SÜNNETİMİZSÜNNET VE HADİS KÜTÜPHANESİ
Sünen-i Nesâî › Kitâb 45 · Kasâme, Kısas ve DiyetKonum

(45) Kitâb: Kasâme, Kısas ve Diyet

كتاب القسامة
Hadis 4706 – 4869 · 164 rivayet · Sayfa 4/4
BÂB (5) · DEVAMI

بَابُ عَقْلِ الْأَصَابِعِ

Sünen-i Nesâî 4856Zayıf (el-Elbânî)

Zührî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ebu Bekir b. Hazm bana deri parçasına yazılmış bir mektup getirdi, mektupta şunlar yazılıydı. “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) tarafından yazdırılmıştır. Bu Allah ve Rasûlünden bir bildirimdir. Mâide sûresi 1-4 ayetlerini okudu sonra şöyle devam etti. Adam öldürmenin diyeti yüz devedir. Bir göz için elli deve diyet vardır, bir el ve bir ayak için ayrı ayrı ellişer deve vardır, beyin zarına ulaşan yaralamalarda üçte bir diyet, kafa ve karın içerisine işleyen yaralamalarda üçte bir diyet vardır. Kemikleri yerinden oynatan yaralamalarda diyet on beş devedir. Her bir parmak için onar deve vardır. Dişler için beşer deve diyet bedelidir. Kemiğe ulaşan yaralamalarda ise beş deve diyet bedeli vardır.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)

أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدِ الْوَاحِدِ، قَالَ حَدَّثَنَا مَرْوَانُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، - وَهُوَ ابْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ - عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ جَاءَنِي أَبُو بَكْرِ بْنِ حَزْمٍ بِكِتَابٍ فِي رُقْعَةٍ مِنْ أَدَمٍ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ هَذَا بَيَانٌ مِنَ اللَّهِ وَرَسُولِهِ ‏{‏ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا أَوْفُوا بِالْعُقُودِ ‏}‏ ‏"‏ ‏.‏ فَتَلاَ مِنْهَا آيَاتٍ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ فِي النَّفْسِ مِائَةٌ مِنَ الإِبِلِ وَفِي الْعَيْنِ خَمْسُونَ وَفِي الْيَدِ خَمْسُونَ وَفِي الرِّجْلِ خَمْسُونَ وَفِي الْمَأْمُومَةِ ثُلُثُ الدِّيَةِ وَفِي الْجَائِفَةِ ثُلُثُ الدِّيَةِ وَفِي الْمُنَقِّلَةِ خَمْسَ عَشْرَةَ فَرِيضَةً وَفِي الأَصَابِعِ عَشْرٌ عَشْرٌ وَفِي الأَسْنَانِ خَمْسٌ خَمْسٌ وَفِي الْمُوضِحَةِ خَمْسٌ ‏"‏ ‏.‏
Sünen-i Nesâî, Kitâb 45 (Kasâme, Kısas ve Diyet), Bâb 5, Hadis no. 4856
Sünen-i Nesâî 4857Zayıf (el-Elbânî)

Amr b. Hazm (radıyallahü anh)’ın babasından rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in, Amr b. Hazm’a yazdığı mektupta diyetler hakkında şunlar yazılıydı: “Adam öldürmede diyet yüz devedir. Burun tamamen kesilirse diyet bedeli yine yüz devedir. Beyin zarına ulaşan yaralamalarda diyet bedeli üçte bir diyettir. Kafayı ve karnı delen yaralamalarda yine diyet bedeli üçte birdir. Bir el elli, bir göz elli, bir ayak elli devedir. El, ayak parmaklarının her biri için on deve, bir diş için beş deve, kemiğe varan yaralamalarda da yine beş deve diyet gerekir.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)

قَالَ الْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَأَنَا أَسْمَعُ، عَنِ ابْنِ الْقَاسِمِ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بَكْرِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ حَزْمٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ الْكِتَابُ الَّذِي كَتَبَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِعَمْرِو بْنِ حَزْمٍ فِي الْعُقُولِ ‏ "‏ إِنَّ فِي النَّفْسِ مِائَةً مِنَ الإِبِلِ وَفِي الأَنْفِ إِذَا أُوعِيَ جَدْعًا مِائَةً مِنَ الإِبِلِ وَفِي الْمَأْمُومَةِ ثُلُثُ النَّفْسِ وَفِي الْجَائِفَةِ مِثْلُهَا وَفِي الْيَدِ خَمْسُونَ وَفِي الْعَيْنِ خَمْسُونَ وَفِي الرِّجْلِ خَمْسُونَ وَفِي كُلِّ إِصْبَعٍ مِمَّا هُنَالِكَ عَشْرٌ مِنَ الإِبِلِ وَفِي السِّنِّ خَمْسٌ وَفِي الْمُوضِحَةِ خَمْسٌ ‏"‏ ‏.‏
Sünen-i Nesâî, Kitâb 45 (Kasâme, Kısas ve Diyet), Bâb 5, Hadis no. 4857
Sünen-i Nesâî 4858Sahih (isnâdı) (el-Elbânî)

Enes b. M ali k (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, bir bedevi Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in kapısına geldi, kapının yarığından içeri baktı. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bunu görünce, adamın gözünü patlatmak için bir demir veya değnek araştırdı bunu fark eden adam kapıdan çekildi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ona şöyle buyurdu: “Çekilmeseydin gözünü patlatacaktım.” (Buhârî, Diyat: 22; Dârimi, Diyet: 23)

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبَانُ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ أَعْرَابِيًّا، أَتَى بَابَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَلْقَمَ عَيْنَهُ خُصَاصَةَ الْبَابِ فَبَصُرَ بِهِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَتَوَخَّاهُ بِحَدِيدَةٍ أَوْ عُودٍ لِيَفْقَأَ عَيْنَهُ فَلَمَّا أَنْ بَصُرَ انْقَمَعَ فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَمَا إِنَّكَ لَوْ ثَبَتَّ لَفَقَأْتُ عَيْنَكَ ‏"‏ ‏.‏
Sünen-i Nesâî, Kitâb 45 (Kasâme, Kısas ve Diyet), Bâb 5, Hadis no. 4858
Sünen-i Nesâî 4859Sahih (el-Elbânî)

Sehl b. Sa’d es Saidi (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, bir adam Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in kapısının deliğinden içeri baktı. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanında da başını kaşımak için bulundurduğu “Midra” denilen sivri bir demir çubuk vardı. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) adamı görünce şöyle buyurdu: “Eğer bana baktığını bilseydim bunu gözüne sokardım. İçeri girmek için izin istemek gözün hoş olmayan haram şeyleri görmemesi içindir.” (Dârimi, Diyet: 23; Tirmizî, İstizan: 16)

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ سَهْلَ بْنَ سَعْدٍ السَّاعِدِيَّ، أَخْبَرَهُ أَنَّ رَجُلاً اطَّلَعَ مِنْ جُحْرٍ فِي بَابِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَمَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِدْرَى يَحُكُّ بِهَا رَأْسَهُ فَلَمَّا رَآهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لَوْ عَلِمْتُ أَنَّكَ تَنْظُرُنِي لَطَعَنْتُ بِهِ فِي عَيْنِكَ إِنَّمَا جُعِلَ الإِذْنُ مِنْ أَجْلِ الْبَصَرِ ‏"‏ ‏.‏
Sünen-i Nesâî, Kitâb 45 (Kasâme, Kısas ve Diyet), Bâb 5, Hadis no. 4859
Sünen-i Nesâî 4860Sahih (el-Elbânî)

Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Bir kimse izni olmadan başka birinin evini gözetlerse, o da onun gözünü patlatırsa ne kısas ne de diyet gerekmez.” (Buhârî, Diyat: 14; Müslim, Adab: 9)

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ قَتَادَةَ، عَنِ النَّضْرِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ بَشِيرِ بْنِ نَهِيكٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنِ اطَّلَعَ فِي بَيْتِ قَوْمٍ بِغَيْرِ إِذْنِهِمْ فَفَقَئُوا عَيْنَهُ فَلاَ دِيَةَ لَهُ وَلاَ قِصَاصَ ‏"‏ ‏.‏
Sünen-i Nesâî, Kitâb 45 (Kasâme, Kısas ve Diyet), Bâb 5, Hadis no. 4860
Sünen-i Nesâî 4861Sahih (el-Elbânî)

Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Bir kimse senden izinsiz seni gözetlerse, sen de taş atarak onun gözünü çıkarırsan sana bir şey lazım gelmez.” -başka bir rivâyette günah yoktur- şeklindedir. (Buhârî, Diyat: 14; Müslim, Adab: 9)

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ لَوْ أَنَّ امْرَأً اطَّلَعَ عَلَيْكَ بِغَيْرِ إِذْنٍ فَخَذَفْتَهُ فَفَقَأْتَ عَيْنَهُ مَا كَانَ عَلَيْكَ حَرَجٌ ‏"‏ ‏.‏ وَقَالَ مَرَّةً أُخْرَى ‏"‏ جُنَاحٌ ‏"‏ ‏.‏
Sünen-i Nesâî, Kitâb 45 (Kasâme, Kısas ve Diyet), Bâb 5, Hadis no. 4861
Sünen-i Nesâî 4862Sahih (el-Elbânî)

Ebu Said el Hudrî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir gün namaz kılıyordum. Mervan’ın oğlu önümden geçmek istedi itekledim, çekilmeyince vurdum ağlayarak çekip gitti. Durumu babası Mervan’a gidip haber verince Mervan, Ebu Said’e şöyle dedi: “Kardeşinin oğluna neden vurdun?” Ebu Said’te dedi ki: “Ona vurmadım şeytana vurdum. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den işittim şöyle diyordu: “Biriniz namazda iken bir adam önünden geçmek isterse mümkün olduğu kadar onu engellesin ve geçirmesin, çekilmez de mutlaka geçmek isterse ona vursun çünkü o şeytandır.” (Ebû Davud, Salat: 108; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 39)

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُصْعَبٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُبَارَكِ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ سُلَيْمٍ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، أَنَّهُ كَانَ يُصَلِّي فَإِذَا بِابْنٍ لِمَرْوَانَ يَمُرُّ بَيْنَ يَدَيْهِ فَدَرَأَهُ فَلَمْ يَرْجِعْ فَضَرَبَهُ فَخَرَجَ الْغُلاَمُ يَبْكِي حَتَّى أَتَى مَرْوَانَ فَأَخْبَرَهُ فَقَالَ مَرْوَانُ لأَبِي سَعِيدٍ لِمَ ضَرَبْتَ ابْنَ أَخِيكَ قَالَ مَا ضَرَبْتُهُ إِنَّمَا ضَرَبْتُ الشَّيْطَانَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ إِذَا كَانَ أَحَدُكُمْ فِي صَلاَةٍ فَأَرَادَ إِنْسَانٌ يَمُرُّ بَيْنَ يَدَيْهِ فَيَدْرَؤُهُ مَا اسْتَطَاعَ فَإِنْ أَبَى فَلْيُقَاتِلْهُ فَإِنَّهُ شَيْطَانٌ ‏"‏ ‏.‏
Sünen-i Nesâî, Kitâb 45 (Kasâme, Kısas ve Diyet), Bâb 5, Hadis no. 4862
Sünen-i Nesâî 4863Sahih (el-Elbânî)

Said b. Cübeyr (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Abdurrahman b. Ebza İbn Abbas’tan şu iki ayetin yorumunu öğrenmemi istedi; Nisâ 93. ayeti ki sordum bu ayetin hükmü kaldırılmamıştır dedi. İkinci ayet Furkân sûresi 68. ayettir: “Ve onlar ki Allah’la beraber asla bir takım düzmece ilâhlara yalvarıp yakarmazlar ve hukuki bir gerekçe olmadıkça Allah’ın dokunulmaz kıldığı cana kıymazlar.” Bu ayet müşrikler hakkında nazil olmuştur. (İbn Mâce, Diyet: 2; Tirmizî, Tefsirü’l Kur’an: 5)

حَدَّثَنَا أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ، لَفْظًا قَالَ أَنْبَأَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، قَالَ أَمَرَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَبْزَى أَنْ أَسْأَلَ ابْنَ عَبَّاسٍ، عَنْ هَاتَيْنِ الآيَتَيْنِ، ‏{‏ وَمَنْ يَقْتُلْ مُؤْمِنًا مُتَعَمِّدًا فَجَزَاؤُهُ جَهَنَّمُ ‏}‏ فَسَأَلْتُهُ فَقَالَ لَمْ يَنْسَخْهَا شَىْءٌ ‏.‏ وَعَنْ هَذِهِ الآيَةِ ‏{‏ وَالَّذِينَ لاَ يَدْعُونَ مَعَ اللَّهِ إِلَهًا آخَرَ وَلاَ يَقْتُلُونَ النَّفْسَ الَّتِي حَرَّمَ اللَّهُ إِلاَّ بِالْحَقِّ ‏}‏ قَالَ نَزَلَتْ فِي أَهْلِ الشِّرْكِ ‏.‏
Sünen-i Nesâî, Kitâb 45 (Kasâme, Kısas ve Diyet), Bâb 5, Hadis no. 4863
Sünen-i Nesâî 4864Sahih (el-Elbânî)

Said b. Cübeyr (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Küfeliler Nisâ 93. ayeti hakkında ihtilaf ettiler; İbn Abbas’a gidip sorunca, o şöyle dedi: “Bu ayet son inen ayetlerdendir. Bu ayetin hükmünü hiçbir ayet kaldırmadı.” (İbn Mâce, Diyet: 2; Tirmizî, Tefsirü’l Kur’an: 5)

أَخْبَرَنَا أَزْهَرُ بْنُ جَمِيلٍ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ الْحَارِثِ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْمُغِيرَةِ بْنِ النُّعْمَانِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، قَالَ اخْتَلَفَ أَهْلُ الْكُوفَةِ فِي هَذِهِ الآيَةِ ‏{‏ وَمَنْ يَقْتُلْ مُؤْمِنًا مُتَعَمِّدًا ‏}‏ فَرَحَلْتُ إِلَى ابْنِ عَبَّاسٍ فَسَأَلْتُهُ فَقَالَ نَزَلَتْ فِي آخِرِ مَا أُنْزِلَتْ وَمَا نَسَخَهَا شَىْءٌ ‏.‏
Sünen-i Nesâî, Kitâb 45 (Kasâme, Kısas ve Diyet), Bâb 5, Hadis no. 4864
Sünen-i Nesâî 4865Sahih (el-Elbânî)

Said b. Cübeyr (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: İbn Abbas’a: “Kim bir Mü’mini bile bile öldürürse onun için tevbe var mıdır?” diye sordum. “Hayır” dedi. Furkân sûresi 68. ve 70. ayetlerini okudum. İbn Abbas şöyle dedi: “Bu ayet Mekke’de inen ayetlerdendir. Medine’de inen Nisâ 93. ayeti onun hükmünü kaldırmıştır.” (İbn Mâce, Diyet: 2; Tirmizî, Tefsirü’l Kur’an: 5)

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي الْقَاسِمُ بْنُ أَبِي بَزَّةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، قَالَ قُلْتُ لاِبْنِ عَبَّاسٍ هَلْ لِمَنْ قَتَلَ مُؤْمِنًا مُتَعَمِّدًا مِنْ تَوْبَةٍ قَالَ لاَ ‏.‏ وَقَرَأْتُ عَلَيْهِ الآيَةَ الَّتِي فِي الْفُرْقَانِ ‏{‏ وَالَّذِينَ لاَ يَدْعُونَ مَعَ اللَّهِ إِلَهًا آخَرَ وَلاَ يَقْتُلُونَ النَّفْسَ الَّتِي حَرَّمَ اللَّهُ إِلاَّ بِالْحَقِّ ‏}‏ قَالَ هَذِهِ آيَةٌ مَكِّيَّةٌ نَسَخَتْهَا آيَةٌ مَدَنِيَّةٌ ‏{‏ وَمَنْ يَقْتُلْ مُؤْمِنًا مُتَعَمِّدًا فَجَزَاؤُهُ جَهَنَّمُ ‏}‏ ‏.‏
Sünen-i Nesâî, Kitâb 45 (Kasâme, Kısas ve Diyet), Bâb 5, Hadis no. 4865
Sünen-i Nesâî 4866Sahih (el-Elbânî)

Sâlim b. Eb’il Ca’d (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, İbn Abbas’a: “Bir kimse bile bile bir Mü’mini öldürür ve tevbe edip iyi ameller işler ve doğru yola girerse durumu nedir?” diye soruldu. İbn Abbas şöyle cevap verdi: “Nerede onun tevbesinin kabulü Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’den işittim şöyle diyordu: “Kıyamet günü maktül katili yaka paça tutup Allah’ın huzuruna getirecek ve Ey Rabbim! Sor buna beni niçin öldürdü?” diyecektir. Sonra da İbn Abbas şöyle devam etti: “Vallahi Nisâ sûresi 93. ayet en son inen medeni ayetlerdendir ve bu ayetin hükmünü kaldıran başka bir ayette inmemiştir.” (İbn Mâce, Diyet: 2; Tirmizî, Tefsirü’l Kur’an: 5)

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمَّارٍ الدُّهْنِيِّ، عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ، أَنَّ ابْنَ عَبَّاسٍ، سُئِلَ عَمَّنْ قَتَلَ مُؤْمِنًا مُتَعَمِّدًا ثُمَّ تَابَ وَآمَنَ وَعَمِلَ صَالِحًا ثُمَّ اهْتَدَى فَقَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ وَأَنَّى لَهُ التَّوْبَةُ سَمِعْتُ نَبِيَّكُمْ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ يَجِيءُ مُتَعَلِّقًا بِالْقَاتِلِ تَشْخَبُ أَوْدَاجُهُ دَمًا يَقُولُ سَلْ هَذَا فِيمَ قَتَلَنِي ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ قَالَ وَاللَّهِ لَقَدْ أَنْزَلَهَا وَمَا نَسَخَهَا ‏.‏
Sünen-i Nesâî, Kitâb 45 (Kasâme, Kısas ve Diyet), Bâb 5, Hadis no. 4866
Sünen-i Nesâî 4867Sahih (el-Elbânî)

Enes (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Büyük günahlardan bir kısmı şunlardır: Allah’a ortak koşmak, ana babaya isyan etmek, bile bile adam öldürmek ve yalancı şahitliği.” (Tirmizî, Büyü’: 3; Buhârî, Şehadat: 10)

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا النَّضْرُ بْنُ شُمَيْلٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسًا، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ح وَأَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ عَنْ أَنَسٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ الْكَبَائِرُ الشِّرْكُ بِاللَّهِ وَعُقُوقُ الْوَالِدَيْنِ وَقَتْلُ النَّفْسِ وَقَوْلُ الزُّورِ ‏"‏ ‏.‏
Sünen-i Nesâî, Kitâb 45 (Kasâme, Kısas ve Diyet), Bâb 5, Hadis no. 4867
Sünen-i Nesâî 4868Sahih (el-Elbânî)

Abdullah b. Amr (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Büyük günahlar şunlardır: Allah’a ortak koşmak, anaya babaya isyan etmek, bile bile haksız yere adam öldürmek ve yalan yere yemin etmek.” (Tirmizî, Büyü’: 3; Buhârî, Şehadat: 10)

أَخْبَرَنَا عَبْدَةُ بْنُ عَبْدِ الرَّحِيمِ، قَالَ أَنْبَأَنَا ابْنُ شُمَيْلٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ أَنْبَأَنَا فِرَاسٌ، قَالَ سَمِعْتُ الشَّعْبِيَّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ الْكَبَائِرُ الإِشْرَاكُ بِاللَّهِ وَعُقُوقُ الْوَالِدَيْنِ وَقَتْلُ النَّفْسِ وَالْيَمِينُ الْغَمُوسُ ‏"‏ ‏.‏
Sünen-i Nesâî, Kitâb 45 (Kasâme, Kısas ve Diyet), Bâb 5, Hadis no. 4868
Sünen-i Nesâî 4869Sahih (el-Elbânî)

İbn Abbas (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kul, Mü’min olduğu halde zina etmez yine Mü’min olduğu halde içki içmez yine Mü’min olduğu halde hırsızlık yapmaz yine Mü’min olduğu halde adam öldürmez.” (Buhârî, Hudûd: 2)

أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ سَلاَّمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ الأَزْرَقُ، عَنِ الْفُضَيْلِ بْنِ غَزْوَانَ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ يَزْنِي الْعَبْدُ حِينَ يَزْنِي وَهُوَ مُؤْمِنٌ وَلاَ يَشْرَبُ الْخَمْرَ حِينَ يَشْرَبُهَا وَهُوَ مُؤْمِنٌ وَلاَ يَسْرِقُ وَهُوَ مُؤْمِنٌ وَلاَ يَقْتُلُ وَهُوَ مُؤْمِنٌ ‏"‏ ‏.‏
Sünen-i Nesâî, Kitâb 45 (Kasâme, Kısas ve Diyet), Bâb 5, Hadis no. 4869