Ebu Sa’lebe el Huşenî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) parmağımdaki altın yüzüğü görünce yanındaki bastonuyla elime vurdu. Bende Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) görmeden yüzüğü çıkarıp attım. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “G ali ba canını acıttık ve zarara soktuk” buyurdu. (Müsned: 17082)
Sünen-i Nesâî › Kitâb 48 · Süs ve ZînetKonum
- 1Tahâret324
- 2Sular23
- 3Hayız ve İstihâze49
- 4Gusül ve Teyemmüm53
- 5Namaz46
- 6Namaz Vakitleri132
- 7Ezan62
- 8Mescidler54
- 9Kıble35
- 10İmâmet99
- 11Namaza Başlama153
- 12Tatbîk (Ellerin Dizler Arasına Konulması)150
- 13Namazda Sehiv188
- 14Cuma Namazı66
- 15Yolculukta Namazı Kısaltma26
- 16Tutulma Namazı45
- 17Yağmur Duası (İstiskâ)25
- 18Korku Namazı27
- 19İki Bayram Namazı42
- 20Gece Namazı ve Gündüz Nâfileleri220
- 21Cenâzeler272
- 22Oruç345
- 23Zekât184
- 24Hac467
- 25Cihâd111
- 26Nikâh193
- 27Talâk174
- 28Atlar, Yarışlar ve Atıcılık33
- 29Vakıflar17
- 30Vasiyyetler61
- 31Hediyeler16
- 32Bağışlar18
- 33Rukbâ14
- 34Umre42
- 35Ziraat178
- 36Kadınlara İyi Muâmele27
- 37Kan Dökmenin Haramlığı167
- 38Fey' Malının Dağıtımı16
- 39Bîat63
- 40Akîka10
- 41Fera' ve Atîre41
- 42Av ve Kesim98
- 43Kurbanlar (Dahâyâ)88
- 44Mâlî Muâmeleler257
- 45Kasâme, Kısas ve Diyet164
- 46Hırsızın Elinin Kesilmesi115
- 47Îmân ve Alâmetleri55
- 48Süs ve Zînet339
- 49Kadıların Âdâbı49
- 50Allah'a Sığınma112
- 51İçecekler220
(48) Kitâb: Süs ve Zînet
بَابُ: الْفَصْلِ بَيْنَ طِيبِ الرِّجَالِ وَطِيبِ النِّسَاءِ
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ebu İdris (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir adamın elinde altın bir yüzük gördü ve yanında bulunan bastonuyla adamın parmağına vurdu, o da yüzüğü çıkarıp attı. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Enes (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) gümüşten bir yüzük edinmişti kaşı habeş taşındandı ve üzerinde Muhammed Resul Allah yazılıydı.” (Müslim, Libas: 15; Ebû Davud, Hatem: 4)
Enes b. M ali k (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in gümüşten bir yüzüğü vardı. Sağ eline takardı kaşı habeş taşındandı, kaşını avucunun içersine getirirdi. (Müslim, Libas: 15; Ebû Davud, Hatem: 4)
Enes b. M ali k (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yüzüğü gümüştendi kaşı da gümüş idi. (Müslim, Libas: 15; Ebû Davud, Hatem: 4)
Enes (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yüzüğü gümüşten olup kaşı da gümüştendi. (Müslim, Libas: 15; Ebû Davud, Hatem: 4)
Enes (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yüzüğü gümüşten olup kaşı da gümüştendi. (Müslim, Libas: 15; Ebû Davud, Hatem: 4)
Enes (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Bizanslı Rumlara mektup yazmak isteyince, sahabiler: “Onlar mühürsüz mektupları okumazlar” dediler. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de gümüşten bir mühür (yüzük) yaptırdı. Sanki şu anda elinde beyazlığını görüyor gibiyim kaşına Muhammed Resul Allah nakşedilmişti. (Tirmizî, İstizan: 25; Ebû Davud, Hatem: 4)
Enes (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) gece hayli ilerleyinceye kadar yatsı namazını geciktirdi gece yarısı olmuştu sonra çıkıp bize namaz kıldırdı, hala o an elindeki gümüş yüzüğün parlaklığını görür gibiyim. (Müslim, Libas: 13; Tirmizî, İstizan: 25)
Ebu Seleme (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) yüzüğü sağ eline takardı. (Ebû Davud, Hatem: 4; Tirmizî, İstizan: 25)
Abdullah b. Cafer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) yüzüğü sağ eline takardı. (Ebû Davud, Hatem: 4; Tirmizî, İstizan: 26)
Muaykıb (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in Mührü (yüzüğü) gümüş kaplanmış demirdendi. Muaykıb şöyle dedi: “Mühür bazen benim elimde olurdu.” Muaykıb Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in mühürdarıydı. (Ebû Davud, Hatem: 4; Tirmizî, İstizan: 26)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Enes (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) gümüş yüzük takındıkları halde odasından çıkarak şöyle buyurdu: “Bu yüzük gibi yaptırmak isteyen yaptırsın fakat nakışını (Muhammed Rasûlullah şeklinde) yaptırmasın.” (Buhârî, Libas: 51)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ali (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bana: “Ey Ali! Allah’tan hidayet ve doğruluk iste, yüzüğü de orta ve şahadet parmağına takma” buyurdu. (Ebû Davud, Hatem: 4; Müsned: 1104)
Ali (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bana “Yüzüğü orta ve şahadet parmağıma takmamı yasakladı.” (Ebû Davud, Hatem: 4; Müsned: 1104)
Ali (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bana şöyle buyurdu: “Ey Ali! Şöyle dua et: Allah’ım bana hidayet et ve bana orta yolda olmayı nasib et.” Ve benim yüzüğü orta ve şahadet parmağıma takmamı yasakladı. (Ebû Davud, Hatem: 4; Müsned: 1104)
Enes (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) tuvalete gireceğinde üzerinde Muhammed Rasûlullah yazılı olan mührünü (yüzüğünü) çıkarırdı. (Ebû Davud, Hatem: 6; İbn Mâce, Libas: 18)
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), altından bir yüzük yaptırmıştı kaşı da avuç içindeydi. Bunu gören insanlar da altından birer yüzük yaptırdılar. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) o yüzüğü çıkardı ve: “Bunu bir daha takmayacağım” buyurdu. Herkeste yüzüklerini çıkardılar. (Ebû Davud, Hatem: 2; Tirmizî, Libas: 16)
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) altından bir yüzük edinmişti kaşını avucunun içine alarak kullanıyordu. Bunu gören insanlar da yüzük edinmeye başladılar. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) çıkardı ve “Ebediyen takmayacağım” dedi. (Ebû Davud, Hatem: 2; Tirmizî, Libas: 16)
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) altından bir yüzük edinmiş sonra da onu çıkarıp atmıştı. Sonra gümüşten bir yüzük edindi üzerinde Muhammed Rasûlullah yazılıydı ve şöyle buyurmuştu: “Hiçbir kimse benim yüzüğüm üzerindeki yazıyı yazdırmasın.” Yüzüğün kaşı, avuç içine gelecek şekilde kullanıyordu. (Müslim, Libas: 12; Tirmizî, Libas: 16)
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) altından bir yüzük edinip onu üç gün süreyle takınmıştı. Ashabı arasında altın yüzüğün yaygınlaştığını görünce çıkardı -yüzüğü ne yaptı bilmiyorum- sonra gümüş yüzük yapılmasını ve kaşına da Muhammed Rasûlullah yazılmasını emretti. Bu yüzük vefat edinceye kadar elindeydi. Daha sonra Ebu Bekir’in eline geçti. O da vefat edince Ömer’in eline geçti. O da vefat edince Osman’ın eline geçti. Osman’ın elinde altı sene kaldı devlet büyüyüp mühürlenecek yazılar çoğalınca yüzüğü ensardan bir adama teslim etti. O resmi yazıları mühürlerdi. O mühürdar olan kimse bir gün Osman’ın Kalîb denilen kuyusuna gitmişti, yüzüğü kuyuya düdü ne kadar arandıysa da bulunamadı. Bunun üzerine Osman yüzüğün yeniden yapılmasını ve üzerine de Muhammed Rasûlullah yazdırılmasını emretti. (Ebû Davud, Hatem: 1; Tirmizî, Libas: 16)
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) altından bir yüzük edinmişti. Kaşı avucunun içindeydi insanlar da bunu görünce altından yüzük edinmeye başladılar. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) çıkarıp attı insanlar da yüzüklerini çıkarıp attılar. Daha sonra Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) gümüş yüzük yaptırdı onunla yazılarını mühürlerdi, devamlı takmazlardı. (Ebû Davud, Hatem: 1; Tirmizî, Libas: 16)
Ebu Bekir b. Ebu Şeyh (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Sâlim’in yanında oturduğum bir sırada yanımızdan “Ümmülbenîn”in kafilesi geçti hayvanlarda çıngırak takılıydı. Bunun üzerine Sâlim, Nefi’ye babasından naklederek şu hadisi anlattı: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Çıngırak olan kafileye melekler yoldaş olmaz. Baksana bunlarda ne kadar çıngırak var.” (Müslim, Libas: 27; Müsned: 4580)
Ebu Bekir b. Musa (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Sâlim b. Abdullah’ın yanındaydım babasından naklederek şu hadisi anlattı: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Melekler çıngıraklı kafileye yoldaş olmazlar.” (Müslim, Libas: 27; Müsned: 4580)
Sâlim (radıyallahü anh) babasından rivâyetle şöyle demiştir: “Melekler çıngırak bulunan kafileye arkadaşlık etmezler.” (Müslim, Libas: 27; Müsned: 4580)
Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in hanımlarından Ümmü Seleme (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den işittim şöyle diyordu: “Melekler çıngırak ve çalgı aleti olan eve girmezler. Ve yanlarında çıngırak olan kafileye de eşlik etmezler.” (Müsned: 25545)
Ebu’l Ahvas (radıyallahü anh) babasından rivâyet ederek şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanında oturuyordum. Benim pejmürde elbiseli olduğumu gördü ve bana: “Malın var mıdır?” dedi. Ben de: “Evet Ey Allah'ın Rasûlü her çeşit malım var” dedim. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Öyleyse Allah’ın sana verdiği malın eseri üzerinde görünsün” buyurdu. (Ebû Davud, Libas: 17; Tirmizî, Edeb: 54)
Ebu’l Ahvas (radıyallahü anh), babasından rivâyet ederek şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanına eski elbiselerimle gelmiştim. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Malın mülkün var mıdır?” diye sordu. Ben de: “Evet her türlü mal vardır” dedim. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Hangi çeşit malların var?” buyurdu. Ben de: “Allah bana deve, koyun, at ve köleler verdi” dedim. Bunun üzerine: “Allah sana mal vermişse o ni metin eseri ve şerefi üzerinde gözüksün” buyurdu. (Ebû Davud, Libas: 17; Tirmizî, Edeb: 54)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bana şöyle buyurmuştu: “Beş şey yaratılış gereği yapılması gereken şeylerdendir: 1. Bıyıkları kısa tutmak, 2. Koltuk altı kıllarını temizlemek, 3. Tırnakları kesmek, 4. Etek tıraşı olmak, 5. Sünnet olmak.” (Ebû Davud, Tereccül: 16)
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Bıyıklarınızı kısaltıp sakallarınızı uzatınız.” (Ebû Davud, Tereccül: 16; Tirmizî, Edeb: 14)
Abdullah b. Cafer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Babam Cafer’in vefatından üç gün sonra Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bize gelerek: “Bu günden sonra kardeşime ağlamayın” dedi. Daha sonra: “Kardeşimin oğullarını çağırın” dedi. Bizi Onun yanına getirdiler kuş yavruları gibiydik. “Bana bir berber çağırın” dedi ve başımızı tıraş etmesini emretti. (Ebû Davud, Tereccül: 15; Müsned: 1659)
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): “Başın bazı yerlerini tıraş edip bazı yerlerinde saç bırakmayı yasakladı.” (Ebû Davud, Tereccül: 16; Müslim, Libas: 31)
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den işittim: “Başın bir kısmını tıraş edip bir kısmında saç bırakmayı yasak etmiştir.” (Ebû Davud, Tereccül: 16; Müslim, Libas: 31)
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): “Başın bazı yerlerini tıraş edip bazı yerlerinde saç bırakmayı yasakladı.” (Ebû Davud, Tereccül: 16; Müslim, Libas: 31)
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): “Başın bazı yerlerini tıraş edip bazı yerlerinde saç bırakmayı yasakladı.” (Ebû Davud, Tereccül: 16; Müslim, Libas: 31)
Bera (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) orta boylu, iki omuzu arası geniş, sık sakallı, yüzü kırmızımtırak idi, saçları kulak yumuşağına kadar inerdi. Onu kırmızı bir elbise içerisinde gördüm Ondan daha güzel bir kimseyi görmemiştim.” (Ebû Davud, Tereccül: 10; Tirmizî, Libas: 4)
Bera (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Uzun saçlı, güzel ve temiz giyinmiş Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den başka hiç kimseyi görmedim. Saçları omuzlarına kadar dökülüyordu.” (Ebû Davud, Tereccül: 10; Tirmizî, Libas: 4)
Enes (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in saçlarının uzunluğu kulaklarının yarısına kadardı.” (Ebû Davud, Tereccül: 10; Tirmizî, Libas: 4)
Enes (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre: “Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in saçları omuzlarına kadar dökülüyordu.” (Ebû Davud, Tereccül: 10; Tirmizî, Libas: 4)
Câbir b. Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bize geldiğinde saçları dağınık bir adam gördü ve: “Bu adam saçını düzeltecek bir şey bulamıyor mu?” buyurdu. (Ebû Davud, Libas: 17; Müsned: 1432)
Ebu Katade (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Saçlarım uzun ve gür idi saçlarım hakkında Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e sorunca: “Ona iyi bakmamı, temiz tutmamı ve her gün taramamı emretti.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) saçını ayırmadan olduğu şekilde bırakırdı. Müşrikler ise saçlarını ikiye ayırırlardı. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) emrolunmadığı hususlarda ehli kitaba uymayı severdi. Daha sonraları Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) saçlarını ikiye ayırırdı. (Ebû Davud, Tereccül: 10; İbn Mâce, Libas: 36)
Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in ashabından Ubeyd (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) İrfa’yı çok yapmayı yasaklardı.” İbn Büreyde’ye: “İrfa nedir?” diye soruldu. O da: “Saç taramaktır” dedi. (Ebû Davud, Tereccül: 1; Tirmizî, Libas: 22)