- 18Korku Namazı27
- 19İki Bayram Namazı42
- 20Gece Namazı ve Gündüz Nâfileleri220
- 21Cenâzeler272
- 22Oruç345
- 23Zekât184
- 24Hac467
- 25Cihâd111
- 26Nikâh193
- 27Talâk174
- 28Atlar, Yarışlar ve Atıcılık33
- 29Vakıflar17
- 30Vasiyyetler61
- 31Hediyeler16
- 32Bağışlar18
- 33Rukbâ14
- 34Umre42
- 35Ziraat178
- 36Kadınlara İyi Muâmele27
- 37Kan Dökmenin Haramlığı167
- 38Fey' Malının Dağıtımı16
- 39Bîat63
- 40Akîka10
- 41Fera' ve Atîre41
- 42Av ve Kesim98
- 43Kurbanlar (Dahâyâ)88
- 44Mâlî Muâmeleler257
- 45Kasâme, Kısas ve Diyet164
- 46Hırsızın Elinin Kesilmesi115
- 47Îmân ve Alâmetleri55
- 48Süs ve Zînet339
- 49Kadıların Âdâbı49
- 50Allah'a Sığınma112
- 51İçecekler220
(45) Kitâb: Kasâme, Kısas ve Diyet
بَابُ الْقَوَدِ بَيْنَ الْأَحْرَارِ وَالْمَمَالِيكِ فِي النَّفْسِ
Enes (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rübeyyi bir kızın dişlerini kırmıştı. Onlardan affedilmelerini istediler onlar bunu kabul etmediler, diyet almalarını istediler yine kabul etmediler. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanına geldiler. O da kısas yapılmasını emretti. Enes b. Nadr dedi ki: “Ey Allah'ın Rasûlü! Rübeyyi’ın dişi mi kırılacak? Hayır, Seni hak dinle gönderen Allah’a yemin olsun ki dişi kırılmayacak.” Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Ey Enes! Allah’ın Kitab’ı kısası emrediyor” buyurdu. Dişi kırılanın yakınları razı oldular ve affettiler. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Allah’ın kullarından öyle kimseler var ki Allah’a yemin etseler Allah onların yeminlerini boşa çıkarmaz.” (Müslim, Kasame: 5; İbn Mâce, Diyet: 16)
Imran b. Husayn (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, bir adam başka birinin kolunu ısırmış o da kolunu çekince ısıranın ön dişi düşmüş -veya ön dişleri düşmüş- Dişi düşen adam Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e şikayete gelince, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ona: “Ne yapmamı emredersin? Ona emredip kolunu ağzına vermesini seninde onun elini deve gibi koparmasını mı istiyorsun? İstersen elini ağzına ver ısırınca çek” buyurdu. (Ebû Davud, Diyat: 24; İbn Mâce, Diyet: 20)
Imran b. Husayn (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, Bir adam bir adamın kolunu ısırmış diğeri de kolunu asılınca bu adamın dişi kopmuştu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in huzuruna mahkeme olmak üzere çıkarıldılar. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) böyle bir şey olmayacağını söyleyerek davayı iptal etti ve şöyle buyurdu: “Kardeşinin etini deve gibi ısırıp koparmak mı istiyorsun?” (Ebû Davud, Diyat: 24; İbn Mâce, Diyet: 20)
Imran b. Husayn (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir adam bir adamı kolundan ısırdı o da kolunu çekince dişi koptu. Davalaşarak Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in huzuruna çıktılar. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de şöyle buyurdu: “Biriniz kardeşinizi deve ısırır gibi ısıracak öyle mi? Onun diyeti yoktur.” (Ebû Davud, Diyat: 24; İbn Mâce, Diyet: 20)
Imran b. Husayn (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, Ya’la şöyle demiştir: Bir adam diğerini ısırdı ve onun da dişleri döküldü. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de onlara: “Diyet yoktur” buyurdular. (Ebû Davud, Diyat: 24; İbn Mâce, Diyet: 20)
Imran b. Husayn (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, Bir adam bir adamı bileğinden ısırdı onun da dişi düştü. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gelerek durumu anlattılar. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Sen kardeşinin bileğini deve gibi ısırıp koparacak mısın?” O davayı iptal etti. (Ebû Davud, Diyat: 24; İbn Mâce, Diyet: 20)
Ya’la b. Münye (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Ya’la bir adamla dövüşüyor ve kolunu ısırıyor o da onun ağzından elini çekince dişi düşüyor, durumu Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in huzuruna götürüyorlar. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de şöyle buyuruyor: “Deve gibi birbirinizi mi ısırıyorsunuz?” Davayı reddedip iptal etti. (Ebû Davud, Diyat: 24; İbn Mâce, Diyet: 20)
Ya’la b. Münye (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Temim oğullarından bir adam birisiyle kavga ediyor ve elini ısırıyor o da elini kurtarmak için çekince diğerinin dişi düşüyor. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e şikayete geldiklerinde Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyuruyor: “Biriniz bir diğer kardeşinizi deve gibi ısırıyor öyle mi?” davayı iptal etti ve reddetti. (Ebû Davud, Diyat: 24; İbn Mâce, Diyet: 20)
Ya’la ve Ümeyye (radıyallahü anhümâ)’dan rivâyete göre, şöyle demişlerdir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte Tebük savaşına çıkmıştık. Beraberimizdeki bir arkadaşımız Müslümanlardan birisiyle kavga etti. O adam bunun kolunu ısırdı o da kolunu onun ağzından kurtarmak için çekince dişi döküldü. Bunun üzerine o kimse gidip Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den dişinin diyetini isteyince, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Hem gidip deve gibi kardeşinin kolunu ısırıyor hem de gelip diyet istiyor, onun için diyet yoktur” böylece davayı iptal etti. (Ebû Davud, Diyat: 24; İbn Mâce, Diyet: 20)
Safvan b. Ya’la (radıyallahü anh)’nın babasından rivâyet ettiğine göre; Bir adam bir adamın elini ısırmıştı o da onun ağzından elini çekince dişi döküldü. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e geldiler, O da davayı iptal etti. (Ebû Davud, Diyat: 24; İbn Mâce, Diyet: 20)
Ya’la (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, bir adam ücretle bir işçi tutmuştu. O adamla kavga edip elini ısırmıştı elini çekince dişi dökülmüştü. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in huzuruna geldiler ve şikayette bulundular. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de “Elini ağzında bıraksaydı da deve gibi koparsaydın öyle mi? buyurdular. (Ebû Davud, Diyat: 24; İbn Mâce, Diyet: 20)
Safvan b. Ya’la (radıyallahü anh), babasından rivâyet ederek şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte Tebük savaşında savaşa katılmıştım bu arada da bir işçi tutmuştum. Benim işçi, bir adamla kavga edip onun parmağını ısırmıştı. O da elini çekince dişleri dökülmüştü. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gelip durumu anlattıklarında Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’de o davayı iptal etti. (Ebû Davud, Diyat: 24; İbn Mâce, Diyet: 20)
Ya’la b. Ümeyye (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile beraber Ceyşül Usre = Tebük seferinde bulunmuştum. Bu hayatımda en güvendiğim amelimdir. Yanımdaki hizmetçim bir adamla kavga etti, onlardan biri diğerinin parmağını ısırdı o da parmağını kurtarmak için parmağını çekince onun ön dişini söktü ve dişi düştü. Dişi düşen Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gelerek: Şikayette bulundu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de ona şöyle dedi: “Elini ağzında bıraksaydı da koparsaydın öyle mi?” (Ebû Davud, Diyat: 24; İbn Mâce, Diyet: 20)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Safvan b. Ya’la b. Münye (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Ya’la b. Münye’nin hizmetçisi başka bir kimsenin kolunu ısırmıştı, o da kolunu onun ağzından kurtarmak için çekince dişi düşmüştü. Durumu Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e götürdüler. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) davayı iptal etti ve şöyle buyurdu: “Elini ağzında bıraksaydı da deve gibi elini koparsaydın öyle mi?” (Ebû Davud, Diyat: 24; İbn Mâce, Diyet: 20)
Safvan b. Ya’la (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, babası Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte Tebük savaşına katılmıştı. Bir hizmetçi tutmuştu, o da bir adamla kavgaya tutuştu ve o adamın kolunu ısırdı o ısırmadan dolayı acı çekince elini çekti ve diğerinin dişi döküldü. Durumu Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e götürdüler, O da şöyle buyurdu: “Biriniz birinizi bile bile deve gibi ısıracak öyle mi?” Davayı iptal etti dökülen dişte boşa gitti. (Ebû Davud, Diyat: 24; İbn Mâce, Diyet: 20)
Ebu Said el Hudrî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) yanımızda iken bir şey dağıtılıyordu. Bir adam daha önce almak için Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanına yaklaştı ve oraya yüzüstü kapandı. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de onu bir hurma sapı ile dürttü. Adam kalkıp çıkınca Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), adama: “Gel benden öcünü al” buyurunca, Adam: “Affettim ey Allah'ın Rasûlü” dedi. (Ebû Davud, Diyat: 15)
Ebu Said el Hudrî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) aramızda bir şey dağıtıyordu. Bir adam dağıtılanlardan almak için oraya atıldı ve yüz üstü kapaklandı. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de yanında bulunan bir hurma dalı ile onu dürttü. Adam bağırınca Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Gel benden öcünü al kısas yap” buyurdu. Adam da: “Affettim ey Allah'ın Rasûlü” dedi. (Ebû Davud, Diyat: 15)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Âişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), ebu Cehm b. Huzeyfe’yi zekat toplama göreviyle göndermişti. Ebu Cehm gittiği yerde zekat konusunda münakaşa eden birine vurmuştu. Bunun üzerine o adam arkadaşlarıyla birlikte Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e geldiler ve kısas isteriz Ey Allah'ın Rasûlü! dediler. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de “Kısas yerine şunu veya şunu alın” buyurdu. Razı olmadılar tekrar: “Şunu ve bunu da alın” buyurunca kabul ettiler. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) onlara: “Bu meseleyi insanlara duyuracağım” buyurdu. Onlar da: “Olur” dediler. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle konuştu: “Bu adamlar bana geldiler kısas istediler. Ben de onlara şunları alın dedim razı oldular.” Demesi üzerine onlar: “Hayır kabul etmiyoruz” dediler. Muhacirler o adamların üzerine yürüyeceklerdi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) muhacirlere: “Ellerini onlardan çekmelerini emretti onlar da ellerini çektiler, onları çağırdı ve razı mısınız?” buyurdu. Onlar da: “Evet” dediler. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Bu durumu insanlara duyuracağım” buyurdu. Onlar da: “Konuş ve bildir” dediler. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) yine insanlara konuşup anlattı ve o kimselere tekrar sordu: “Aldıklarınıza razı mısınız?” Onlar da: “Evet” dediler. (Ebû Davud, Diyat: 13; İbn Mâce, Diyet: 10)
Enes (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Bir Yahudi, üzerinde ziynet eşyası bulunan bir kızı görüyor ve onu taşla öldürerek ziynetlerini alıyor, ölmek üzere olan kızın yanına Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) götürülüyor ve ona şöyle soruyor: “Seni falan kimse mi öldürdü?” -hadisin ravilerinden Şu’be başıyla işaret ederek kızın hareketini aktarıyordu- Kız, hayır diye işaret etti. “Peki falan mı öldürdü?” dediklerinde -yine Şu’be başıyla anlatıyordu- Kız yine: “Hayır” dedi. “Falan mı öldürdü denildiğinde -Şube yine başıyla anlattı- Kız: “Evet” işareti yaptı. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Yahudi’yi getirtip kafasını iki taş arasında ezdirerek öldürülmesini emretti. (Ebû Davud, Diyat: 13; İbn Mâce, Diyet: 10)
Kays (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Has’am kabilesinden bir guruba karşı bir müfreze göndermişti. Oradakilerden bir kısmı secde ederken Müslüman olduklarını belirterek öldürülmemelerini isteseler de çarpışma sırasında öldürüldüler. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) onların diyetlerinin yarısını ödemelerini Müslümanlara emretti ve: “Ben müşrikler arasında yaşayan Müslümanlardan uzağım. Müslümanlarla müşriklerin ateşleri birbirlerine görülmeyecek kadar uzak olsunlar” buyurdu. (Ebû Davud, Diyat: 17; Tirmizî, Siyer: 42)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: İsrailoğulları zamanında kısas vardı, diyet vermek yoktu. Bu konuda Allah, Bakara 178. ayetini indirdi: “Ey iman edenler, öldürme olaylarında adil karşılık olan kısas size farz kılındı. Hüre karşı hür, köle kadın için köle kadın öldürülür. Bununla beraber kim öldürülenin kardeşi veya velileri tarafından affedilirse o zaman affedenin dinin öngördüğü diyeti istemesi affedilenin de onu güzelce ödemesi gerekir…” Affetmek bilerek öldürmede diyeti kabul etmek demektir. Allah’ın istediği şekilde ödemeye uymak demektir. Karşı tarafta güzellikle diyeti ödemelidir. Bu Rabbinizden size bir rahmet ve hafifletme demektir. Ve sizden öncekilere farz kılınanlardan daha kolaydır, onlara farz kılınan sadece kısastı o zaman diyet yoktu. (Buhârî, Tefsir: 19)
Mücahid (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: “Öldürme olaylarında adil karşılık olan kısas size farz kılındı, hüre karşı hür…” (Bakara 178.) İsrailoğullarında diyet yoktu onlara sadece kısas farz kılınmıştı. Allah bu ümmete kolaylık olsun için İsrailoğullarında olmayan diyet hükmünü indirdi. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Enes (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e kısas talebi için gelenlere affetmelerini emrederdi. (Ebû Davud, Diyat: 3; İbn Mâce, Diyet: 35)
Enes b. M ali k (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e her kısas gerektiren davada kendisine gelenlere affetmelerini emrederdi. (Ebû Davud, Diyat: 3; İbn Mâce, Diyet: 35)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kimin bir yakını öldürülürse iki şeyden hayırlısını talep eder yani ya katile kısas yapılmasını ister veya diyet verilmesini…” (Ebû Davud, Diyat: 4; İbn Mâce, Diyet: 35)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kimin bir yakını öldürülürse iki şeyden hayırlısını talep eder yani ya katile kısas yapılmasını ister veya diyet verilmesini…” (Ebû Davud, Diyat: 4; İbn Mâce, Diyet: 35)
Ebu Seleme (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kimin bir yakını öldürülürse iki durumdan birini yapmakta serbesttir. Ya fidye alır ya da kısas ister.” (İbn Mâce, Diyet: 35; Ebû Davud, Diyat: 4)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
بَابٌ: مَنْ قُتِلَ بِحَجَرٍ أَوْ سَوْطٍ
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kim bilinmeyen bir sebeple veya bir şey atmakla taşla, değnekle ve kırbaçla öldürülürse, onun diyeti kasıtsız hata ile öldürme diyetidir. Kim bile bile öldürülürse kısas yapılır. Kim katile kısas yapılmasına engel olursa Allah’ın meleklerin ve tüm insanların laneti onun üzerine olsun ondan ne tevbe kabul edilir ne de fidye. (Ebû Davud, Diyat: 17; İbn Mâce, Diyet: 6)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Kim bilinmeyen bir sebeple veya bir şey atmakla veya taşla veya kamçı ile veya değnekle öldürülürse, onun diyeti kasıtsız hata ile öldürme diyetidir. Kim bile bile öldürülürse kısas yapılır. Kim katile kısas yapılmasına engel olursa Allah’ın, meleklerin ve tüm insanların laneti onlar üzerine olsun, ondan ne tevbe kabul edilir ne de fidye.” (Ebû Davud, Diyat: 17; İbn Mâce, Diyet: 6)
Abdullah b. Amr (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Bile bile öldürmeye benzeyen hata ile öldürmede kamçı olsun değnek olsun o kimsenin diyeti yüz devedir. Bu develerden kırkı da gebe olacaktır.” (Ebû Davud, Diyat: 17; İbn Mâce, Diyet: 6)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Dikkat edin bile bile öldürmeye benzeyen hata ile öldürme kamçı ile veya değnek ile olsun diyeti yüz devedir ve kırk tanesi de gebe olacaktır.” (Ebû Davud, Diyat: 17; İbn Mâce, Diyet: 6)
Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in ashabından birinin rivâyetine göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Mekke fethi günü hutbesinde şöyle buyurmuştur: “Dikkat edin bile bile öldürmeye benzeyen hata ile öldürme kamçı, değnek ve taşla bile olsa diyeti yüz deve olup kırkı altı ile dokuz yaş arasında olacak ve hepsi de doğurgan olacaktır.” (Ebû Davud, Diyat: 17; İbn Mâce, Diyet: 6)
Ukbe b. Evs (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Dikkat edin! Hataen öldürülen kimsenin diyeti, kamçı ve değnekle olsun yine yüz deve olup kırk tanesi gebe durumda olacaktır.” (Ebû Davud, Diyat: 17; İbn Mâce, Diyet: 6)
Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in ashabından birinden rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) feth günü Mekke’ye girdiğinde şöyle buyurdu: “Dikkat edin hata ile öldürme ve hata ile öldürmeye benzeyen öldürmelerde ister kamçı ile olsun ister değnekle öldürülmüş olsun diyeti kırkı gebe olan (yüz devedir). (Ebû Davud, Diyat: 17; İbn Mâce, Diyet: 6)
Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in ashabından bir kimsenin rivâyetine göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) fetih yılı Mekke’ye geldiğinde şöyle buyurdu: “Dikkat edin hata ile öldürmeye benzeyen öldürmelerde ister kamçı ister değnekle olsun fidyesi kırkı gebe olmak üzere (yüz devedir). (Ebû Davud, Diyat: 17; İbn Mâce, Diyet: 6)
Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in ashabından bir kimsenin rivâyetine göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) fetih yılı Mekke’ye geldiğinde şöyle buyurdu: “Dikkat edin hata ile öldürmeye benzeyen öldürmelerde ister kamçı ister değnekle olsun fidyesi kırkı gebe olmak üzere” (yüz devedir). (Ebû Davud, Diyat: 17; İbn Mâce, Diyet: 6)
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Mekke fethi günü Kâbe’nin merdiveninin üzerinde Allah’a hamdü sena ederek şöyle konuştu: “Vadini yerine getiren, kuluna yardım eden, tek başına düşman ordularını mağlup eden Allah’a hamd olsun. Bile bile öldürmeye benzeyen ve hata ile öldürülen kırbaçla da değnekle de olsa; diyeti kırk tanesi gebe olmak şartıyla yüz devedir.” (Ebû Davud, Diyat: 17; İbn Mâce, Diyet: 6)
Kasım b. Rabia (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Hata ile öldürmek veya bile bile öldürmeye denk olan öldürmelerde diyet yüz deve olup kırk tanesi gebe olmalıdır.” (Ebû Davud, Diyat: 17; İbn Mâce, Diyet: 6)
Amr b. Şuayb (radıyallahü anh)’ın babasından ve dedesinden rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kim hata ile bir adam öldürürse diyeti yüz devedir. Bu develerden otuz tanesi bir yaşında dişi, otuz tanesi de iki yaşında dişi ve otuz tanesi de dört yaşında dişi, kalan on tanesi de iki yaşında erkek olacaktır.” Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şehirlilere yüz deve yerine dört yüz dinar altın veya onun bedeli gümüş taktir ederdi. Deve bedelleri arttıkça Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) de altın ve gümüş nispetini artırırdı, duruma göre bu bedeli indirdiği de olurdu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) zamanında diyet bedeli dört yüz dinardan sekiz yüz dinara kadar ulaşmıştı veya bu bedelde gümüş miktarına ulaşmıştı. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) inek sahiplerine diyet bedeli olarak iki yüz inek taktir etmişti. Koyunda ise iki bin koyun taktir etmişti. Diyet bedelinin ölen kimsenin varisleri arasında hisselerine göre paylaştırılmasını artanını da asabe denilen ölenin baba tarafından akrabalarına yüklenmesini emretti. Yine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) katil kadının diyetini asabasına ödettirmeyi emir buyurdu. Öldürülen kadının diyetinden varislere dağıtıldıktan sonra arta kalanın asabaya verilmesini, öldürülen kadının diyetinin varisler arasında bölüşülmesini, katili de onların öldürmesini emretti.” (Ebû Davud, Diyat: 17; İbn Mâce, Diyet: 6)
İbn Mes’ud (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) hata ile olan öldürmelerde diyet olarak verilmesi gereken develerin yirmi tanesinin bir yaşında dişi, yirmi tanesinin bir yaşında erkek, yirmi tanesinin iki yaşında dişi, yirmi tanesinin beş yaşında, yirmi tanesinin de beş yaşında deve olmasına hükmetti.” (Ebû Davud, Diyat: 17; İbn Mâce, Diyet: 6)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) zamanında bir adam bir adamı öldürmüştü. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) onun diyetini on iki bin dirhem gümüş olarak taktir etmişti. Bu konuda da Tevbe sûresi 74. ayetini hatırlatmıştır: “…Allah ve Peygamberinin kendilerini zenginleştirmiş olmasından başka bir sebepleri de yoktu.” (Ebû Davud, Diyat: 17; İbn Mâce, Diyet: 6)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) diyeti on iki bin dirhem olarak verilmesine hükmetti. (Ebû Davud, Diyat: 17; İbn Mâce, Diyet: 6)
Amr b. Şuayb (radıyallahü anh), babasından ve dedesinden naklederek şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “ Kadının diyeti aynen erkeğin diyeti gibidir. Bu oran diyetin üçte birine ulaşmasına kadar böyledir.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)