İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Ramazan ayında Mekke’nin fethi için çıktığında oruçlu idi. Usfan denilen yere geldiğinde, bir bardak meşrubat getirtti ve içti. (Şu’be bu olay Ramazan da olmuştu diyor) İbn Abbas ise, dileyen oruç tuttu dileyen tutmadı diyor. (Müslim, Sıyam: 15; Müsned: 2520)
Sünen-i Nesâî › Kitâb 22 · OruçKonum
- 1Tahâret324
- 2Sular23
- 3Hayız ve İstihâze49
- 4Gusül ve Teyemmüm53
- 5Namaz46
- 6Namaz Vakitleri132
- 7Ezan62
- 8Mescidler54
- 9Kıble35
- 10İmâmet99
- 11Namaza Başlama153
- 12Tatbîk (Ellerin Dizler Arasına Konulması)150
- 13Namazda Sehiv188
- 14Cuma Namazı66
- 15Yolculukta Namazı Kısaltma26
- 16Tutulma Namazı45
- 17Yağmur Duası (İstiskâ)25
- 18Korku Namazı27
- 19İki Bayram Namazı42
- 20Gece Namazı ve Gündüz Nâfileleri220
- 21Cenâzeler272
- 22Oruç345
- 23Zekât184
- 24Hac467
- 25Cihâd111
- 26Nikâh193
- 27Talâk174
- 28Atlar, Yarışlar ve Atıcılık33
- 29Vakıflar17
- 30Vasiyyetler61
- 31Hediyeler16
- 32Bağışlar18
- 33Rukbâ14
- 34Umre42
- 35Ziraat178
- 36Kadınlara İyi Muâmele27
- 37Kan Dökmenin Haramlığı167
- 38Fey' Malının Dağıtımı16
- 39Bîat63
- 40Akîka10
- 41Fera' ve Atîre41
- 42Av ve Kesim98
- 43Kurbanlar (Dahâyâ)88
- 44Mâlî Muâmeleler257
- 45Kasâme, Kısas ve Diyet164
- 46Hırsızın Elinin Kesilmesi115
- 47Îmân ve Alâmetleri55
- 48Süs ve Zînet339
- 49Kadıların Âdâbı49
- 50Allah'a Sığınma112
- 51İçecekler220
- 1بَابُ وُجُوبِ الصِّيَامِ
- 2بَابُ الْفَضْلِ وَالْجُودِ فِي شَهْرِ رَمَضَانَ
- 3بَابُ فَضْلِ شَهْرِ رَمَضَانَ
- 4بَابُ: ذِكْرِ الِاخْتِلَافِ عَلَى الزُّهْرِيِّ فِيهِ
- 5بَابُ قَبُولِ شَهَادَةِ الرَّجُلِ الْوَاحِدِ عَلَى هِلَالِ شَهْرِ رَمَضَانَ
- 6بَابُ ثَوَابِ مَنْ صَامَ يَوْمًا فِي سَبِيلِ اللهِ ﷿، وَذِكْرِ الِاخْتِلَافِ عَلَى سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ فِي الْخَبَرِ فِي ذَلِكَ
- 7بَابُ مَا يُكْرَهُ مِنَ الصِّيَامِ فِي السَّفَرِ
(22) Kitâb: Oruç
بَابُ مَا يُكْرَهُ مِنَ الصِّيَامِ فِي السَّفَرِ
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Ramazan ayında (Mekke fethi için) yola çıkmıştı oruçlu idi. Usfan denilen yere gelince bir kap meşrubat getirtti, güpe gündüz halkın gözü önünde içti ve orucunu bozdu. (Müslim, Sıyam: 15; Müsned: 2520)
Avvam b. Havşeb (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Mücahid’e yolculukta oruç tutmanın durumunu sormuştum, o da şöyle dedi: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) yolculukta bazen tutar bazen de iftar ederdi.” (Müslim, Sıyam: 15; Müsned: 2520)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Hamza b. Amr el Eslemî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e yolculukta oruç tutmanın hükmünü sordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “Dilersen tutarsın dilersen tutmazsın” buyurdu. (İbn Mâce, Sıyam: 10)
Hamza (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e yolculukta oruç tutmanın hükmünü sordum. Şöyle buyurdu: “Oruç tutmak istersen oruç tut oruç tutmak istemezsen tutmayabilirsin.” (İbn Mâce, Sıyam: 10)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Hamza b. Amr (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e yolculukta oruç tutmanın hükmünü sormuştum. O da şöyle buyurmuştu: “Oruç tutmak istersen tutarsın oruç tutmak istemezsen tutmayabilirsin.” (İbn Mâce, Sıyam: 10; Müslim, Sıyam: 17)
Hamza b. Amr el Eslemî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ey Allah’ın Rasûlü! benim yolculukta oruç tutmaya gücüm yeter” dedim. O da şöyle buyurdu: “İstersen tut istersen tutma.” (İbn Mâce, Sıyam: 10; Müslim, Sıyam: 17)
Hamza b. Amr (radıyallahü anh) Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e yolculukta oruç tutmanın hükmünü sormuştu da Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Tutmak istersen tutarsın tutmak istemiyorsan tutmayabilirsin.” (İbn Mâce, Sıyam: 10; Müslim, Sıyam: 17)
Hamza b. Amr (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) zamanında arka arkaya oruç tutan biriydim. Bu yüzden Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e sordum. “Yolculukta da oruç tutabilir miyim?” O da şöyle buyurdu: “Dilersen tut dilersen tutma.” (İbn Mâce, Sıyam: 10; Müslim, Sıyam: 17)
Hamza (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ey Allah’ın Rasûlü! Ben devamlı oruç tutabilen biriyim, yolculukta da aynı şekilde tutabilir miyim?” dedim. O da şöyle buyurdu: “İstersen tut istersen tutma.” (İbn Mâce, Sıyam: 10; Müslim, Sıyam: 17)
Hamza b. Amr (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, bizzat kendisi Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e sordu; kendisi yolculuklarda oruç tutan biriydi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “İstersen tut istersen tutma!” buyurdu. (İbn Mâce, Sıyam: 10; Müslim, Sıyam: 17)
Hamza b. Amr (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, kendisi Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e şöyle demiştir: “Yolculukta oruç tutmaya gücüm yetiyor, acaba oruç tutarsam günaha girmiş olur muyum?” Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de şöyle buyurdu: “Yolculukta oruç tutmamak Allah tarafından verilmiş bir ruhsattır. Kim bu ruhsatı kullanırsa iyi bir iş yapmış olur, oruç tutmak isteyene de hiçbir günah yoktur.” (İbn Mâce, Sıyam: 10; Müslim, Sıyam: 17)
Hamza b. Amr el Eslemî (radıyallahü anh) Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e: “Yolculukta oruç tutabilir miyim?” diye sordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “Dilersen tut dilersen tutma” buyurdu. (İbn Mâce, Sıyam: 10; Müslim, Sıyam: 17)
Hamza b. Amr (radıyallahü anh) Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e: “Ben çok oruç tutan biriyim, bu sebeple yolculukta da oruç tutabilir miyim?” diye sordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de şöyle buyurdu: “Dilersen tutarsın dilersen tutmazsın.” (İbn Mâce, Sıyam: 10; Müslim, Sıyam: 17)
Aişe (radıyallahü anha)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Hamza, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e: “Ey Allah’ın Rasûlü! Ben çok oruç tutan biriyim. Yolculukta oruç tutabilir miyim?” diye sordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “Dilersen tutarsın, dilersen tutmazsın” buyurdu. (İbn Mâce, Sıyam: 10; Müslim, Sıyam: 17)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Hamza, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e: “Yolculukta oruç tutuyorum ne dersiniz” diye sordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “Dilersen tut dilersen tutma” buyurdular. (İbn Mâce, Sıyam: 10; Müslim, Sıyam: 17)
Yine Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, Hamza el Eslemî Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e: Yolculukta oruç tutmanın hükmünü sormuştu -Hamza kendisi çok oruç tutan biriydi- Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “Dilersen tut dilersen tutma” buyurdular. (İbn Mâce, Sıyam: 10; Müslim, Sıyam: 17)
Ebu Said (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Ramazanda yolculuk ederdik. Kimimiz oruç tutar kimimiz tutmazdı. Tutan tutmayanı tutmayan da tutanı ayıplamazdı. (Müslim, Sıyam: 15; Tirmizî, Savm: 19)
Ebu Said (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte yolculuğa çıkardık. Bizden oruç tutanlar olduğu gibi oruç tutmayanlarda olurdu. Oruç tutanlar tutmayanları tutmayanlar da tutanları ayıplamazdı. (İbn Mâce, Sıyam: 10; Müslim, Sıyam: 17)
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte yolculuğa çıkardık. Bir kısmımız oruç tutar bir kısmımız tutmazdı. (İbn Mâce, Sıyam: 10; Müslim, Sıyam: 17)
Ebu Said ve Câbir b. Abdullah (radıyallahü anhümâ)’dan rivâyete göre, şöyle demişlerdir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte yolculuğa çıkardık. Oruç tutan orucunu tutar, tutmayan da tutmazdı. Böylece ne oruç tutan tutmayanı nede tutmayan tutanı ayıplardı. (İbn Mâce, Sıyam: 10; Müslim, Sıyam: 17)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Mekke fethi yılı Ramazanda oruçlu olarak yola çıktı. Kedîd denilen yere gelince orucunu bozdu. (Müslim, Sıyam: 15)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) oruçlu iken yolculuğa çıktı. Ufsan denilen yere gelince bir kapla meşrubat istedi. İnsanlar görecek şekilde gündüzleyin ondan içti ve böylece iftar etmiş oldu ve Mekke’ye böylece girdi ve Mekke’yi Ramazan ayında fethetti. İbn Abbas diyor ki: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) yolculukta oruç tuttu ve orucunu bozdu. Dileyen oruç tuttu dileyen de tutmadı. (Müslim, Sıyam: 15; Müsned: 2520)
Enes b. M ali k (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, bir adam Medine’ye Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanına geldi. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) yemek yiyordu. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) onu buyur etti. O da: Ben oruçluyum dedi. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’de ona: “Allah yolculuk yapan kimseden orucu ve namazın yarısını kaldırmıştır. Ayrıca hamile ve çocuk emziren kadından da orucu kaldırmıştır” buyurdu. (Dârimi, Savm: 17; İbn Mâce, Sıyam: 12)
Seleme b. Ekva (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Sayılı günlerde oruç… Ancak sizden kim hasta veya seyahatte olursa tutamadığı günler sayısı kadar başka günlerde tutar. Oruç tutmaya gücü yetmeyenlere veya zorla güç yetirip de orucu yiyenlerin üzerine fidye vermesi bir yükümlülüktür” ayeti nazil olunca, bizden bazı kimseler oruçlarını bozup fidye veriyorlardı. Daha sonra bir sonraki ayet nazil oldu ve bu uygulamayı değiştirdi. (Ebû Davud, Savm: 1; Müslim, Sıyam: 25)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Muaze el Adevi (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir kadın Âişe’ye: gören kadın namaz kılacak mı?) diye sordu. Âişe ise: Harurilerden misin? Biz, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) zamanında; hayız gördüğümüzde namaz kılmazdık ve kazasıyla da emrolunmazdık) dedi. (Ebû Dâvûd, Tahara: 104; Dârimi, Tahara:)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Eğer hayızlı olmamdan dolayı Ramazan orucundan tutamadığım oruç olursa (on bir ay sonra) Şaban gelince kaza ederdim. (Tirmizî, Savm: 66; Müslim, Hayz: 15)
Muhammed b. Sayfıy (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), aşura günü şöyle buyurdu: “Aranızda bu gün oruç tutmayan kimse var mı?” Oradakiler: “Oruç tutan da var tutmayan da” dediler. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Gününüzün geri kalan kısmını oruçlu olarak tamamlayınız. Etrafınızdaki yerlere de haber gönderiniz, onlar da kalan günlerini oruçla tamamlasınlar” buyurdu. (İbn Mâce, Sıyam: 41; Müslim, Sıyam: 21)
Seleme (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir adama: “Aşura gününde ilân et hiçbir şey yemeyen oruca niyet etsin, diğer kimseler de günün kalan kısmını oruçla tamamlasın” buyurdu. (İbn Mâce, Sıyam: 41; Müslim, Sıyam: 21)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir gün Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) yanımıza geldi ve: “Yanınızda yiyecek bir şeyler var mı?” buyurdu. Ben de: “Hayır” dedim. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Öyleyse ben bugün oruçluyum” buyurdu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ondan sonra başka bir gün bana tekrar uğradı, bana hays denilen bir yemek hediye edilmişti, ben de onun bir kısmını Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e ayırmıştım çünkü Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) o yemeği severdi. Aişe şöyle diyor: “Ey Allah’ın Rasûlü! Bana hays yemeği hediye edilmişti ondan sana birazını saklamıştım” dedim. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Getir, çünkü ben oruçlu olarak sabahladım” buyurdu. O yemekten yedi ve şöyle buyurdu: “Nafile oruç tutan kimse malından bir şeyler çıkaran adam gibidir, dilerse dilediği kadar verir ve sevabını artırır dilerse vermez.” (Müslim, Sıyam: 32; Tirmizî, Savm: 35)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir defasında Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) evime geldi ve: “Yiyecek bir şey var mı?” diye sordu. Ben de: “Hiçbir şey yoktur” dedim. Bu sefer, “Öyleyse ben oruçluyum” dedi. Aişe diyor ki: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) sonra bir daha geldi, o arada bana hediye olarak hays yemeği getirilmişti. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’a onu getirdim, O da ondan yedi. Ben hayret ettim ve: “Ey Allah’ın Rasûlü! Biraz önce geldiğinde oruçluyum dedin şimdi ise yiyorsun” dedim. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Evet Ey Âişe, Ramazan ayı dışında oruç tutan kimsenin durumu –tuttuğu oruç Ramazan’ın kazası değilse – aynen malından sadaka olmak üzere bir miktar ayıran kimsenin durumu gibidir. İsterse o ayırdığından hepsini verir isterse elinde tutar.” (Müslim, Sıyam: 32; Tirmizî, Savm: 35)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bazen gelir ve: “Yanınızda yiyecek bir şey var mı?” diye sorardı. Biz de: “Hayır yok” derdik. O da: “Öyle ise ben oruçluyum” derdi. Bir gün gelmişti bana da hays yemeği hediye edilmişti yine: “Yanında yiyecek bir şeyler var mı?” buyurdu. Biz de: “Evet” dedik. Hays yemeği hediye edilmişti. Bunun üzerine şöyle buyurdu: “Fakat ben oruç tutmak için sabahlamıştım” dedi ve ondan yedi. (Müslim, Sıyam: 32; Tirmizî, Savm: 35)
Mü’minlerin annesi Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir gün bize geldi ve biz Ona şöyle dedik: “Bize hays yemeği hediye olarak gönderilmiş Sana da ondan biraz ayırmıştık.” Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Oruçluyum” dedi. Ve onunla iftar ederek orucunu bozdu. (Müslim, Sıyam: 32; Tirmizî, Savm: 35)
Mü’minlerin annesi Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) yanıma oruçlu olduğu halde gelir ve: “Yanınızda yiyecek bir şeyler var mı?” derdi. Biz de: “Hayır” deyince, “Öyleyse ben oruçluyum” derdi. Ondan sonra tekrar geldiğinde biz kendisine dedik ki: “Bize bir yemek hediye edildi.” Bunun üzerine: “Nedir o” dedi. Ben de: “Hays yemeğidir” dedim. O da: “Oruçlu idim” dedi ve ondan yedi. (Müslim, Sıyam: 32; Tirmizî, Savm: 35)
Mü’minlerin annesi Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Günlerden bir gün Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) yanıma gelmişti ve: “Yanınız da yiyecek bir şeyler var mı?” demişti. Biz de: “Hayır” deyince: “Öyleyse ben oruçluyum” dedi. (Müslim, Sıyam: 32; Tirmizî, Savm: 35)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir gün kendisine geldi ve: “Yanınızda yiyecek bir şeyler var mıdır?” dedi. Ben de: “Hayır yoktur?” deyince: “Öyleyse ben oruçluyum” dedi. Bir başka gün yine gelmişti. Aişe şöyle dedi: “Ey Allah’ın Rasûlü! Bize hays yemeği hediye edilmişti Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de onu getirtti ve: “Ben oruçlu olarak sabahlamıştım” diyerek ve ondan yedi. (Müslim, Sıyam: 32; Tirmizî, Savm: 35)
Mü’minlerin annesi Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir gün geldi: “Yanında yiyecek bir şeyler var mı?” dedi. Ben de: “Hayır yoktur” dedim. O zaman: “Öyleyse ben oruçluyum” dedi. Bir başka sefer tekrar geldi. Ben de: “Ey Allah’ın Rasûlü! Bize hays yemeğinden hediye gelmişti” dedim. O da: “Öyleyse orucu bozayım çünkü ben oruca niyetlenmiştim” buyurdu. (Müslim, Sıyam: 32; Tirmizî, Savm: 35)
Hafsa (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kim fecirden önce geceleyin oruca niyet etmezse o kimsenin orucu yok sayılır.” (Tirmizî, Savm: 33; İbn Mâce, Sıyam: 26)
Yine Hafsa (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kim fecir vaktinden önce tutacağı oruca niyet etmezse o kimsenin orucu yok sayılır.” (Tirmizî, Savm: 33; İbn Mâce, Sıyam: 26)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Hafsa (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Geceleyin oruca niyet etmeyenin orucu yoktur.” (Tirmizî, Savm: 33; İbn Mâce, Sıyam: 26)
Hafsa (radıyallahü anha) şöyle demiştir: “Kim geceleyin oruca niyetlenmezse onun orucu yoktur.” (Tirmizî, Savm: 33; İbn Mâce, Sıyam: 26)
Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in hanımı Hafsa (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Fecirden önce oruca niyetlenmeyenin orucu yoktur.” (Tirmizî, Savm: 33; İbn Mâce, Sıyam: 26)
Hafsa (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Fecirden önce oruca niyetlenmeyenin orucu yoktur.” (Tirmizî, Savm: 33; İbn Mâce, Sıyam: 26)
Yine Hafsa (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Fecirden önce oruca niyet etmeyenin orucu yoktur.” (Tirmizî, Savm: 33; İbn Mâce, Sıyam: 26)
Yine Hafsa (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Fecirden önce oruca niyet etmeyenin orucu yoktur.” (Tirmizî, Savm: 33; İbn Mâce, Sıyam: 26)